Pages

Ads 468x60px

Bebek Sağlığı Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bebek Sağlığı Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bebeğinize Verdiğiniz Süt Yeterli Mi?

Kaç aya kadar bebekler anne sütü almalı, sütün miktarı ve zamanlaması nasıl olmalı?

Yeni annelere çok gerekli öğütler, bebeğiniz ne kadar süt emmeli verdiğiniz süt yeterli mi? İlk 6 ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmesi gerekir. Ayrıca doktorunuza da danışabilirsiniz. 6 aydan sonra da beslenmesi için gerekiyorsa yine anne sütüne diğer ek gıdalarla beraber devam edilebilir. Tüm besin gereksinimleri ilk 6 aylık aldığı sütten karşılanır. Bu bakımdan içiniz rahat olsun. İlk emme anında foremilk alır ve sütü daha az emer. Emzirmenin sonuna doğru hindmilk olarak daha fazla miktarda süt emer.

Laktoz açısından zengin olan süt foremilktir yağ açısından zengin olan da hindmilktir. Yani emzirme anında bütün değerleri besinleri alırlar. Mükemmel ve dengeli bir gıda almış olur. Sütten kesildikten sonra sindirim sistemine uygun olan ek gıdalara başlanır. Hazımsızlık, enfeksiyon, alerji gibi sorunlar görülürse acilen doktoruna danışın. Sık idrar yapma, sık dışkılama, kiloda aşırı artış/azalış, kusma ve memnuniyetsizlik belirtilerinden beslenme sorunlarını anlayabilirsiniz.b
Kaynak7gunsaglik.com

Çocuğunuz İle İletişim Kurmanın Yolları

Araştırmalara göre yürümeye yeni başlayan çağdaki çocukların televizyon seyretmesi gelişimleri ve iletişimleri açısından engel olabilir.

12, 24 ve 36 aylık bebekler ve anneleriyle toplam 49 bebek ve anneyle bu araştırma yapılmıştır. Büyük çocuklar ve yetişkinler için televizyon etkileri daha farklıdır. Ama yeni gelişen bu aşamadaki bebekler için ilk 36 ay tv izlenmemesi daha doğru olur. Anne ve babalarıyla iletişime geçerken tv izletilen veya tv ortamında büyüyen bebekler daha çok zorlanır.

Yeni öğretilen kelime ve ifadeleri anlayamaz geç anlar ve iletişim bozuklukları görülür. Ailesi ne kadar ona bir şeyler öğretmeye çalışsa da bebek ve çocukların dikkati özellikle daha çok tv de olur. 2 yaşından küçük çocuklar evde tvye ortalama 5.5 saat maruz kalıyor. Ebeveyn çocuk iletişiminde televizyonun yeri çok önemli. Psikolojik ve gelişim açısından olumsuz etkilenmeleri kaçınılmaz.b
Kaynak7gunsaglik.com

Bebekler İçin Uygun Uyku Ortamları

Anneler çocuklarının mutlu ve rahat bir uyku çekmeleri için uğraşır. Bebeklerin en güvenilir uyku ve şekerleme ortamları nelerdir?

İlk birkaç ay boyunca bebeklerin uyku düzeni yerine oturmaz. Onları yeterince mutlu ettiremeyiz ve uyku almaları için en uygun ortamı bulamayabiliriz. Bebeğiniz herhangi bir saatte uyuyor veya uyanık olabilir. 4 aylık gibi bir zamanda şekerlemelere öğlen ve gündüz uykularına daha çok alışır. 1-4 yaş arası bu rutinler devam eder. Sabah, öğle, ikindi, akşam ve gece uykuları yavaşça düzene girer ve böylece sürer.

Öğleden sonra şekerlemesi bebek ve çocuklarda 2-3 saat civarında sürer. Rahatça şekerleme yapması için her gün bu saatleri düzene koymaya çalışın. Aynı saatte uyutup uyandırın ve uyku süresi eşit olsun. Bebek arabası, beşik, yatak neresi olursa olsun fark etmez. Gözleri sarkacak ovuşturacak ve uykulu ifadesi yüzünde olacak. Huysuzlanmadan ilk uykulu anında yatağına yatırın. Gürültü, ses, sıcaklık, ışık gibi şeylerden uzak sakin bir oda ayarlayıp uyutun.
Kaynak7gunsaglik.com

Çocuklarda Nefrit Ve Tedavisi

Özellikle çocuklarda görülen nefrit hastalığı mikrobiyal nedenlere bağlı oluşabildiği gibi başka nedenlerin tetikleyebilmesi de mümkündür. Özellikle mikrobiyal nefritin çocuklarda görülme ihtimali daha yüksektir.
Nefritin belirtileri;

Yüksek ateş Terleme Titreme Göğüs ağrısı Aniden gelen idrar yapma isteği Sık sık idrara çıkma  Ağrılı idrar yapma İdrar renginde koyulaşma ve kökü kokulu idrar Su ve tuz dengesinde bozulma Protein kaybıGöz kapaklarında ve bacaklarda görülen ödem Yüksek tansiyondur.
Tedavisi:

Nefritin tedavisine başlanılması için öncelikle tam teşekküllü bir hastanede tanısının konması önemlidir. Bunun için idrar kültürüne ihtiyaç duyulacaktır. Alınan kültürün sonucuna göre ilgili hekim diğer tetkikleri inceleyecek ve ihtiyaç duyuluyorsa biyopsi isteyecektir. Genellikle böbrek taşı ile karıştırılan bulguların çok iyi gözlemlenmesi önemlidir. Hastalığın tedavisi için hastanın hastane ortamında tutulması ve ilaç tedavisinin gerekiyorsa damar yolu ile gerçekleşmesi gerekir. Ortalama 4 -6 hafta sürebilecek tedavi aşamasının sonucunda hasta nefrit hastalığından tamamen kurtulabilmektedir. Eğer ki hastalık ciddiye alınmaz ise böbrek yetmezliğine dönme ihtimali yüksektir.
Kaynak7gunsaglik.com

Kedi Miyavlaması Sendromu Nedir? Belirtileri ve

Kedi miyavlaması sendromu 46 kromozomdan 5. sinin bir kısmının eksikliği sonucu oluşmuş genetik bir bozukluktur. Yani 5. kromozomun bir kısmı yoktur. Bu durum yeni doğan bebeğin zihinsel, fiziksel ve psikomotor gelişim alanlarını etkilemektedir.

Belirtileri:
Sendrom, yeni doğan bebeğin kedi miyavlaması şeklindeki ağlamaları ile karakterizedir. Bu bebeklerin üçte biri 2 yaşına kadar bu ağlayışlarını kaybetmektedirler. Sendromun diğer belirtilerini ise şu şekilde sıralamak mümkündür:
-Bebeğin düşük doğum ağırlığı ile büyümesi ve zayıf büyümesi,
-Emme ve yutma problemleri ile birlikte gelen beslenme sorunları,
-Yüz çehresinin zamanla alışılmamış bir hal alması,
-Damak yapısının dar ve yüksek olması,
-Iki göz arasındaki mesafenin geniş olması,
-Kabızlık,
-Normalden fazla salya salgılanması,
-Huysuzluk saldırganlık ve hiperaktivite gibi davranış problemleri.

Tedavisi:
Hastalığın uygulanabilir mevcut bir tedavi şekli yoktur. Sendromun oluşturduğu kabızlık, şaşılık, emme ve yutmada zorlanma, kalp ve böbrek sorunları gibi sağlık problemleri semptomatik yollarla tedavi edilmektedir. Bu çocuklara erken yaşlarından itibaren konuşma ve davranış terapileri uygulanmalıdır. Hernekadar sendromu yaşayan çocuklarda zeka geriliği gösterse de eğitilebilir ve kendi ihtiyaçlarını karşılayacak kadar geliştirilebilirler.
Kaynak7gunsaglik.com

Sirenomelia (Deni Kızı Sendromu)Nedir?

Muhakkak ki hepimiz çocukluğumuzda deniz kızı masalını zevkle okumuş ya da dinlemişizdir. Birçok kız çocuğunun hayali olmuştur deniz kızı olmak. Ancak bu durum dünya üzerinde bazı kişilerin kabusu haline gelmiş bir hastalık olarak ortaya çıkmıştır.
Sirenomelia yani deniz kızı sendromu adı verilen bu hastalık dünyada çok nadir görülen, bacakların yapışık oldugu ve genital bölgenin iç kısımda kaldığı çok ciddi bir rahatsızlıktır. Oluşturduğu bu görüntüden dolayı Deniz Kızı Sendromu adını almıştır. Görülme olasılığı yüz binde bir oranındadır. Hastalık, ciddi böbrek defektlerini de kapsamakla birlikte diğer boşaltım organlarının da büyük hasara uğramasından dolayı çocuğun yaşama şansını büyük oranda düşürmektedir. Öyle ki genellikle doğumun birkaç saat sonrasında yaşamlarını yitirmektedirler. Bu anlamda bakıldığında insana yaşama şansı bırakmayan, son derece zalim bir hastalıktır. Bu hastalığa sahip çocukta cinsel organ görülmez ve genellikle idrar kesesi de gelişmemiştir. İfade ettiğimiz gibi bu hastalıkla doğan bireylerin yaşama şansı yoktur ancak dünya üzerinde deniz kızı sendromu ile doğup yaşamını devam ettiren iki mucizevi örnek mevcuttur.
Kaynak7gunsaglik.com

Bebeklerde Gut Bakterisine Karşı Anne Sütü

Çocukların erken yıllarda yani bebekliklerinde bağışıklık sistemlerinin gelişmesi bakımından bağırsak florası laktik asit alımı çok mühimdir.

Bu da anne sütünde yer alır. Emzirmenin bir artısı da bebeği gut bakterisinden korumaktır. Anne sütü obeziteyle savaşır, diyabet, enflamatuar hastalıklar, barsak hastalığı ve alerji ile savaşır. Guta karşı bebekleri ve çocukları koruyucudur. Bağırsakların dost bakterilere ihtiyacı var şüphesiz. Bu yararlı bakterileri onlara ilk 6 ay boyunca emzirerek verin.

İlerideki sağlığı ve bağışıklığı için bu şart. Gelişimlerinin ilk ve en önemli adımı anne sütüdür. Bir bebek savunmasız olarak dünyaya gelir. Bağırsak bakterileri olmadığından dışardan gelecek bakterilere savunmasız ve hastalıklara karşı korunmasızdır. Anne sütü emen bebekler ise aksine çok güçlüdür.

Hayatlarının ilk 3 yılında çok ciddi sağlık sorunlarından da büyük ölçüde korunmuş olurlar. 9 aya kadar anne sütü alınabilir. Ne kadar iyi anne sütü alırsa obezite riski o denli azalır. İleride vücut kitlen endeksini korur. Bağırsak bakterilerinden değişimler 3 yaşına kadar devam eder. Bebekken emzirilen çocuklar çocukluk dönemini de daha sağlıklı atlatır.
Kaynak7gunsaglik.com

Hamilelikte Antidepresan Kullanımı ve Bebekte Akciğer Riskleri

Yeni bir araştırmaya göre gebelikte kullanılan antidepresanlar bebekte doğmadan önce ve doğumdan sonra akciğer komplikasyonları riskini 2 kat artırıyor.

Persistan pulmoner de olarak bilinen hipertansiyon hastalığı yerleşebiliyor ve akciğerlerin gelişmesi anne karnında önlenebiliyor. Akciğer sorunları yeni doğanlarda yaşanıyor. Yaklaşık 1000’de 3.5 oranda bu duruma sebep olunuyor. Gebelikte ilaç kullanılması anne ve bebeği riske atıyor. Özellikle depresyon ilaçları akciğerleri etkiliyor.

Hatta doğumdan evvel düşük yaşanabiliyor. Bu ilacı kullanmadan önce bu riskleri ve yan etkileri bilinmeli ve doktor tavsiyesi olmadan kullanılmamalıdır. Panik olmadan potansiyel sorunlara bir denge getirmelisiniz. Depresyon, hamilelikten önce tedavi edilmelidir. Çok gerekirse ve doktor önerirse alınacak bu ilaçlarla, uykusuzluk, sinirlilik, beslenme bozukluğu, bağımlılık ve yüksek tansiyon önlenebilir.

Gebelikte depresyon yaşayan kadınlar doğum kusurlarıyla karşılaşabilir. Bebeğin ağırlığı düşük olabilir, erken doğum olabilir. Ayrıca bu durumlar bebekte düşük zeka ve depresyon gelişimi gibi risklere de sebeptir. Kalıcı pulmoner hipertansiyon selektif serotonin geri alım inhibitörleri olarak bilinen antidepresanlar riskli fakat gebelikte depresyonla da savaşılmalıdır..Haber Kaynagı.7gunsaglik.com,

Anne Adayları Daha Dikkatli Beslenmeli

Çünkü ne yerseniz bebeğiniz de ondan etkilenir. Bilinçsiz beslenme ve bebeklerdeki etkileri..

Hamilelik döneminde anne adayları dünyaya bir bebek getirme heyecanının yanı sıra aldıkları fazla kiloları nasıl verecekleri konusunda endişe de yaşıyor. Ancak doğum sonrası uygulanan bilinçsiz diyetler hem annenin hem de bebeğin sağlığı açısından riskli olabiliyor. Doğumdan sonra uzman kontrolünde uygulanacak sağlıklı beslenme programı ile ideal kiloya kavuşmanın önemine işaret eden Uz. Dyt. Şefika Aydın Selçuk, anne sütünü azaltmayacak ve kilo aldırmayacak şekilde beslenilmek gerektiğine vurgu yapıyor.

Emzirme döneminin önemine parmak basan Aydın, “Bebeğin beslenmesinin etkilenmemesi için anne sütünü azaltmayacak kaliteli bir beslenme planı uygulanmalıdır. Tahıl, süt, sebze, meyve ve et grubuna mutlaka yer verilmelidir. Üç ana öğün düzeni sağlanarak bu çeşitlilik sağlanmalıdır. Et grubuna öğle ve akşam yemeklerinde tavuk, balık ve kırmızı et ile yer verilebilir. Sebzeler, salata ya da yemek olarak tüketilebilir. Sabah kahvaltıda süt ve peynir mutlaka olmalıdır. Bunun dışında ceviz, fındık, badem de önerilmektedir. Her üç öğünde de mutlaka ekmek ve salata olmalıdır. Ekmek yerine bazen sıvı volümünü artırmak amacıyla çorba tüketilebilir” diyor.

DİYET İÇİN 4 AY BEKLEYİN

Doğumdan sonra ilk aylar annenin ve bebeğin uyku düzeninin oturtulmaya başladığı dönem. Bunun için 4 aya kadar diyet programı uygulanmasını önerilmediklerini belirten Aydın, doğum sonrası ideal kiloya kavuşmak için anne adaylarına şu önerilerde bulunuyor:

HANGİ BESİNDEN NE KADAR TÜKETMELİSİNİZ?

“Annenin günlük alması gereken kalori emzirme döneminde kilosu bazında değişkenlik göstermektedir. Genelde günlük 2.000 kaloriyi bulabilmektedir. Çünkü emzirme ile de 300-400 kalori kaybının da karşılanması gerekmektedir. Örneğin; et ve et gruplarından birer köfte kadar et 70 kaloriye denk gelmektedir. Süt grubu ortalama 150 kalori gibi hesaplanmaktadır. Anneler bir dilim ekmek 70 kalori, bir kase çorba 150 kaloriyi bulabilir. Çorbalar çok yağlı yapılmamalıdır. Meyveler emzirme döneminde gaz yapabileceğini düşünerek komposto olarak önermekteyiz. Meyvelerin bir porsiyonu 45-50 kaloridir. Sebze grubu da ortalama 60-70 kaloridir. 4 kaşık sebze yemeği 70 kaloriye denk gelmektedir. Etli bir sebze yemeği ise bunun kalorisi 150’yi bulabilmektedir. Bir öğünde 8 kaşık sebze yemeği ya da 4-4 olarak iki öğüne dağıtarak tüketilebilir.

BOL SIVI ALIMINA ÖZE GÖSTERİN

Doğumdan sonra bebek emzirilirken gebelik öncesi döneme göre daha fazla sıvı besin alınmalıdır. Emziklilikte su metabolizmasında artış vardır. Alınan su süt salgılanmasıyla, metabolik su ise artan yiyecek alımıyla artmaktadır. Süt miktarının değişmemesi için annenin sıvı alımını arttırmak gerekir. Günlük alınan toplam sıvı miktarı yaklaşık 3000 ml olmalıdır. Bu miktar pratik ölçüler ile 12 su bardağı su, süt, ayran, hoşaf, komposto, limonata, şerbet, meyve suları şeklinde önerilmelidir. Çay, kahve gibi içeceklerin süt verimini azalttığı bilinmektedir.

DOĞUM KİLOLARINIZI ATMANIZI SAĞLAYACAK TAVSİYELER

• Kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve peynir belirtilen miktarlarda tüketilmelidir.

• Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon etli sebze yemeği veya kuru baklagil yenilmelidir. Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur karışımı yemekleri, portakal, mandalina, domates, maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitamini yönünden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketilmelidir. Bireysel özelliklere göre gaz yapıcı besinler çıkartılabilir.

• Vitaminlerden zengin sebze ve meyveler diyette her öğün olmalıdır.

• Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar tüketilmemelidir.

• Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Doğal besinlerde yeterince alınmayan iyot, ancak iyotlu tuzun kullanılması ile anne sütünden bebeğe geçer.

• Kuru meyveler ve kuru yemişler yoğun enerjileri yanında, demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü de yapılarak bu besinler tüketilebilir

• Kansızlığa neden olduğundan yemeklerle birlikte çay içilmemelidir. Çayı kuşluk, ikindi gibi öğün aralarında, yani yemek yendikten 1-2 saat sonra açık olarak içilmeli, çaylara limon suyu eklenmelidir. İçecek olarak ıhlamur, nane, papatya, kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir.

• Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran, limonata tercih edilmelidir.

• Pekmez kan yapıcıdır, şeker boş enerji kaynağıdır. Şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi kansızlığa karşı alınacak önlemlerden birisidir.”

(ntvmsnbc)
Kaynak7gunsaglik.com

Anne Karnında Sigaraya Maruz Kalan Bebekler

Prenatal denilen ana rahminde gelişmeye başlayan bebeklerin anneleri tarafından sigara dumanına maruz bırakılmaları çok riskli.

Anne karnında sigarayı soluyan bu bebeklerin beyinlerinin bazı bölgeleri çok zayıf gelişiyor. Tütün dumanı anne karnında olsun veya doğmuş olsun bebek ve çocuklarda olumsuz fiziksel ve zihinsel sonuçlar doğurur ve ciddi bir risk faktörüdür. Hamilelikte sigara içen kadınların bebekleri dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu riski altındadır ve genelde bu gibi sorunlar başlar.

Patolojik ve psikolojik sorunlar da beraberinde gelir. Zayıf inhibitör kontrolü gelişir. Buna karşın, fonksiyonel manyetik rezonans yani MR görüntüleme tekniği ile, inhibitör kontrol önlemleri alınabilir.

Yani bu tarama görüntüleme testi ile dumana maruz kalan bebekler görülüyor ve önlem alınıp tedaviye gidilebiliyor. Genç yetişkinler ve çocuklarda sinirsel gerilemelere yol açan bu durum çocukluk yılları boyunca sürer hatta kalıcı olabilir. Nötr uyarıcılara karşı bu çocukların beyinleri daha zayıf kalır ve tepkisizdir. Hamile kalmadan evvel sigara bırakılmalı ve bu süreçte de içilmemelidir.
Kaynak7gunsaglik.com

Bebeklerin Kolay Uyuması İçin 2 Kez Banyo Yaptırın

Uyku döngüsü tam olarak oturmayan yeni doğan veya ilk 6 aya kadar olan bebekler için neler yapılabilir?

Günde 2 kez banyo yaptırmak bebek uykusu için biçilmiş kaftandır. Sabah banyosu ve gece yatmadan önce son bir banyo ona iyi gelecek yoracak ve mışıl mışıl uyutacaktır. Geceleri rahatlatıcı bir masaj, ılık bir banyo bebeğinizin uyumasına yardımcı olacaktır. Sabah banyosundan sonra biraz uyuyup tekrar uyanıyorlar genelde.

İlk 6 ay boyunca uyku düzeni oturmaz ve sizi de kendini de yorar. Özellikle gece uyanmadan deliksiz ailecek bir uyku çekmek adına gece banyosunu ihmal etmeyin.

Altı kirlenince acıkınca ses olunca korkunca veya bir sorundan ötürü ağlayarak uyanırlar ilk 1 sene bunlar olacaktır. Rüzgar, sıcak, serin gibi dış etkenleri giderin ve odasını havalandırıp ideal konuma getirin. Ses geçirmemesi ve size yakın olması önemli. Yemeğini yedirip altını temizleyip öyle yatırın. Yağ ve nemlendiriciler ile banyodan sonra uyuyacaktır.
Kaynak7gunsaglik.com

Egzersiz, Anne ve Bebek Sağlığı İçin Önemli

Düzenli egzersiz motive edicidir ve sağlığı olumlu yönde etkiler.

Anne bebek sağlığı için de etkileri inanılmazdır. Hamilelikte egzersize önem verin. Hem kendi sağlığınız hem bebeğin beyin gelişimi için oldukça mühimdir. Haftada en az 3 kez 20şer dakikalık yürüyüşler bile bebeğin beyin gelişimini destekliyor.

Yüzme, yürüme ve rutin işler gebelikte şart. Ilımlı aktiviteler, tempolu ya da hafif orta tempoda yürüyüşler bebeğin sağlıklı doğmasına yardımcı. Doğumdan sonra anne ve bebek fizik ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri hemen anlaşılıyor.

Düzenli egzersiz fetal nöral gelişimini destekliyor. Özellikle gebeliğin ilk 3 aylık döneminde yapılan aktivite spor ve egzersizler çok faydalı. Kalbi hızlandıran egzersizler daha da önde. Çocuk ileride okulda da daha başarılı oluyor bu sayede, beyin işlevleri gelişmiş oluyor.

Konuşma, öğrenme, ifade etme gibi beyinsel yetenekler bu bebeklerde daha iyi gözlemleniyor. Uyku düzeni ve depresyonu yenmede de egzersizin etkisi büyük. Yoga ve dans da ideal gebelik egzersizlerinden..Haber Kaynagı.7gunsaglik.com,

Dil Eğitimi Çok Küçük Yaşta Başlamalı

Her şey küçükken, çocukken daha kolay öğreniliyor. Bebekken bile dil öğretilebilir.

Liv Hospital Konuşma ve Yutma Bozuklukları Uzmanı Eyüp Sezer “Doğası gereği çocuğun iki yaş sonrası konuşmasında maruz kaldığı dillerin özelliklerinin bir karışımı karşımıza çıkar ve her bil dile ilişkin “ustaca kullanım” zamanla kazanılır. Dolayısıyla teorikte çift dilli, hatta üç dilli çocuk yetiştirmek mümkündür” diyor.

Bebekler konuşmaya başlamadan iletişime geçer

Doğum sonrasında bebekler, uyanık oldukları zamanlarının büyük bir kısmını annelerinin ya da bakıcılarının jest/mimik/seslerini dinleyerek ve izleyerek geçirir. Böylece konuşmalarını sağlayacak organları henüz zihinsel ya da fiziksel olarak denetleyemeseler de, dile ilişkin bilgiyi depolar ve yaşantılarıyla ilişkilendirebilir. Ayrıca, iletişim kurma dürtüsü öyle güçlüdür ki, bebekler, ilk sözcüklerini söylemeden çok önce bizimle “konuşmak” için pek çok farklı yöntem geliştirir. Örneğin, birçok farklı ağlama çeşidi vardır ve ana babalar bir ağlamanın “açım”, bir diğerinin “canım acıyor”, ya da “rahatsızım”, bir başkasının “sıkıldım, derhal benimle ilgilen” anlamına geldiğini kısa sürede öğrenir.

Bir yaşına doğru bebeksi konuşmalar başlar

Bebekler dil yetisi kazanırken sözcükleri anlamayı ve üretmeyi eşzamanlı olarak öğrenme eğilimindedir. Bir yaşına doğru bebekler “dil” benzeri sesler çıkarmaya başlarlar,  “bebeksi konuşma” olarak adlandırabileceğimiz genizsi agulamalar ve gığıldamaların yerini babıldamalar alır. İlk anlamlı sözcükler on ikinci ila yirminci ay arasında söylenir. Bazı bebekler anlamlı sesler çıkarmak için çabalayıp durur, bazıları ise hazır olana kadar bekler. On sekiz ila otuzuncu aylarda bebeğin yeni sözcükleri öğrenme hızı aniden artar. Buna “adlandırma patlaması” denir. İki üç yaş arasında çocuk konuşmasını basitleştirerek “bebeksi konuşma” ile yetişkin konuşmasına benzer yapıları kullanmaya başlar. Çocuk 3 ya da 4 yaşına geldiğinde, konuşmasındaki “bebeksi konuşma” özellikleri azalır, yetişkininkine benzer biçimde anlaşılır ve akıcı olarak konuşmaya başlar.

2 yaşa kadar kritik dönem!

Çocuk, genel olarak doğumla iki yaş arası “dil edinimi için kritik dönem” diye adlandırabileceğimiz dönemde duyabildiği ve maruz kaldığı iki ya da üç dili öğrenebilir. Fakat edinimin doğası gereği çocuğun iki yaş sonrası konuşmasında maruz kaldığı bu dillerin özelliklerinin bir karışımı karşımıza çıkar ve her bil dile ilişkin “izole, ustaca kullanım” zamanla kazanılır. Dolayısıyla teorikte çift dilli, hatta üç dilli çocuk yetiştirmek mümkündür denilebilir.

Nelere dikkat edilmeli?

Burada vurgulanması gereken, doğum ile iki yaş aralığının “dil edinimi açısından kritik periyot” olduğu, dolayısıyla çocuğun tepkileri çok iyi gözlenmeli, olası “işitme kaybı” olasılığı en başta “yeni doğan işitme taraması” ile egale edilmeli, sonrasında periyodik değerlendirmelerle çocuktaki dil iletişim gelişimi ilgili uzmanlarca takip edilmelidir.
Kaynak7gunsaglik.com

Bebeklerin Cildinde Görülen Lekelerin Sebebi

Doğum lekelerinin nedeni gebelikte annelerin tükettiği bazı gıdalar. Rengi ve şekli de bu besinlere bağlı..

İspanya, İtalya, bazı Arap ülkeleri ve ülkemizde doğum lekesinin sebebi olarak hamilelikte yemek istenen yiyecek gösterilir. Örneğin hamile kadının canı çilek ister ancak yiyemezse bebeğinin vücudunda çilek şeklinde leke olacağı söylenir.

Uzmanlara göre doğum lekesinin sebebi kesin olarak bilinmiyor. Yeni doğanların vücudundaki doğum lekelerinin büyük bir bölümünün sebebi kan damarları. Deri altındaki anormal kan damarları sebebiyle mor, kırmızı veya pembe renklerde görülebilen doğum lekeleri bazen kahverengi de olabiliyor. Kahverengi doğum lekeleri renkli hücrelerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor.
Kaynak7gunsaglik.com

Gebelikte Glutensiz Beslenmek, Bebeği Diyabetten Korur mu?

Tip 1 diyabet hastalığı anne karnındaki bebeklerde bile başlayabiliyor.

Bunun için anne adaylarının gebelikte dikkatli beslenmesi ve glutensiz gıdalara yönelmesi gerek. Çünkü gebelikte glutenli gıdalarla beslenen annelerin bebekleri ileride tip 1 diyabet riskini daha fazla taşıyor. Emzirme döneminde de bu böyle. Yani doğumdan sonraki ilk 6 ay emzirirken de glutensiz beslenmek önemli.

Araştırmalar yavru fareler ve anneleri üzerinde denenmiştir ve bu sonuca varılmıştır. Gluten, buğday, arpa, çavdar gibi tahıllarda bulunan bir proteindir. Sindirim sistemi gluteni benimseyemeyebilir bu durumda da tip 1 diyabet oluşabilir. Glutenli beslenme çölyak hastalığının da nedeni.

Bebeklerde çölyak, diyabet ve bazı sorunları önlemek adına gebelikte ve emzirme döneminde buna dikkat etmek gerekir. Pankreas insülin üreten organdır ve bebeğin anne karnındaki gelişiminde beslenmeyle orantılı olarak pankreas bozuklukları başlayabilir. Şeker hastalığı bebekken yerleşirse ileride çok daha kalıcı ve tehlikeli olabilir.
Kaynak7gunsaglik.com

Gebelikte D Vitamini, Bebeğin Kas Gücünü Etkiliyor

Klinik Endokrinoloji ve Metabolizma Dergisi yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, gebelik sırasında yüksek miktarda D vitamini alımı, anne ve bebeklerin daha güçlü kaslara sahip olmasını sağlıyor.

D vitaminindeki kalsiyum ve fosfat miktarı gebelikte ne kadar fazla alınırsa bebeklerin kasları o kadar güçlü oluyor. Hem de yardımcı hücrelerin iletişimini ve düzenlenmesini sağlıyor ve geliştiriyor.

D vitamini vücudun ana kaynaklarından biri, en çok da güneşte var. Günde 20 dakika kadar gün ışığından faydalanmak özellikle gebelikte önemli.

Ayrıca balık, yumurta, tahıl, süt ürünleri ve meyve sebze de tüketmek çok sağlıklı ve kasları güçlendiriyor. Bebekler anne karnında kas gelişimini yaşadıklarından, annelerin dikkatli olması bu kurallara uyması şart.

İngiltere’de Southampton Üniversitesi Tıbbi Araştırma Konseyi Epidemiyoloji Ünitesi çalışanları genç kadınlarda D vitamini düzeyinin düşük olduğunu bildirmiştir.

D vitaminine gereken önem verilmiyor. Oysa faydaları ve gerekliliği ortada. Hamilelikte mutlaka düzenli olarak bu vitaminin bir şekilde alınması gerekli. Aksi halde bebeklerde kas gelişimi kemik gelişimi oluşamaz. .Haber Kaynagı.7gunsaglik.com,
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...