Fazla miktarda bilgisayar, oyun, televizyon kullanımı gözleri yoruyor ve geri dönülmez zararlara yol açıyor.
İş için olsun, sosyal paylaşım sitelerinde olsun büyük küçük hemen herkes yaşamında önemli bir süreyi bilgisayar başında geçiriyor.
Özellikle çocuklar oyun oynayarak bu süreyi daha da uzatıyor. Buna sadece iş yerinde ve evde bilgisayarları değil, yanınızda taşınabilen ipadler ve akıllı telefonları da eklersek, acaba gözlerimiz bunlardan nasıl etkileniyor hiç düşündünüz mü?
Henüz sürekli teknoloji kullanımının herhangi bir kalıcı görme hasarına neden olduğunu gösteren hiçbir araştırma yok, ancak uzmanlar saatlerce parlak ekrana bakmanın küçük ölçekli sorunlar yaratabileceğini söylüyor.
Kaynak7gunsaglik.com
Göz Sağlığı Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Göz Sağlığı Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Diyabetik Retinopati: Şeker Hastalarında Oluşan Göz
Şeker hastalığı olan kişilerde görülen bir göz rahatsızlığıdır. Retinadaki kan damarları diyabetli hastalarda oldukça hassaslaşır.
Hasar gören retina damarlarında retinopati oluşur. Tip 1 ya da tip 2 diyabette bu hastalık gelişebilir. Hafif görme sorunlarıyla başlayan rahatsızlık daha da ilerleyebilir. Yetişkinlerde körlük sorununun en büyük sebeplerinden biri retinopatidir. Erken müdahale edilmez ve tedaviden kaçınılırsa körlük yaşanabilir. Erken diyabetik retinopati nonproliferatif diyabetik retinopati olarak da bilinir.
Bu aşamada hasar gören göz kan damarları gözün içine kan ve sıvı sızdırır. Retna veya makula merkezi şişmeye başlar ki bu duruma makula dejenerasyonu da denir. Gelişmiş evresinde ise kan damarları büyümeye başlar yeni kan damarları gözün ortasında belirir.
Aşırı kandaki şeker seviyeleri bunun birinci sebebidir. Beynin görme sinyallerinin alındığı ve iletildiği kanal olan retina damarlarına kan akışı engellenir ve görme sorunları hatta körlük bile yaşanabilir. Skar dokusunda sızıntı başlarsa görme yetisi kaybedilir. Uzun yıllardır diyabet hastası olanların retinopatiye yakalanma riski daha yüksektir. Belirtileri;
Uçuşan cisimler ya da karaltılar görmek,
Geceleri zor görme,
Bulanık görme veya görme kaybı,
Renkleri ayırt etmede zorluktur.
Teşhisi için muayeneye gidilir. Kan damarları, dokular ve göz iyice incelenir, floresein anjiyografi testi yapılabilir. Tedavisine düzenli göz muayeneleri önerilir. Diyabet tedavi edilir. Lazer tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri uygulanabilir.
Kaynak7gunsaglik.com
Hasar gören retina damarlarında retinopati oluşur. Tip 1 ya da tip 2 diyabette bu hastalık gelişebilir. Hafif görme sorunlarıyla başlayan rahatsızlık daha da ilerleyebilir. Yetişkinlerde körlük sorununun en büyük sebeplerinden biri retinopatidir. Erken müdahale edilmez ve tedaviden kaçınılırsa körlük yaşanabilir. Erken diyabetik retinopati nonproliferatif diyabetik retinopati olarak da bilinir.
Bu aşamada hasar gören göz kan damarları gözün içine kan ve sıvı sızdırır. Retna veya makula merkezi şişmeye başlar ki bu duruma makula dejenerasyonu da denir. Gelişmiş evresinde ise kan damarları büyümeye başlar yeni kan damarları gözün ortasında belirir.
Aşırı kandaki şeker seviyeleri bunun birinci sebebidir. Beynin görme sinyallerinin alındığı ve iletildiği kanal olan retina damarlarına kan akışı engellenir ve görme sorunları hatta körlük bile yaşanabilir. Skar dokusunda sızıntı başlarsa görme yetisi kaybedilir. Uzun yıllardır diyabet hastası olanların retinopatiye yakalanma riski daha yüksektir. Belirtileri;
Uçuşan cisimler ya da karaltılar görmek,
Geceleri zor görme,
Bulanık görme veya görme kaybı,
Renkleri ayırt etmede zorluktur.
Teşhisi için muayeneye gidilir. Kan damarları, dokular ve göz iyice incelenir, floresein anjiyografi testi yapılabilir. Tedavisine düzenli göz muayeneleri önerilir. Diyabet tedavi edilir. Lazer tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri uygulanabilir.
Kaynak7gunsaglik.com
Kronik Ağrıların Nedenleri ve Çareleri
Milyonlarca kişiyi etkileyen kronik ağrılar haftalar, aylar hatta yıllar boyunca bile sürebilir.
Artrit, migren, fibromiyalji, sırt ağrısı gibi ağrılar acı verir ve kronik yani süreklidir. Hafif, orta ve şiddetli olarak görülür. Beyinden sinirlere gönderilen sinyallerle ağrılar vücuda iletilir.
Bu bir alarmdır ve uyarı niteliğindedir. Günlük ağrılar artarsa ve iyice rahatsız ederse doktora görünmek gerekir. Ağrı kesici çözümlerden biri yürüyüş yapmaktır. Bir diğeri akupunktur tedavisidir. Kronik ağrısı olan kişiler uyku sorunları da çekebilir. Ağrılar uykunuzu böler berbat edebilir.
Yeterli düzeyde uyumayan kişilerde de kronik ağrı başlayabilir. Uyku yönetimi için de doktora gitmek en doğrusudur. Beslenmede de değişiklikler yapılabilir. Beyaz peynir ve kırmızı şarap ikilisi örneğin, bu gibi yiyecekler ağrı ataklarını tetikler. Yağlı etler romatoid artrite karşı tehlikelidir. Şişlik ve ağrı yapar.
Yiyecek içecek günlüğü tutarak hangilerinin size dokunduğunu görebilirsiniz. Daha sonra bunları kesip hastalığınızı izleyebilirsiniz. Derin nefes alma teknikleri de kronik ağrıyla başa çıkmada etkilidir. Takviye hap ve vitaminler de destek olabilir.
Zihin ve bedeni düzenleyen yoga ise tedavilerin en dinlendiricisidir. Boğaz, eklem, sırt ağrılarına bire birdir. Fizik terapiye gitmek bazı egzersizleri yapmak da gerekir. Kullandığınız bazı ilaçları kesmeniz ve kronik ağrı ilaçları almanız ya da son çare ameliyat olmanız da gerekebilir.
Kaynak7gunsaglik.com
Artrit, migren, fibromiyalji, sırt ağrısı gibi ağrılar acı verir ve kronik yani süreklidir. Hafif, orta ve şiddetli olarak görülür. Beyinden sinirlere gönderilen sinyallerle ağrılar vücuda iletilir.
Bu bir alarmdır ve uyarı niteliğindedir. Günlük ağrılar artarsa ve iyice rahatsız ederse doktora görünmek gerekir. Ağrı kesici çözümlerden biri yürüyüş yapmaktır. Bir diğeri akupunktur tedavisidir. Kronik ağrısı olan kişiler uyku sorunları da çekebilir. Ağrılar uykunuzu böler berbat edebilir.
Yeterli düzeyde uyumayan kişilerde de kronik ağrı başlayabilir. Uyku yönetimi için de doktora gitmek en doğrusudur. Beslenmede de değişiklikler yapılabilir. Beyaz peynir ve kırmızı şarap ikilisi örneğin, bu gibi yiyecekler ağrı ataklarını tetikler. Yağlı etler romatoid artrite karşı tehlikelidir. Şişlik ve ağrı yapar.
Yiyecek içecek günlüğü tutarak hangilerinin size dokunduğunu görebilirsiniz. Daha sonra bunları kesip hastalığınızı izleyebilirsiniz. Derin nefes alma teknikleri de kronik ağrıyla başa çıkmada etkilidir. Takviye hap ve vitaminler de destek olabilir.
Zihin ve bedeni düzenleyen yoga ise tedavilerin en dinlendiricisidir. Boğaz, eklem, sırt ağrılarına bire birdir. Fizik terapiye gitmek bazı egzersizleri yapmak da gerekir. Kullandığınız bazı ilaçları kesmeniz ve kronik ağrı ilaçları almanız ya da son çare ameliyat olmanız da gerekebilir.
Kaynak7gunsaglik.com
Gözde Hangi Belirtiler Tümör Habercisi?
Estetik ve Plastik Cerrah Doç. Dr. Tayfun Türkaslan tümörün körlüğe yol açmadan önlenmesi için belirtileri bildiriyor.
Gözde sivilce ve kabuklu yara görünümündeki oluşumlar göz çevresi tümörü işareti olabilir. Tedavi edilmemesi halinde körlüğe kadar gidebilen bu sorunda tümörlü göz kapağı yanak dokusuyla yeniden oluşturuluyor.
İnsanların önemsemediği, genellikle sivilce ya da kabuklu yara şeklindeki sinsi ve tehlikeli göz çevresi tümörlerinin son yıllarda artış gösterdiği belirtiliyor.
Estetik ve Plastik Cerrah Doç. Dr. Tayfun Türkaslan, körlüğe neden olan bu hastalığın, bulaştığı göz kapağının bir bölümünün ya da tamamının alındığını yanaktan ya da alın bölgesinden yapılan doku nakliyle kişiye yeniden göz kapağı oluşturduklarını söylüyor.
Göz çevresi tümörlerinin artmasında çevresel faktörlerin çok etkili olduğunu belirten Türkaslan, “Ozon tabakasının zarar görmesiyle tenimiz daha zararlı güneş ışınlarına maruz kalıyor. Bu da hücrelerde anormal değişikliklere ve göz çevresinde tümör oluşumuna zemin hazırlıyor. Güneşin zararlarını önemsemiyor, kaliteli güneş gözlüğü kullanmıyoruz.
Tatil anlayışımızın; deniz, kum ve güneşten ibaret olması son yıllarda göz çevresi tümörlerinde artışa neden oldu” diyor. Özellikle açık tenlilerde riskin daha fazla olduğu belirtiliyor. Türkaslan, insanların göz çevresi tümörlerini önemsemedikleri için kendiliğinden geçmesini bekleyerek bunun bedelini çok ağır ödediklerini kaydediyor.
ŞİŞLİĞE DİKKAT!
Tümörün göz kapağına ve göze sıçraması başka hastalıklarla aynı belirtileri gösterdiği için soruna teşhis koymak bazen zor oluyor. Bu belirtiler; göz kapağında şişme, göz yaşı kanallarında tıkanıklık ve gözde sürekli sulanma şeklinde sıralanıyor.
Göz çevresi tümörlerinin genellikle sivilce ve kabuklu yara görünümünde, iğne ucundan nohut büyüklüğüne kadar değişebilen boyutlarda olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Türkaslan, “Eğer bu sivilce ya da kabuklu yaralar 2-3 ay geçmiyorsa zaman geçirmeden doktora başvurulması gerekiyor. Bu noktada erken teşhis büyük önem taşıyor. Hastalık yayılmadan müdahale edilirse, göz ve göz kapakları kurtarılabiliyor. Kesin tanı, biyopsi işlemi sonunda konuyor” diyor.
Hastalığın tedavisi erken ya da geç tanı konulmasına göre değişiyor. Göz çevresi tümörünün erken teşhiste vücudun başka yerine sıçramaması halinde, dikiş atılabilecek şekilde temizlenebileceği belirtiliyor.
DOKU NAKLİYLE
Tümörün yayılması durumunda cerrahi operasyonla hastalıklı göz kapakları ve göz çevresi dokusu çıkarılıyor. Doç. Dr. Türkaslan, “Hastalık göze bulaşmışsa, göz küresi alınmak zorundadır. Bunun telafisi yoktur ve uygulama körlükle sonuçlanır. Tümör göz kapaklarına bulaşmışsa, göz kapağı derisinin bir kısmı ya da tamamı alınır. Burada hastayı estetik açıdan rahatsız eden bir doku boşluğu oluşur.
Bunun tedavisi kişinin kendi vücudundan yapılan doku naklidir. Tedavi; yanaktan, alından veya sağlam göz kapağından alınan dokuyla hastaya yeni göz kapağı yaparak tamamlanır. Bu noktada bir nevi göz kapağı tamiri yaptığımız da söylenebilir. Kişinin kendi vücudundan alınan bir parça olduğu için hastada doku uyuşmazlığı sorunu olmaz. Bu durumda hasta estetik ve hareket kabiliyetini koruyan fonksiyonel göz kapaklarına sahip olur. Daha da önemlisi tümörün yayılması engellenir ve sorun temizlenmiş olur” diyor.
Kaynak7gunsaglik.com
Gözde sivilce ve kabuklu yara görünümündeki oluşumlar göz çevresi tümörü işareti olabilir. Tedavi edilmemesi halinde körlüğe kadar gidebilen bu sorunda tümörlü göz kapağı yanak dokusuyla yeniden oluşturuluyor.
İnsanların önemsemediği, genellikle sivilce ya da kabuklu yara şeklindeki sinsi ve tehlikeli göz çevresi tümörlerinin son yıllarda artış gösterdiği belirtiliyor.
Estetik ve Plastik Cerrah Doç. Dr. Tayfun Türkaslan, körlüğe neden olan bu hastalığın, bulaştığı göz kapağının bir bölümünün ya da tamamının alındığını yanaktan ya da alın bölgesinden yapılan doku nakliyle kişiye yeniden göz kapağı oluşturduklarını söylüyor.
Göz çevresi tümörlerinin artmasında çevresel faktörlerin çok etkili olduğunu belirten Türkaslan, “Ozon tabakasının zarar görmesiyle tenimiz daha zararlı güneş ışınlarına maruz kalıyor. Bu da hücrelerde anormal değişikliklere ve göz çevresinde tümör oluşumuna zemin hazırlıyor. Güneşin zararlarını önemsemiyor, kaliteli güneş gözlüğü kullanmıyoruz.
Tatil anlayışımızın; deniz, kum ve güneşten ibaret olması son yıllarda göz çevresi tümörlerinde artışa neden oldu” diyor. Özellikle açık tenlilerde riskin daha fazla olduğu belirtiliyor. Türkaslan, insanların göz çevresi tümörlerini önemsemedikleri için kendiliğinden geçmesini bekleyerek bunun bedelini çok ağır ödediklerini kaydediyor.
ŞİŞLİĞE DİKKAT!
Tümörün göz kapağına ve göze sıçraması başka hastalıklarla aynı belirtileri gösterdiği için soruna teşhis koymak bazen zor oluyor. Bu belirtiler; göz kapağında şişme, göz yaşı kanallarında tıkanıklık ve gözde sürekli sulanma şeklinde sıralanıyor.
Göz çevresi tümörlerinin genellikle sivilce ve kabuklu yara görünümünde, iğne ucundan nohut büyüklüğüne kadar değişebilen boyutlarda olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Türkaslan, “Eğer bu sivilce ya da kabuklu yaralar 2-3 ay geçmiyorsa zaman geçirmeden doktora başvurulması gerekiyor. Bu noktada erken teşhis büyük önem taşıyor. Hastalık yayılmadan müdahale edilirse, göz ve göz kapakları kurtarılabiliyor. Kesin tanı, biyopsi işlemi sonunda konuyor” diyor.
Hastalığın tedavisi erken ya da geç tanı konulmasına göre değişiyor. Göz çevresi tümörünün erken teşhiste vücudun başka yerine sıçramaması halinde, dikiş atılabilecek şekilde temizlenebileceği belirtiliyor.
DOKU NAKLİYLE
Tümörün yayılması durumunda cerrahi operasyonla hastalıklı göz kapakları ve göz çevresi dokusu çıkarılıyor. Doç. Dr. Türkaslan, “Hastalık göze bulaşmışsa, göz küresi alınmak zorundadır. Bunun telafisi yoktur ve uygulama körlükle sonuçlanır. Tümör göz kapaklarına bulaşmışsa, göz kapağı derisinin bir kısmı ya da tamamı alınır. Burada hastayı estetik açıdan rahatsız eden bir doku boşluğu oluşur.
Bunun tedavisi kişinin kendi vücudundan yapılan doku naklidir. Tedavi; yanaktan, alından veya sağlam göz kapağından alınan dokuyla hastaya yeni göz kapağı yaparak tamamlanır. Bu noktada bir nevi göz kapağı tamiri yaptığımız da söylenebilir. Kişinin kendi vücudundan alınan bir parça olduğu için hastada doku uyuşmazlığı sorunu olmaz. Bu durumda hasta estetik ve hareket kabiliyetini koruyan fonksiyonel göz kapaklarına sahip olur. Daha da önemlisi tümörün yayılması engellenir ve sorun temizlenmiş olur” diyor.
Kaynak7gunsaglik.com
Gözde et yürümesi de denilen kuş kanadı rahatsızlığı fazla güneş altında çalışanları vuruyor..
Prof. Dr. Ömer Kamil Doğan, halk arasında "kuş kanadı" veya "gözde et yürümesi" olarak bilinen Pterjium’un birincil sorumlusunun genetik yatkınlık, ikincil sorumlusunun ise güneş ışınları olduğunu belirtti.
Doğan, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’de yüzde 2-4 oranında görülen Pterjium’un sadece estetik bir sorun olmadığını kaydetti.
Rahatsızlığın çoğu kişi tarafından sadece kızarıklık olarak algılandığını vurgulayan Doğan, Pterjium’un, erken dönemde sadece kızarıklık olmasına rağmen kornea üzerine yürüdüğünde, yapıştığı yerde deformasyona ve lekeye neden olduğunu, tedavi edilse bile, yol açtığı astigmat ve lekenin kişinin görme kalitesini olumsuz etkilediğini bildirildi.
Doğan, başlangıçta zaman zaman kanlanma, yanma ve batma gibi şikayetlerle ortaya çıkan Pterjium’un ilerleyen safhada kalıcı görme kusurları meydana getirebileceğini aktararak, şöyle devam etti:
"Pterjium, gözün beyaz tabakası üzerini örten konjonktiva zarının kalınlaşıp aşırı damarlanarak gözün dış merceği (kornea) üzerine ilerlemesi halidir. Başlangıçta zaman zaman kanlanma, yanma ve batma gibi şikayetlere yol açar. İlerlemeye devam ederse önce astigmatizmaya neden olur. Pupilla alanına yaklaşıp o bölgeyi kenardan kaplamaya başladığı safhada ise kalıcı görme kusurları meydana gelir."
Pterjium’un erkeklerdeki görülme sıklığının kadınlara göre iki kat fazla olduğuna işaret eden Doğan, "Bu farklılık, erkeklerin dış ortamlarda daha fazla bulunmalarına bağlanmıştır. Çiftçilik, denizcilik ve inşaat işçiliği gibi meslek gruplarında olup, açık havada çalışmak durumunda kalanların ise bu rahatsızlıktan korunmak için mutlaka güneş gözlüğü kullanmaları gerekir. Pterjiumda birincil sorumlu olan etken genetik yatkınlıktır. İkincil sorumlu ise güneş ışınlarıdır. Ayrıca Pterjium’un görülme sıklığı yaşla birlikte artar" ifadelerini kullandı.
Kaynak7gunsaglik.com
Prof. Dr. Ömer Kamil Doğan, halk arasında "kuş kanadı" veya "gözde et yürümesi" olarak bilinen Pterjium’un birincil sorumlusunun genetik yatkınlık, ikincil sorumlusunun ise güneş ışınları olduğunu belirtti.
Doğan, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’de yüzde 2-4 oranında görülen Pterjium’un sadece estetik bir sorun olmadığını kaydetti.
Rahatsızlığın çoğu kişi tarafından sadece kızarıklık olarak algılandığını vurgulayan Doğan, Pterjium’un, erken dönemde sadece kızarıklık olmasına rağmen kornea üzerine yürüdüğünde, yapıştığı yerde deformasyona ve lekeye neden olduğunu, tedavi edilse bile, yol açtığı astigmat ve lekenin kişinin görme kalitesini olumsuz etkilediğini bildirildi.
Doğan, başlangıçta zaman zaman kanlanma, yanma ve batma gibi şikayetlerle ortaya çıkan Pterjium’un ilerleyen safhada kalıcı görme kusurları meydana getirebileceğini aktararak, şöyle devam etti:
"Pterjium, gözün beyaz tabakası üzerini örten konjonktiva zarının kalınlaşıp aşırı damarlanarak gözün dış merceği (kornea) üzerine ilerlemesi halidir. Başlangıçta zaman zaman kanlanma, yanma ve batma gibi şikayetlere yol açar. İlerlemeye devam ederse önce astigmatizmaya neden olur. Pupilla alanına yaklaşıp o bölgeyi kenardan kaplamaya başladığı safhada ise kalıcı görme kusurları meydana gelir."
Pterjium’un erkeklerdeki görülme sıklığının kadınlara göre iki kat fazla olduğuna işaret eden Doğan, "Bu farklılık, erkeklerin dış ortamlarda daha fazla bulunmalarına bağlanmıştır. Çiftçilik, denizcilik ve inşaat işçiliği gibi meslek gruplarında olup, açık havada çalışmak durumunda kalanların ise bu rahatsızlıktan korunmak için mutlaka güneş gözlüğü kullanmaları gerekir. Pterjiumda birincil sorumlu olan etken genetik yatkınlıktır. İkincil sorumlu ise güneş ışınlarıdır. Ayrıca Pterjium’un görülme sıklığı yaşla birlikte artar" ifadelerini kullandı.
Kaynak7gunsaglik.com
Dikkat! Sahte Lens Gözleri Bozuyor
Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nuray Akyol tıbbi olmayan özellikle internetten sipariş edilen lensler hakkında uyarıyor..
Kontakt lens satın alınırken, lensin total çapı, eğrilik yarıçapı, materyali, su içeriği, takış şeması gibi bilgilere ihtiyaç bulunduğu, sadece gözlük numarasıyla internetten kontakt lens almanın göz sağlığı açısından risk taşıdığı bildirildi.
Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nuray Akyol, tıbbi cihazlar ve protezlerin ilaçlar gibi doktor önerisiyle kullanılması gerektiğini, internetten usulüne uygun şekilde alınmayan ürünlerin organlarda hasara neden olabileceğini söyledi.
Tıbbi cihazlar gibi kontakt lenslerin de doktor kontrolünde kullanılmasının önemine işaret eden Akyol, numaralı ya da kozmetik lenslerin göz hekiminin önerisi doğrultusunda satın alınması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’de kontakt lens uygulamalarının kanunlarla düzenlendiğini, konuyla ilgili yasayla "optisyenlik müessesesinde reçetesiz kontakt lens satılmasının ve her türlü kontakt lens ve lens uygulamasıyla ilgili alet bulundurulmasının yasaklandığını" anlatan Akyol, ”Bu nedenle, nasıl ilaçlarımız reçeteyle eczaneden alınıyorsa gözlüklerimiz ve lenslerimiz de lens ve gözlük reçetesiyle optikçilerden alınmalıdır" ifadesini kullandı.
Kontakt lens reçetesinde, gözlük reçetesinden farklı olarak, lensin total çapı, eğrilik yarıçapı, materyali, su içeriği, takış şeması gibi bilgilerin bulunduğuna işaret eden Akyol, "Dolayısıyla sadece gözlük numarasının yer aldığı gözlük reçetesiyle kontakt lens almak büyük bir hatadır" diye konuştu.
Hekimin uygun olduğunu düşündüğü kontakt lensi, hastanın gözünde görmesi gerektiğini dile getiren Akyol, şunları kaydetti:
"İlk muayenede lensin gözdeki hareketleri, merkezileşmesi, lensle kornea arasındaki gözyaşı tabakasının kalınlığı, doktorun uygun gördüğü süre sonunda hastanın gözündeki değişiklikler, doktora o lensi reçete etme kararını verdirir. Kontrollerde ilk lensten vazgeçilip bir başka lens önerilebilir. Bu süreci, hastanın sadece gözlük numarasıyla internetten lens satın alması ile karşılaştırmak mümkün değildir."
"KONTAKT LENS SATIŞLARININ YÜZDE 20’YE YAKINI İNTERNETTEN YAPILIYOR"
Lenslerin dikkatli ve hijyen kurallarına uygun kullanmanın önemine değinen Akyol, kontrol edilmeyen yerlerden satın alınan lenslerin hijyenik problemlere yol açabildiğini söyledi.
Kimi internet sitelerinde kontrolsüz satışı yapılan kontakt lenslerin korneada mantar enfeksiyonuna neden olduğunu ifade eden Akyol, "Enfeksiyon tüm göze yayıldığında ve zamanında müdahale edilemediğinde göz kaybına neden olabiliyor" dedi.
AB ülkeleri ve ABD’de internetten kontakt lens satışına karşı yasalar bulunduğunu ancak dünya genelindeki satışın yüzde 20’sinin internetten yapıldığını belirten Akyol, bazı ülkelerde bu konuda yasal açıklar bulunduğunu söyledi.
Kaynak7gunsaglik.com
Kontakt lens satın alınırken, lensin total çapı, eğrilik yarıçapı, materyali, su içeriği, takış şeması gibi bilgilere ihtiyaç bulunduğu, sadece gözlük numarasıyla internetten kontakt lens almanın göz sağlığı açısından risk taşıdığı bildirildi.
Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nuray Akyol, tıbbi cihazlar ve protezlerin ilaçlar gibi doktor önerisiyle kullanılması gerektiğini, internetten usulüne uygun şekilde alınmayan ürünlerin organlarda hasara neden olabileceğini söyledi.
Tıbbi cihazlar gibi kontakt lenslerin de doktor kontrolünde kullanılmasının önemine işaret eden Akyol, numaralı ya da kozmetik lenslerin göz hekiminin önerisi doğrultusunda satın alınması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’de kontakt lens uygulamalarının kanunlarla düzenlendiğini, konuyla ilgili yasayla "optisyenlik müessesesinde reçetesiz kontakt lens satılmasının ve her türlü kontakt lens ve lens uygulamasıyla ilgili alet bulundurulmasının yasaklandığını" anlatan Akyol, ”Bu nedenle, nasıl ilaçlarımız reçeteyle eczaneden alınıyorsa gözlüklerimiz ve lenslerimiz de lens ve gözlük reçetesiyle optikçilerden alınmalıdır" ifadesini kullandı.
Kontakt lens reçetesinde, gözlük reçetesinden farklı olarak, lensin total çapı, eğrilik yarıçapı, materyali, su içeriği, takış şeması gibi bilgilerin bulunduğuna işaret eden Akyol, "Dolayısıyla sadece gözlük numarasının yer aldığı gözlük reçetesiyle kontakt lens almak büyük bir hatadır" diye konuştu.
Hekimin uygun olduğunu düşündüğü kontakt lensi, hastanın gözünde görmesi gerektiğini dile getiren Akyol, şunları kaydetti:
"İlk muayenede lensin gözdeki hareketleri, merkezileşmesi, lensle kornea arasındaki gözyaşı tabakasının kalınlığı, doktorun uygun gördüğü süre sonunda hastanın gözündeki değişiklikler, doktora o lensi reçete etme kararını verdirir. Kontrollerde ilk lensten vazgeçilip bir başka lens önerilebilir. Bu süreci, hastanın sadece gözlük numarasıyla internetten lens satın alması ile karşılaştırmak mümkün değildir."
"KONTAKT LENS SATIŞLARININ YÜZDE 20’YE YAKINI İNTERNETTEN YAPILIYOR"
Lenslerin dikkatli ve hijyen kurallarına uygun kullanmanın önemine değinen Akyol, kontrol edilmeyen yerlerden satın alınan lenslerin hijyenik problemlere yol açabildiğini söyledi.
Kimi internet sitelerinde kontrolsüz satışı yapılan kontakt lenslerin korneada mantar enfeksiyonuna neden olduğunu ifade eden Akyol, "Enfeksiyon tüm göze yayıldığında ve zamanında müdahale edilemediğinde göz kaybına neden olabiliyor" dedi.
AB ülkeleri ve ABD’de internetten kontakt lens satışına karşı yasalar bulunduğunu ancak dünya genelindeki satışın yüzde 20’sinin internetten yapıldığını belirten Akyol, bazı ülkelerde bu konuda yasal açıklar bulunduğunu söyledi.
Kaynak7gunsaglik.com
Göz Kanlanması Nelerin Habercisi Olabilir?
Özellikle her sabah gün aşırı bu durumla karşılaşıyorsanız kesinlikle ciddiye alın ve hekime görünün..
Gözde kanlanma sık görülen bir rahatsızlıktır. Kanlanmasının en çok enfeksiyonlarla oluştuğunu söyleyen Göz Sağlığı Uzmanı Op. Dr. Levent Akçay, özellikle konjonktivit denilen enfeksiyonların körlüğe bile sebep olabileceğinin altını çizdi ve göz kanlanmasına sebep olan durumları sıraladı.
Gözlerdeki kanlanmanın çok çeşitli sebepleri vardır. Gözün ön yüzeyinde konjonktiva dediğimiz göz zarı bulunmaktadır. Bu zar, göz beyazımızı örter. Konjonktiva içindeki kan damarlarıyla göz ön yüzeyine oksijen taşır. Aynı zamanda gözün kurumasını önleyen sıvıları üretir. Gözümüzü mikroplara karşı korur. Göz zarında, kan damarlarının artması yani kanlanma en sık enfeksiyonlarla oluşur. Konjonktivit dediğimiz bu enfeksiyonlar tedavi edilmezse körlüğe kadar giden kötü durumlara sebep olabilir.
Göz kanlanmasına sebep olan durumlar hangileri?
Gözde et çıkması (pjerjium): En sık göz kanlanma sebeplerinden bir tanesidir. Pterjium diğer kanlanmaların aksine giderek büyüyen et yapısıyla korneayı kaplayarak yüksek astigmat ve görme bozukluğuna sebep olur. Astigmat arttığı için hasta sık sık sık gözlük değiştirmek zorunda kalır. Ptrerjium, genetik olabilir ve ultraviyole ile artmaktadır. Bu hastalar mutlaka UV kesen güneş gözlüğü kullanmalıdır. Güneş gözlüğü etin büyümesini durdurabilir. Tedavisi ise cerrahidir.
Kirpik dibi iltihabı (blefarit): Blefarit; kronik yani uzun süre devam eden, tedavi edilince rahatlayan ve geçen ama sonra tekrarlayan bir kirpik kapak iltihabıdır. Sıklıkla gözde kanlanmaya sebep olur. Tedavisinde her sabah kirpik diplerinin ılık suyla ya da hazır ilaçlı mendillerle silinmesi şarttır. Özellikle bayanların yaptığı kirpik diplerine kalem sürme bu iltihaba sebep olabilmektedir. Blefarite bağlı göz kanlanması ve arpacık ilaçlarla tedavi edilebilirken, kapakta kist oluşumunun (şalazyon) tedavisi mutlaka cerrahi olmalıdır.
Enfeksiyon nedenli kanlanmalar: Uzman hekimin vereceği göz damlaları ile tedavi edilebilir. Göz kanlanmasında pansumanın yeri ve önemi yoktur. Antibiyotikli damlalar sorunu çözecektir.
Ayrıca üveit, keratit gibi diğer göz enfeksiyonları da gözde kanlanma yapabilir.
Kaynak7gunsaglik.com
Gözde kanlanma sık görülen bir rahatsızlıktır. Kanlanmasının en çok enfeksiyonlarla oluştuğunu söyleyen Göz Sağlığı Uzmanı Op. Dr. Levent Akçay, özellikle konjonktivit denilen enfeksiyonların körlüğe bile sebep olabileceğinin altını çizdi ve göz kanlanmasına sebep olan durumları sıraladı.
Gözlerdeki kanlanmanın çok çeşitli sebepleri vardır. Gözün ön yüzeyinde konjonktiva dediğimiz göz zarı bulunmaktadır. Bu zar, göz beyazımızı örter. Konjonktiva içindeki kan damarlarıyla göz ön yüzeyine oksijen taşır. Aynı zamanda gözün kurumasını önleyen sıvıları üretir. Gözümüzü mikroplara karşı korur. Göz zarında, kan damarlarının artması yani kanlanma en sık enfeksiyonlarla oluşur. Konjonktivit dediğimiz bu enfeksiyonlar tedavi edilmezse körlüğe kadar giden kötü durumlara sebep olabilir.
Göz kanlanmasına sebep olan durumlar hangileri?
Gözde et çıkması (pjerjium): En sık göz kanlanma sebeplerinden bir tanesidir. Pterjium diğer kanlanmaların aksine giderek büyüyen et yapısıyla korneayı kaplayarak yüksek astigmat ve görme bozukluğuna sebep olur. Astigmat arttığı için hasta sık sık sık gözlük değiştirmek zorunda kalır. Ptrerjium, genetik olabilir ve ultraviyole ile artmaktadır. Bu hastalar mutlaka UV kesen güneş gözlüğü kullanmalıdır. Güneş gözlüğü etin büyümesini durdurabilir. Tedavisi ise cerrahidir.
Kirpik dibi iltihabı (blefarit): Blefarit; kronik yani uzun süre devam eden, tedavi edilince rahatlayan ve geçen ama sonra tekrarlayan bir kirpik kapak iltihabıdır. Sıklıkla gözde kanlanmaya sebep olur. Tedavisinde her sabah kirpik diplerinin ılık suyla ya da hazır ilaçlı mendillerle silinmesi şarttır. Özellikle bayanların yaptığı kirpik diplerine kalem sürme bu iltihaba sebep olabilmektedir. Blefarite bağlı göz kanlanması ve arpacık ilaçlarla tedavi edilebilirken, kapakta kist oluşumunun (şalazyon) tedavisi mutlaka cerrahi olmalıdır.
Enfeksiyon nedenli kanlanmalar: Uzman hekimin vereceği göz damlaları ile tedavi edilebilir. Göz kanlanmasında pansumanın yeri ve önemi yoktur. Antibiyotikli damlalar sorunu çözecektir.
Ayrıca üveit, keratit gibi diğer göz enfeksiyonları da gözde kanlanma yapabilir.
Kaynak7gunsaglik.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






