Pages

Ads 468x60px

Erkek Sağlığı Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Erkek Sağlığı Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Babaların Yaptırması Gereken Sağlık Testleri

Kolesterol testi. Kalp hastalıklarını önlemek ve erken önlem teşhisi açısından bu test düzenli olarak yaptırılmalıdır.

Kan basıncı (tansiyon). Basit cihazlarla ve tansiyon aletiyle yakın takipte olmanız gerekir.
Kemik yoğunluğu testi. Osteoporoz kemik yoğunluğunu ölçmek gerekir. Kalçada vertebra kırığı da erkeklerde yaşanabilir.
Diş kontrolleri. Diş çene kemikleri sağlığı ağız hijyeni ve diş etleri risk altındadır ileride sorun olur.
Diyabet. Kan şekeri düzeylerindeki dengesizlik tüm damarları etkiler ve kan akışını değiştirir.
Prostat büyümesi ve kanseri testi.
Göz muayenesi. Yaşla beraber görüş yeteneği azalacak göz sorunları oluşacaktır. Belli aralıklarla gözcüye gidip muayene olmak ve tedavi olmak gerekir.
İşitme testi de görme kadar mühimdir. Gürültüye bağlı işitme kaybı olabilir. Orta ve iç kulak anormallikleri oluşabilir.
Stres testi de kalp damar tıkanıklıkları açısından kan kontrolleri ile uygulanır.
Tam kan sayımı yine önemli bir kontroldür.
Tiroid fonksiyon testi genel anlamda çok önemlidir.
Metabolik sendrom. Diyabet ve kalp hastalığı gibi durumlar açısından gereklidir.
İdrar analizi. Böbreklerin nasıl çalıştığının göstergesidir. İltihap enfeksiyon varsa tespit edilir.
Kaynak7gunsaglik.com

Sosis ve Salam Erkekte Kalp Yetmezliği Nedeni

Sosisli ve salamlı yani şarküterili sandviçler hot dog tabir edilen bu ürünler erkeklerde kalp yetmezliği nedeni mi?

Düzenli olarak işlenmiş kırmızı et tüketen erkekler ileri yaşlarda sorunlar yaşayabilir. Kalp ve damarlar tıkanıyor ve kalp yetmezliği, felç, inme, kalp hastalıkları ve ölüm yaşanabiliyor. İsveçli araştırmacılara göre kalbin yeterince kan pompalama fonksiyonunu önlüyor. Günde 50 grama kadar normal fakat ekstradan her fazla bir dilim size eksi olarak geri dönüyor. Ölüm riski de 2 kat artıyor. Pastırma ve jambon ise en tehlikelileri.

Sucuk, salam, sosis gibi etlerden uzak durun ve kalbinizi düşünün. Hem pahalı hem de ölümcül işlenmiş kırmızı et ürünlerini çok fazla tercih etmeyin. Kalbin büyük düşmanlarıdır. Haftada en fazla 1-2 porsiyon kırmızı et tüketmek en doğrusudur. Sebze ve bakliyat ağırlıklı beslenmek ve beyaz et tüketmek kalbiniz için en iyisidir. Sigara ve alkol de kullananlarda risk daha da artıyor. Füme ve ızgara etlerde de aromatik eklemeler ciddi risk taşır. Kalp ve kanser riski taşıyan bu ürünleri az tüketin ve dengeli bir beslenme planı oluşturun.
Kaynak7gunsaglik.com

Sperm Sayısı Azalıyor, Kısırlık Oranı Düşüyor

Dünya Sağlık Örgütü erkekleri ilgilendiren önemli bir uyarıda bulundu. Sperm sayısı ve kalitesi azalacak ve kısırlık oranı artacak..

Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) raporuna göre, 100 yıl yıl önce sperm sayısı mililitrede 100-120 milyonken, birçok erkekte bu sayı 15 milyona düştü.

Raporu değerlendiren Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, dünyanın giderek kısırlaşmasındaki en önemli etkeni, insanı modern yaşamla buluşturan teknolojik gelişmeler ve yaşam şeklindeki değişmeler olarak değerlendirdi.

Kısırlaşmadaki en önemli göstergelerden birinin sperm sayısı olduğunu belirten Tıraş, “100 sene önce sperm sayısı mililitrede 100-120 milyondu. Bu rakam geçtiğimiz yıllarda 20 milyona kadar indi. Ancak DSÖ'nün son revizyonuna göre rakam artık 15 milyon. Yani sperm sayısı çok düşük. Bir yıl korunmadan cinsel ilişkiye girilmesine rağmen 100 çiftten 15'i çocuk sahibi olamıyor” dedi.

Kısırlıkta hava, su ve çevre kirliliği gibi faktörlerin çok etkili olduğunu ifade eden Tıraş, sanayide kullanılan ağır metallerin, gıdalarla, suyla ve havayla alınan yabancı maddelerin etkili olduğunu söyledi.

Tıraş, “Benzindeki kurşun, ağır sanayide kullanılan civa, nikel, kadmiyum gibi metallerin hepsi toksiktir. Özellikle baca gazları kısırlıkta çok etkili. Sanayide kullanılan baca gazlarından çıkan dioksin kısırlık oranını önemli ölçüde artırıyor” diye konuştu.

OBEZİTE KISIRLIK NEDENİ
Son yıllarda hızla artan obezitenin de kısırlaşma oranlarında etkili olduğuna işaret eden Tıraş, vücuttaki 10 kilo fazlalığın kısırlık riskini artırdığını belirtti. Kilosu normalin altında olanların da aynı riski taşıdığına dikkati çeken Tıraş, şunları kaydetti:

“İsveç'te yapılan ve sonuçları Ekim 2011'de yayınlanan son bilimsel çalışma, kilonun kısırlık üzerindeki etkisini bir kez daha ortaya koydu. Makaleye göre, kilosu normalin altında olanlar da üstünde olanlar da sorun yaşıyor. Obez kadınlarda gebelik oranları, normal kilolu kadınlara göre daha düşük. Kilolu olanlarda bu oran 20,8 iken, normal kilolularda 28,3.”

SİGARA KADINLARDA YUMURTA REZERVİNİ AZALTIYOR
Sigaranın kadınlarda yumurtalık rezervini azaltarak gebeliği engellediğini; erkeklerde ise sperm sayısı ve hareketleri üzerinde zararlı etkisi olduğunu vurgulayan Tıraş, cinsel yolla bulaşan hastalıkların kadınlarda tüplerin tıkanmasına yol açtığını söyledi.

Tıraş, erkek kısırlığının yüzde 85 oranında nedeninin belli olmadığına işaret ederek, doğru teşhis ve zamanında müdahalenin tedavide başarıyı artırdığını anlattı.
Sanayide kullanılan ağır metallerin, gıdalarla, suyla ve havayla aldığımız yabancı maddelerin çok büyük rolü var. Benzindeki kurşun, ağır sanayide kullanılan civa, nikel, kadmiyum gibi metallerin hepsi toksiktir. Özellikle baca gazları kısırlıkta çok etkili. Sanayide kullanılan baca gazlarından çıkan dioksin kısırlık oranını önemli ölçüde artırıyor” dedi.
Kaynak7gunsaglik.com

Prostat Kanserinin Risk Faktörleri ve Teşhisi

Prostat kanseri neden oluşur? Risk faktörleri, neden olduğu rahatsızlıklar, tedavi süreci, teşhisi nasıl yapılır ve belirtilerini Prof. Dr. Süleyman Ataus anlattı..

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Ataus anlattı:

Prostat kanseri sık görülüyor mu?

Prostat kanseri genel olarak bütün dünyada erkeklerde en sık görülen kanserdir. Örneğin Amerika’da 2009’da 200 bine yakın yeni prostat kanseri tanısı ve 30 bin civarında erkeğin de bu hastalıktan hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

Sebepleri neler?

Kesin sebepleri bilinmemekle birlikte riski artıran bazı faktörler sayılabilir. Yaş, ırk, ailede prostat kanseri olması, genetik, beslenme özellikleri, şişmanlık, egzersiz alışkanlığı, prostatın iltihabi ve enflamatuar hastalıkları gibi... 50 yaşından sonra riskin arttığını biliyoruz. Tanı konulan 3 hastadan 2’si 65 yaş üzerinde. Nedeni kesin bilinmemekle birlikte siyah ırkta daha sık ve saldırgan seyrediyor. Ailesinde birinci dereceden yakınlarında prostat kanseri olanlarda risk artıyor. Özellikle de erken yaşta bu hastalığa yakalanmışlarsa. Bu kişilerin en geç 40 yaşından itibaren prostat kanseri açısından düzenli kontrollerini yaptırmaları gerekiyor.

Şişmanlık riski artırıyor mu?

Bu konuda tam bir görüş birliği olmamakla birlikte şişmanlığın prostat kanseri riskini artırdığını gösteren pek çok çalışma bulunuyor. Şişman hastalarda hastalığa daha ileri aşamalarda tanı konulduğu ve daha saldırgan seyrettiği yolunda da bazı bulgular var. Son olarak aşırı şişmanlık tanı aşamasından başlayarak hastalığa yaklaşımı güçleştiriyor.

Belirtileri neler?

Prostat kanserinin kendine özgü hiçbir belirtisi yok. Özellikle erken dönemde hiçbir bulgu ve belirti vermez. Hatta bazen kemiklere yayıldığı halde hiçbir yakınmaya yol açmayabilir. Bu nedenle 40 yaşından sonra her erkeğin yılda bir kez üroloğa gitmesi lazım. Prostat kanserinin belirtileri prostatın iyi huylu büyümesinde ya da prostat iltihaplarında görülen yakınmalara benzeyebilir. İdrarı başlatmada güçlük, gece ve gündüz sık idrara gitme, yanma, kesik kesik veya çatallı işeme, idrar tazyikinde ve çapında azalma, tam boşalamama hissi görülebilir. Daha nadiren idrarın ve meninin kanlı gelmesi hastalığın belirtisi olabilir. Bunların dışında ileri aşamalarda yayıldığı organla ilgili belirtiler verir. Örneğin kemiklerin tutulduğu durumlarda bazı hastalar bel ya da kalça ağrıları nedeniyle ortopedi ve fizik tedavi gibi uzmanlık dallarına başvurabilirler.

Korunmak için nasıl beslenmek gerekir?

Bu konuda da kesin veriler olmamakla birlikte kırmızı et ağırlıklı, yüksek yağlı ve lifli gıdalardan fakir beslenmenin ve az sebze ve meyve tüketmenin olumsuz bir etkisi var gibi görünüyor.

Düzenli sporla risk azaltılabilir mi?

Egzersizin prostat kanseri riskini azalttığı gösterilmedi. Ancak şişmanlığın ve kan yağlarının yüksek olmasının prostat kanseri üzerindeki olumsuz etkisini biliyoruz. Düzenli sporun dokuların oksijenlenmesi, kas kitlesinin ve kilonun korunması, kan şekerinin düzenlenmesi gibi olumlu pek çok etkisi var. Ayrıca düzenli spor yapan kişilerdeki fiziksel ve ruhsal iyi hissetme nedeniyle elbette düzenli egzersiz önerilir.

AKCİĞER KANSERİNİ ÖNLEMEK ELİNİZDE

Memorial Ataşehir Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Gökhan Kandemir akciğer kanserinden korunma yollarını anlattı:

Risk faktörleri nelerdir?

Akciğer kanserinin yüzde 85’inden sorumlu olan sigaradır. Günde 1 paket sigara içenlerde akciğer kanseri riski içmeyenlere göre 20 kat daha fazladır. Sigaraya başlama yaşı, içme süresi, içilen sigara sayısı kanser gelişimini etkiler. Pasif içicilik yani sigara içilen ortamlarda bulunularak sigara dumanına maruz kalmak da akciğer kanseri riskini artırır. Genetik geçiş, asbest, radon gazı, hava kirliliği sorumlu tutulan diğer faktörlerdir. Verem gibi bazı akciğer hastalıkları, akciğerlere radyoterapi uygulanması akciğer kanseri riskini artırır. İçme sularında yüksek düzeyde arsenik maddesinin bulunması da akciğer kanseri nedeni olabilir.

Belirtileri nelerdir?

Hastalığın hiçbir belirtisi olmayabilir. En sık görülen belirtileri ise şunlar: Nefes darlığı, geçmeyen ve giderek kötüleşen öksürük, kanlı balgam, iştah kaybı ve zayıflama. Göğüs ağrısı, hırıltılı solunum, ateş, ses kısıklığı, yüz ve boyunda şişme, omuz ve kol ağrısı, yutma güçlüğü görülen diğer belirtiler.

Önlenebilir mi?

Önlemenin en basit yolu sigara içmemek ve sigara içilen ortamlardan uzak durmak. Sigarayı bırakmakla risk azalmaya başlar ve 10 yıl sonra akciğer kanseri oluşma riski yüzde 50 azalır. Asbest, radon gazı, hava kirliliği gibi mesleki ve çevresel faktörlere maruz kalmamak için de gerekli önlemler alınmalı. Birçok çalışmaya göre, günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze yiyenlerin akciğer kanseri risk daha düşük. Bu arada sigara içip yüksek doz ‘beta karoten ve A vitamini alanlarda kanser riskinin arttığı da görülmüş.
Kaynak7gunsaglik.com

Uykusuzluk Sperm Sayısını Nasıl Etkiliyor?

Araştırmaya göre erkeklerde uykusuzluk sperm kalitesini de sayısını da düşürüyor.

Telepgraph’ın haberine göre uyku sorunları erkeklerde sperm kalitesini düşürüyor.

Araştırmalarda uyku sorunu yaşayan genç erkeklerin sperm sayılarının normal uyku düzenini sürdürenlerden 1/3 oranında daha az olduğu gözlemlendi. Gece 6 saatten az uyuyan erkeklerin spermlerinin hareket kabiliyeti kısıtlı ve testisleri daha küçük.

Güney Danimarka Üniversitesi’nden Tina Kold Jensen, "Uyku sorunu olan erkeklerin sperm sayılarının %29 daha az olduğu gözlemlendi. Bu araştırma sperm kalitesi ve uykusuzluğu ilişkilendiren ilk araştırma özelliğini taşıyor," dedi.

18 yaş civarındaki 935 erkekte yapılan incelemelerde 7-8 saat uykunun ideal olduğu ve sperm kalitesini arttırdığı kaydedildi.
Kaynak7gunsaglik.com

Fazla Televizyon İzlemek Sperm Kaybına Sebep Olur Mu?

Televizyon karşısında geçirilen saatler aşırıya kaçtığında sperm kaybına yol açar mı?

Bilim adamları arasında çok tartışılan konulardan biri de erkeklerde sperm sayısını azaltan etkenlerdir. Tv izleme alışkanlığı bunu nasıl etkiliyor?

Beslenme ve egzersizin de dolaylı olarak sperm sayısı üzerinde etkisi vardır. Örneğin, hareketsizlik ve özellikle teknolojik aletlerin uzun saatler boyu kullanılması, yani kalıcı hareketsizlik,

erkeklerde sperm sayısını azaltıyor. Fiziksel aktivite eksikliği erkek sağlığını bozuyor. Oksidatif stres denilen serbest radikallerin yol açtığı ve hareketsizliğe dayalı durum sonucu hastalık belirtileri görülmeye başlar.

Bu hasar sonucu erkeklerde bazı hormonlarda değişim yaşanır. Sperm oranı ve yoğunluğu etkilenir.

Özellikle spor yapmayan genç erkekler bu durumdan hayli etkilenir.

Meni-sperm boyutu, yoğunluğu, sayısı ve şekli analiz edilmiştir. Fiziksel muayene yapılmış ve beslenme, vücut ağırlığı, üreme geçmişi, stres seviyesi, sigara alışkanlığı ve diğer potansiyel alışkanlıkları göz önünde bulundurulmuştur.

Haftada en az 15 saat egzersiz yapanlarda sperm sayısı fazla çıkmıştır. 20 saat ve üzeri TV izleyenlerde ise oran düşüktür.

Sperm hareketliliği, boyutu ve şeklinin egzersiz ve tv izleme saatleri arasında bir bağı olduğu ortaya çıkmıştır.

Bu oranlar tüm nüfusu kapsamasa da genellemedir. Bünyeye göre daha az hareketli kişilerin de spermleri normal çıkabilir.

Bu tarz bir neden sonuç ilişkisi kurmak yanlış olabilir. Ayrıca baba olabilme üzerindeki etkisi kesin olarak kanıtlanamamıştır.

Kuşkusuz hareketin ve egzersizin sağlık üzerinde faydalı etkileri vardır.
Kaynak7gunsaglik.com

Erkeklerin Ömrünü Kısaltan Önemli Etkenler

Hangi hastalıklar veya durumlar erkeklerin ömründen çalıyor?

Kadınların daha uzun yaşamalarının bir nedeninin, bağışıklık sistemlerinin erkeklerinkinden daha yavaş yaşlanması olduğu bildirildi.

BBC’nin, Japon bilim insanlarının araştırmasına dayandırdığı haberine göre, vücudun savunma sistemleri zaman içinde zayıflarken, erkeklerin hastalığa yatkınlığının artması ömürlerini kısaltıyor.

Japon bilim insanlarının Immunity & Ageing dergisinde yayımlanan araştırmasında, bağışıklık sistemiyle ilgili testlerin, gerçek biyolojik yaşın göstergesi olabileceği belirtildi.

Araştırma çerçevesinde, Tokyo Tıp ve Diş Hekimliği Üniversitesi’nden Prof. Katsuiku Hirokawa ve çalışma arkadaşları, yaşları 20 ila 90 olan 356 sağlıklı kadın ve erkeğin kan örneklerini inceledi.

Bağışıklık sistemi hücreleriyle etkileşim içindeki sitokinler adı verilen moleküllerin ve beyaz kan hücrelerinin seviyelerini ölçen bilim insanları, her iki cinste de beyaz kan hücrelerinin yaş ile azaldığını gördü ancak bağışıklık sisteminin kilit öneme sahip iki bileşeni T ve B hücrelerinin kadın ve erkekte farklılık gösterdiğini buldu.

Vücudu enfeksiyondan koruyan T hücrelerinin ve antikorları salgılayan B hücrelerinin sayısındaki düşüşün erkeklerde daha hızlı olduğu gözlendi.

Araştırmada ayrıca, bağışıklık sistemi hücresinin istilacılara saldıran iki türünün yaşla arttığı, bu artışın kadınlarda erkeklerden daha yüksek olduğu görüldü.

Bağışıklık sisteminin, vücudu enfeksiyon ve kanserden koruduğu ancak düzgün çalışmadığında hastalığa neden olduğu biliniyor.
Kaynak7gunsaglik.com

Aşı İle Prostat Kanseri Önlenebilir mi?

Prostat kanseri tedavisinde yeni bir döneme geçiliyor. Aşılama ile kanser önlenebilir ve tedavi edilebilir mi?

Prostat kanserinde, hormon ve kemoterapi seçeneklerinin yanı sıra artık "aşı" ile tedavi de mümkün hale geldi.

Metastatik prostat kanseri hastalarına uygulanabilen aşı, hastaların ortalama yaşam süresini uzatıyor, sağ kalma oranını artırıyor. Şu an sadece ABD’de uygulanabilen aşı yöntemi, genel sağlık durumu iyi, ağrısı bulunmayan hastalara üçer ay arayla 3 doz yapılıyor. Bir kişi için uygulanan aşı tedavisinin maliyeti, 90 bin doları buluyor. Aşı, Türkiye’de geri ödeme kapsamında bulunmuyor. Sadece ABD’deki merkezde yaptırılması gerekiyor.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Erman, prostat kanseri görülme sıklığının ülkeden ülkeye değişiklik gösterdiğini söyledi. Hastalığın en sık ABD ve İskandinav ülkelerinde görüldüğünü ifade eden Erman, "Bunda, hem yaşlı sayısının yüksekliği hem de prostat kanserinin siyah ırkta daha çok görülüyor olması etkili" diye konuştu.

Hastalığın Türkiye’de yaşlı oranının fazla olmadığından henüz ilk sıralarda yer almadığını dile getiren Erman, hastalığın yavaş seyirli olduğundan tanı koymakta sıkıntı yaşanabildiğini belirtti.

Erman, "Türkiye için büyük bir problem gibi değil ama zaman içinde daha ciddi hale gelecek" diye konuştu. Prostat kanserinin ABD’de erkeklerde görülen kanserler içinde ilk sırada yer aldığını ifade eden Erman, bunun Türkiye’de 5-6’ıncı sırada yer aldığını söyledi.

PROSTAT KANSERİNDE YENİ İLAÇLAR TÜRKİYE’DE

Erman, erken tanı durumunda hastalığın cerrahi ile ortadan kaldırılabildiğini, ameliyata uygun olmayan hastalara ise radyoterapi uygulandığını anlattı.

Tümörün, bir başka organa yayılması (metastaz) halinde tüm vücudu kapsayan metotların uygulanması gerektiğinin altını çizen Erman, şunları kaydetti:

"Hastalık, metastatik bir hale geldiğinde sistemik tedavilere başvurulmalı. Bunda da erkeklik hormonu testesteronun baskılanması uygulanıyor. Bu, 1940’lardan bu yana biliniyor. Hormonlu terapiler uygulanıyor ve 2000’li yıllardan itibaren metastatik prostatik kanserine kemoterapi de veriliyor. 2000 yıllarda kullanılan bir ilaç vardı ama bu seçenekler tükendiğinde ne yapacağımızı bilemiyorduk. Çünkü, hastalık uzun soluklu, tedavi seçenekleri bitiyor.

Geçmişte, mevcut tedaviler sadece hormonal tedavi ve kemoterapi şeklindeydi. 2010 yılından itibaren önemli gelişmeler oldu. Tedavilere ek olarak yeni hormonal terapiler uygulanmaya başlandı. İki farklı ilaç üretildi. Bunlardan bir hormon terapi ve bir de kemoterapi ilacı Türkiye’de kullanıma girdi. Her iki ilaçta geri ödeme kapsamında, ancak çok pahalı. Kemikleri güçlendiren bir hormon terapi ilacının da ülkeye gelmek üzere olduğunu biliyoruz."

"BİR KİŞİ İÇİN AŞININ MALİYETİ 90 BİN DOLAR"

Erman, kemoterapi, hormonal terapi dışında prostat kanserin de artık "aşı" seçeneğinin de söz konusu olduğunu ifade ederek, "Hastadan aldığımız hücreleri uyararak hastaya geri verdiğiniz bir yaklaşım var. Bu, aslında onkoloji tarihinde bir ilktir. Çünkü, kanser aşısıdır." diye konuştu.

Aşının, sadece prostat kanserine özgü olduğunun altını çizen Erman, şöyle devam etti:
"Aşı, spesifik prostat kanseri içindir. Çok pahalı bir tedavi. Çünkü, 3 uygulama yapılıyor ve toplamda bir kişi için aşının maliyeti 90 bin dolar tutuyor.

Aşı, şu anda sadece ABD’de yapılıyor. Almanya’da da başlaması için bir merkez oluşturulması için uğraşılıyor. Aşı, metastatik prostat kanseri hastalarına yapılıyor. Ancak, aşı yapılabilmesi için hastada ağrı şikayetinin bulunmaması, genel sağlık durumunun iyi ve hastalığın yavaş seyirli olması şartı aranıyor. Hastanın kilo kaybetme sürecinde olmaması ve idrara çıkmada güçlük çekmiyor olması isteniyor. Çünkü, aşının etki etmesi için birkaç ay gerekiyor. Bu nedenle, tedaviden hızlı etki ihtiyacı olan hastalara yapılamıyor."
Erman, aşının bir hasta için üçer ay arayla toplam 3 doz uygulandığını belirterek, "Bir ilk olan kanser aşısı, gerçekten fayda sağlıyor" dedi.

Aşı ile hastanın ortalama yaşam süresinin anlamlı ölçüde uzadığını vurgulayan Erman, yan etkisinin tıbben kabul edilebilir düzeyde olduğunu, yaygın kullanılmamasına ilişkin tek sorunun maliyetinden kaynaklandığını söyledi.

Aşının, sadece özel bir merkezde yapıldığını, aşının getirtilerek ilgili hastanede yapılmasının söz konusu olmadığının da altını çizen Erman, "Aşı, getirtilip uygulanamıyor, sadece özel merkezinde uygulanıyor. Hastanın, orada tedavi olması gerekiyor. Merkez ABD’de, ancak Almanya’ya açılması gündemde" diye konuştu.

Erman, kanser aşısının maliyetinden dolayı Türkiye’ye gelmesini düşünmediğini belirterek, "Aşı, biraz uzakta görünüyor şu an ve çok maliyetli" ifadesini kullandı.
Kaynak7gunsaglik.com

Migren Nedenlerinden Biri de Jöle Kullanmak

Jöle kullanmak migreni tetikliyor malesef. Özellikle erkekler bu konuda dikkatli olmalı.

Tekrarlayıcı baş ağrısı ataklarından oluşan bir nörolojik hastalık olan migren tipi baş ağrılarında genler hazırlayıcı rol oynuyor. Ailede birilerinin migrenli olması, riski 1.5-2 kat artırıyor.

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Ertaş, migrenle ilgili şu bilgileri verdi:

* Çoğunlukla 20-30’lu yaşlarda başlar. Migrenin 50 yaşından sonra başlaması nadir. Ergenlik dönemindeki genç kadınlarda migren görülme sıklığı ise her geçen gün daha da artıyor.

*Uyku düzensizliği, uyuma güçlüğü, nedensiz kusmaları, alerjisi, keskin bir koku alma duyusu, araba tutması olan çocuklarda ileride migren gelişme olasılığı daha fazladır.

* Hamilelikte migren krizleri azalır. Hastanın migren ağrıları, hamilelik bittiğinde ve tekrar adet görmeye başladığında geriye dönüyor.

*Migren hastalığı bulunan kadınların yüzde 60’ında baş ağrısı atakları adet dönemlerinde sıklaşıyor. Sadece adet dönemlerinde görülen bir migren türü bile bulunuyor.

* Baş ağrısı ya da migren için değil her gün, ayda 10 gün bile ağrı kesici almak, ağrıyı kronikleştirir, yani her gün ya da gün aşırı gelir hale getirir. Bir migren hastasına teşhis koyduğumuzda, 80 yaşında bile olsanız ‘Asla her gün ağrı kesici kullanmayın’ diyoruz. Çünkü 50 yıl önceki migren, 50 yıl sonra canlanabilir.

Bir migren hastası ayın 10 günü ağrı kesici kullanırsa, her gün ya da gün aşırı baş ağrısı çekiyor. Her gün çektikleri baş ağrısını aşırı aldıkları ilaçlara borçlular aslında.

Onları almadıklarında günlük ağrıları kayboluyor, ayda bire iniyor ya da daha seyrekleşiyor. Ama bunu sağlamak için iki ay süreyle ağrı kesiciden uzak kalmaları gerekiyor.

Migreni olan gençlere jöle sürmelerini önermiyorum. Çünkü jöle, esintinin daha fazla hissedilmesine neden oluyor. Aslında anneler çocuklara kızmakta çok haklı. Genç migrenli hastalarla büyük bir sıkıntımız bu.

MİGRENİ TETİKLEYEN FAKTÖRLER

Kadınlarda adet (Adetten 2-3 gün öncesinden adet bitimine dek)
Rüzgar, lodos, hava değişikliği
Parlak ışık, güneş
Öğün atlamak
Uykusuzluk
Fazla uyku
Yorulmak (Örneğin kardiyo egzersizleri)
Stres veya her tür ani duygu değişimi
Sigara dumanı, keskin kokular
Doğum kontrol hapları
Şarap (özellikle kırmızı), bira gibi mayalı içkiler
Bazı hastalarda (Hastadan hastaya değişiklik gösterebilen) gıdalar
Kaynak7gunsaglik.com

Brusella Virüsü Erkeği Kısırlaştırır mı?

Uzmanlar Brusella virüsü hakkında kapsamlı bilgiler veriyor ve erkekleri ne derece etkilediğini anlatıyor.

Doç. Dr. Nebahat Bilge, "Brusella kadınlardan ziyade erkeklerde sorun. Bir erkek brusella enfeksiyonu geçiriyorsa, özellikle yüksek ateşten kaynaklanan kısırlık durumları söz konusu olabiliyor" dedi.

Bilge, insanları hasta eden bin 700 etken bulunduğunu belirterek, bunun yüzde 60’ından fazlasının hayvanlardan kaynaklandığını ifade etti.

Halk tarafından iyi bilinen brusella hastalığının hayvanlardan insana buluşma oranının yüksek olduğuna dikkati çeken Bilge, "Hastalık birinci derecede hayvanın atık sularıyla direkt olarak temasa geçildiği zaman bulaşıyor ayrıca taşıma ve soluma yöntemiyle ve gözden de bulaşabiliyor" diye konuştu.

Bilge, hastalığın kadınlarda daha fazla görüldüğünü dile getirerek, şunları kaydetti:
"Kadınlar hayvanlarla bizzat ilgileniyor. Kişi bu hastalığa yakalanırsa yoğun şekilde antibiyotik kullanması gerekiyor. Bununla ilgili birkaç antibiyotik var. Bu hastalık kadınlardan ziyade erkeklerde sorun. Bir erkek brusella enfeksiyonu geçiriyorsa, özellikle yüksek ateşten kaynaklanan kısırlık durumları söz konusu olabiliyor. Üreme organlarında sıkıntı yaşayabiliyor. Bu oran kadınlara göre erkeklerde daha fazla."

"İLERİDE KALPTE SIKINTI ÇIKABİLİR"

Hastalığın süt ve süt ürünlerinden de geçtiğini anlatan Bilge, hastalığa yakalanan kişinin eklemlerinde şişme meydana geldiğini söyledi.

Enfeksiyon kapan kişinin aynı zamanda yüksek ateşle karşı karşıya kalabileceğine değinen Bilge, "İlerleyen zamanlarda kalpte de sıkıntı çıkabilir, sinirsel belirtiler görülebilir. Bu hastalıkla mücadele edebilmenin en önemli yolu, süt ürünlerini üretirken doğru işlemleri uygulamak ve muhakkak hayvanların aşılanmasını sağlamak" şeklinde konuştu.
Kaynak7gunsaglik.com

Erkekler Prostat Taramasından Neden Çekinir?

Prostat muayenesini bir yaştan sonra her erkeğin düzenli bir şekilde olması gerekir. Peki erkekler bu muayeneden korkuyor mu nedenleri neler?

Prostat muayenesi yapacaklar diye doktora gidemiyorum. Bunun başka yöntemi yok mu? M.L./Balıkesir

Bir erkeğin yapması gerekenlerin başında; sağlık taramalarını aksatmamak gelir çünkü dünyaya erkek olarak doğmuş olmak bile yeterli ciddiyette risk faktörüdür.

ERKEN TANI ÖNEMLİ
Yapılacak birkaç basit tetkik ve muayene ile çok önemli hastalıkları daha hasar yaratmadan tespit etmek, bazılarının ise en başından itibaren önlemini almak mümkündür. Bağırsak kanseri ya da şeker hastalığı da bunlar arasındadır. Prostat taramasına gelince; o ayrı bir öneme sahiptir. Çünkü prostat hastalıkları, erkeklerin kaderidir ve neredeyse her erkek, hele yaşam uzadıkça, prostatın basit ya da ciddi bir hastalığına yakalanacaktır. Bu hastalıklar çoğunlukla yavaş seyirli olduğundan erken tanı ile tedavi şansı çok yüksektir. Sizi doktordan kaçıran makattan muayene ise basit ama etkili bir tarama yöntemidir. Gereğinde yapılacak kan ve diğer görüntüleme yöntemleri ile teşhisin kesinliğini ve hassasiyetini artırır.

Sevenler daha sağlıklıdır

Seven insanların daha uzun yaşadığı söylenir. Bunun bilimsel açıklaması var mı? T.Ç./Zonguldak

Soru; bu güzel günde cevap vermekten en çok hoşlanacağım konudan gelmiş. Sevginin sağlık üzerine etkileri hep araştırılmış ve arasında kuvvetli bağlantılar bulunmuştur. Örneğin sevgi; nörobiyolojik toleransı artırır. Anne ve baba ne yaparsa yapsın; çocuğunun yaptıklarına katlanabilir. Bu hoşgörü olmasa; daha ilk ayından itibaren geceler boyu sizi uyanık tutan bir varlığa kim katlanabilir? Aşk ve sevgi; beynin dikkat, motivasyon ve hafıza ile ilgili bölümlerini harekete geçirir, otonom sinir sistemi üzerindeki kontrolü artırarak stresle baş etmeyi kolaylaştırır.

Yüksek tansiyonun belirtileri

Bazen ensemden bir ağrı geliyor. Bu ağrı yüksek tansiyonun belirtisi olabilir mi? M.L./Ankara

Yüksek tansiyona bazen 'sessiz katil' denir çünkü yıllarca belirti vermeden sessiz kalabilir. Tedavi doğru yapılmadığında; kalpten böbreklere birçok iç organda hasara yol açabilir. Yüksek tansiyonu olanlarınyüzde 30'unun, hastalığından haberdar olmadığını düşünürsek; kontrollerin önemi bir kez daha ortaya çıkar. Kan bağı olan bir yakınınızda yüksek tansiyon varsa, kontroller daha önem kazanır. Tansiyon yüksekse; baş ağrısı, yorgunluk, bilinçte dalgalanma, görme problemleri, göğüs ağrısı, nefes darlığı, düzensiz kalp atımları, kulakta zonklama görülür.Kaynak7gunsaglik.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...