Düz tabanlık kaderiniz değil. Zamanında yapılan ameliyatla düz tabanlılıktan kurtulabilirsiniz. Ameliyat sonunda neler yaşanır ayrıntılar..
Ayak ve Ayak Bileği Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tahir Öğüt, ağrısı olan ve başlangıç evresini geçmiş düztabanların ameliyatla düzeltilmesi gerektiğini, ameliyat eğer zamanında yapılırsa eklemleri sabitlemeden düztabanlığı düzeltmenin mümkün olduğunu belirtti.
Öğüt, yaptığı yazılı açıklamada, düztabanlığın, biri çocukluktan itibaren var olan diğeri ise “erişkin tipi” denilen iki grupta değerlendirilebileceğini kaydetti. Ayağın zaman içerisinde yavaş yavaş deforme olduğunu, ilerleme hızının kişiden kişiye, kullanım ve genetik yapıya bağlı olarak değiştiğini, ayağın iç tarafındaki çukurluğun çökmeye başladığını ifade eden Öğüt, başparmağın tırnağı daha önce tavana bakarken artık diğer ayağa doğru bakar vaziyette olduğunu ve topuğun yavaş yavaş dışa doğru kaymaya başladığını anlattı.
Öğüt, şu bilgileri verdi:
“Deformite arttıkça ayağın orta-iç tarafında bir çıkıntı oluşmaya başlar. Kişi o ayağı üzerinde tek ayak parmak ucuna kalkamaz veya kalkmakta zorlanır. Ağrı ilk başlarda ayağın orta-iç tarafındayken ilerleyen dönemlerde ayağın dış tarafında ağrı olur. Kısaca ağrı ve deformite düztabanlığın başlıca belirtileridir. Ayakkabılarda deformasyon meydana gelir.
"BİR TOMAR RÖNTGENLE DOKTOR DOKTOR GEZİLİYOR"
Böyle bir hasta doktora başvurduğunda ne yazık ki çoğu kez tetkik olarak sadece MR istenir. Hasta koltuğunun altında tomarla MR tetkikleriyle doktor doktor dolaşır ve kendisine söylenen genellikle sadece bir çift tabanlık kullanması gerektiğidir. Hatta hasta çocuksa özel ayakkabılar da tavsiye edilerek aileler tatmin edilir.
MR YERİNE AYAKTA RÖNTGEN ÇEKTİRİN
Halbuki ayakta dururken çekilen normal ayak röntgenleri tanı koymakta ve düztabanlığın derecesini belirlemekte yeterlidir. MR tetkiki son derece gereksizdir. Özel ayakkabıların ise düztabanlık tedavisinde bir yeri yoktur.”
"AMELİYAT HASTALARA DAHA KALİTELİ BİR HAYAT SAĞLAR"
Tedavi noktasında her şeyden önce ayak konusunda tecrübeli bir ortopediste başvurulması gerektiğini vurgulayan Öğüt, tedavinin düztabanlığın derecesine göre yapıldığını belirtti.
Tedavide ilk olarak başlangıç evresinde tabanlıkların kullanılabildiğini, tabanlığın ise düztabanlığı gidermediğini ancak ağrıları giderebildiğini ve ilerlemeyi azaltabildiğini anlatan Öğüt, şunları kaydetti:
“Kullanılan tabanlık kişiye özel olmalıdır. Ne yazık ki başlangıç evresinde hastaların doktora başvurması, başvursa da doğru tanı konulması çok nadiren gerçekleşir. Bu evre geçip ayakta deformite oluşmaya başladıktan sonra ise tabanlığın pek faydası olmaz. Ağrısı olan ve başlangıç evresini geçmiş düztabanlar ameliyatla düzeltilmelidir. Ameliyat eğer zamanında yapılırsa eklemleri sabitlemeden düztabanlığı düzeltmek mümkündür fakat gecikilen durumlarda tek çare eklemleri sabitleyerek (dondurarak) düzeltme yapmaktır. Düztabanlık ameliyatı hastalara daha kaliteli bir hayat sağlar.
Çocuklarda özel durumlarda kullanılan vidalama tekniğinde hasta bir-iki hafta içerisinde basabilirken, daha çok kullandığımız diğer yöntemlerden sonra ise ayak genellikle atel dediğimiz yarım alçıda 6 hafta süreyle tutulur. Bu 6 hafta içinde sağlam tarafa basarak bir yürüteç veya koltuk değneği yardımıyla yürünebilir fakat ameliyat olan ayağa 6 hafta bastırılmaz.
Normal ayakkabıya geçiş kullanılan tekniğe göre 6 ila 10 hafta arasında olur. Bu ameliyatların en sevimsiz yanı, ameliyat sonrasında hemen ayağa kalkıp basamamaktır ki bu aslında çok normaldir. Çünkü insanlar ayakları üzerinde yürürler ve tam iyileşmemiş bir ayağa basılırsa komplikasyonlar o zaman ortaya çıkabilir. Onun dışında, tecrübeli bir ayak cerrahı tarafından yapıldığında komplikasyon riski yok denecek kadar azdır. Ayağımıza gerekli özeni göstermezsek hayat kalitemiz bozulur, ayağımız yüzünden bir anda tüm yaşamımız etkilenir. Aşırı kilo, geçirilmiş ve iyi tedavi edilmemiş eski ayak ve topuk kırıkları, uygun olmayan ayakkabı, aşırı zorlamalar, travmalar, romatolojik hastalıklar ve diyabet yetişkinlerde düztabanlığa yol açmaktadır.”
Ortopedi Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ortopedi Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hızlı Ve Pratik Fıtık Ameliyatı
Ağrı’da bir hastanede uygulanan kapalı cerrahi yöntemle hastalar fıtık ameliyatını hemen olup aynı gün taburcu ediliyor.
Ağrı'da uygulanmaya başlanan kapalı cerrahi yöntemle 3 dakikada fıtık ameliyatı olan hastalar 3 saat sonra da taburcu ediliyor.
Ağrı Devlet Hastanesi'nde kapalı cerrahi müdahaleyle bel fıtığının alınması “Perkütan hidrodiskektomi” yöntemiyle fıtığı olan hastaların ameliyatları 3 dakikada yapılmaya başlandı.
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Hikmet Aytekin, Amerika'dan Türkiye'ye gelen bu yeni yöntemin Doğu Anadolu Bölgesi'nde ilk kez Ağrı'da uygulandığını söyledi.
Ciltten kapalı girilerek bel fıtığının alınması yöntemiyle bölgede 9 hastayı ameliyat ettiklerini ifade eden Aytekin, “Ağrı'da, Türkiye'ye Amerika'dan yeni gelmiş bir sistem var. Perkütan hidrodiskektomi sistemi. Biz de Ağrı Devlet Hastanesi'nde bu sistemi kullanıyoruz” dedi.
Aytekin, halk arasında lazer denen sistemlerin ülkede yaklaşık 10-15 yıldır uygulandığını, bu yeni yöntemin lazerli yöntemlere göre daha faydalı olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Tabi bu teknikler gitgide geliştiriliyor. Lazer tekniklerinin yanında başka tekniklerde geliştiriliyor. En son lazer tekniklerinin nüks oranının yüksek olması ve çok efektif olmaması nedeniyle yeni tekniklerde geliştirildi. Şimdi bu yeni sistem olan perkütan hidrodiskektomi sistemiyle biz öncelikle hastayı belinden uyuşturuyoruz. Skopi denen röntgen cihazıyla görüntüler alarak gireceğimiz mesafeyi belirliyoruz. Giriş aparatlarıyla fıtık bölgesine girip diski bu cihazla çalıştırarak boşaltıyoruz. Bu cihazla gelen 'L' şeklinde bir aparatı ve bir de yanında bir düz aparatı var. Bu aparatla su çok hızlı bir şekilde saate 900 kilometre saniye hızla diske çarpıyor ve diski toz haline getiriyor. Aynı zamanda diğer aparattan aynı anda çekiyor, alıyor. Biz yaklaşık bu işlemi 3 dakika uyguluyoruz hastaya. Hasta 3 saat sonra kalkıp yürüyor ve taburcu oluyor. Hem hastaneye yatış süresi hem işine dönüş süresi her açıdan çok avantajlı.”
"DOĞU ANADOLU BÖLGESİ'NDE BİR TEK BİZ KULLANIYORUZ"
Bu yöntemin Türkiye'ye 3-4 ay önce geldiğini, Doğu Anadolu Bölgesi'nde ilk kez Ağrı'da uygulandığını anlatan Aytekin “30 Kasım'da Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde bu sistemin bir kursu oldu. Cerrahpaşa ekibi zaten oradaydı. Onlarla 22 hekim vardı. Doğu Anadolu Bölgesi'nde bir tek biz kullanıyoruz. Tabi başka dediğimiz gibi bu lazer teknikleri gibi şeyler var ama anlattığım şekilde bu daha efektif bir yöntem. Diğer yöntemlere göre nüks oranı daha düşük. Hasta dramatik olarak fayda görüyor. Çok çabuk iyileşiyor” diye konuştu.
Aytekin, bu yeni yöntemin büyük fıtıklara uygulanmadığına dikkati çekerek, “Hangi doktora gitsem fıtığın küçük dedi ameliyat yapmadı' diyen hastalar bizim aday hastalarımız. Ameliyatın ardından anında hasta rahatlıyor. 3 saat sonra kalkıp yürüyor evine gidiyor” ifadelerini kullandı.Kaynak7gunsaglik.com
Ağrı'da uygulanmaya başlanan kapalı cerrahi yöntemle 3 dakikada fıtık ameliyatı olan hastalar 3 saat sonra da taburcu ediliyor.
Ağrı Devlet Hastanesi'nde kapalı cerrahi müdahaleyle bel fıtığının alınması “Perkütan hidrodiskektomi” yöntemiyle fıtığı olan hastaların ameliyatları 3 dakikada yapılmaya başlandı.
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Hikmet Aytekin, Amerika'dan Türkiye'ye gelen bu yeni yöntemin Doğu Anadolu Bölgesi'nde ilk kez Ağrı'da uygulandığını söyledi.
Ciltten kapalı girilerek bel fıtığının alınması yöntemiyle bölgede 9 hastayı ameliyat ettiklerini ifade eden Aytekin, “Ağrı'da, Türkiye'ye Amerika'dan yeni gelmiş bir sistem var. Perkütan hidrodiskektomi sistemi. Biz de Ağrı Devlet Hastanesi'nde bu sistemi kullanıyoruz” dedi.
Aytekin, halk arasında lazer denen sistemlerin ülkede yaklaşık 10-15 yıldır uygulandığını, bu yeni yöntemin lazerli yöntemlere göre daha faydalı olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Tabi bu teknikler gitgide geliştiriliyor. Lazer tekniklerinin yanında başka tekniklerde geliştiriliyor. En son lazer tekniklerinin nüks oranının yüksek olması ve çok efektif olmaması nedeniyle yeni tekniklerde geliştirildi. Şimdi bu yeni sistem olan perkütan hidrodiskektomi sistemiyle biz öncelikle hastayı belinden uyuşturuyoruz. Skopi denen röntgen cihazıyla görüntüler alarak gireceğimiz mesafeyi belirliyoruz. Giriş aparatlarıyla fıtık bölgesine girip diski bu cihazla çalıştırarak boşaltıyoruz. Bu cihazla gelen 'L' şeklinde bir aparatı ve bir de yanında bir düz aparatı var. Bu aparatla su çok hızlı bir şekilde saate 900 kilometre saniye hızla diske çarpıyor ve diski toz haline getiriyor. Aynı zamanda diğer aparattan aynı anda çekiyor, alıyor. Biz yaklaşık bu işlemi 3 dakika uyguluyoruz hastaya. Hasta 3 saat sonra kalkıp yürüyor ve taburcu oluyor. Hem hastaneye yatış süresi hem işine dönüş süresi her açıdan çok avantajlı.”
"DOĞU ANADOLU BÖLGESİ'NDE BİR TEK BİZ KULLANIYORUZ"
Bu yöntemin Türkiye'ye 3-4 ay önce geldiğini, Doğu Anadolu Bölgesi'nde ilk kez Ağrı'da uygulandığını anlatan Aytekin “30 Kasım'da Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde bu sistemin bir kursu oldu. Cerrahpaşa ekibi zaten oradaydı. Onlarla 22 hekim vardı. Doğu Anadolu Bölgesi'nde bir tek biz kullanıyoruz. Tabi başka dediğimiz gibi bu lazer teknikleri gibi şeyler var ama anlattığım şekilde bu daha efektif bir yöntem. Diğer yöntemlere göre nüks oranı daha düşük. Hasta dramatik olarak fayda görüyor. Çok çabuk iyileşiyor” diye konuştu.
Aytekin, bu yeni yöntemin büyük fıtıklara uygulanmadığına dikkati çekerek, “Hangi doktora gitsem fıtığın küçük dedi ameliyat yapmadı' diyen hastalar bizim aday hastalarımız. Ameliyatın ardından anında hasta rahatlıyor. 3 saat sonra kalkıp yürüyor evine gidiyor” ifadelerini kullandı.Kaynak7gunsaglik.com
Fıtık Ya Da Kas Ağrısı
Son zamanlarda bel ve boyun bölgelerinizde görülen ciddi ağrılar ve kasılmalar aslında fıtık mı yoksa kas ağırısından ibaret mi?
Bu ağrıların boyun fıtığından kaynaklanabileceğini düşünerek endişeleniyor musunuz? Ağrılarınızın boyun fıtığı mı yoksa başka bir hastalıktan mı kaynaklandığını öğrenmek için bu yazıyı okumanızda fayda var…
Hisar Intercontinental Hospital Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa ile boyunda, omurilik ve/veya sinir köklerine bası yaparak çok şiddetli boyun ve kol ağrılarına, kol ve ellerde kuvvet kayıplarına, duyu bozukluklarına ve omurilik basısının ağır nörolojik fonksiyon kayıplarına yol açabilen boyun fıtığını konuştuk.
Boyun fıtığı mı başka bir problem mi? Ağrınızın nedenini sorgulayın!
Omurlar arasında bulunan diskler, omurgaya yüklenmeyi azaltarak aktaran kıkırdağımsı elastik yastıkçıklardır. Diskler, yaşlanmaya koşut olarak yıpranır, dejenerasyon ile elastikiyetleri azalır ve fıtıklaşmaları kolaylaşır. Boyun fıtığının en sık belirtisi olan boyun ve kol ağrılarının nedenleri çok geniş bir yelpaze oluşturur. Bu ağrılar, boyun fıtığı dışında; basit bir kas spazmı, mekanik boyun ağrısı, eklem ve omurga kireçlenmeleri, yumuşak doku hastalıkları ve zorlanmaları, omurganın ve yumuşak dokuların iltihabından, enfeksiyon hastalıklarından, apselerden, kemik hastalıkları ve kırıklarından, metabolik, hormonal, romatizmal ve iç organ hastalıklardan, çeşitli tümörlerden ve daha birçok hastalıktan kaynaklanabilir. Bu nedenle, ağrılarınızın kaynağı, özellikleri, seyrinin sorgulanması, çok yönlü sistemik ve nörolojik muayene, temel ve ileri tetkikler ve görüntülemeler olası hastalıkların ayrımında yararlıdır. Bu nedenle boyun ve/veya kol ağrılarınız tanıya yönelik önemli ipuçları verebilir. Ağrının yeri, başlangıç şekli, zamanı, şiddeti, süresi, yayılımı, niteliği (yanıcı, batıcı, delici), ağrıyı tetikleyen ya da artıran ve azaltan faktörler, ağrının iklim şartları ile ilgisi, ağrının istirahat ve hareket ile ilgisi, gece şiddetlenmesi, uykudan uyandırması hatta uyutmaması hekimi yönlendirmede anlamlıdır.
Ağrılarınız Var Ama Ameliyat Gerekli mi?
Basit mekanik boyun ağrılarında ya da omurilik ve sinir basısı yapmayan boyun fıtıklarında cerrahi tedavi uygulanmaz. Cerrahi tedavinin alternatifleri; boynun istirahate alınması, ilaç tedavisi, boyunluk, traksiyon (yumuşak dokuları germek, eklem aralıklarını genişletmek yada kırık kemik parçalarını birbirinden uzaklaştırmak için vücudun bir parçasına uygulanan çekme tekniği), lokal enjeksiyonlar, fizik tedavi ve egzersizlerden oluşur. Ancak, omurilik ya da belirgin sinir kökü basısı yaparak kuvvet kaybı, yürüme bozukluğu, idrar ve gaita kontrol kusuru gibi nörolojik belirti ve bulgulara yol açan; klinik tablo ile görüntüleme bulgularının uyumlu olduğu boyun fıtıklarında zaman geçirmeden acil olarak ameliyat yapılır. Sinir kökü basısının belirgin olduğu ve felç (motor kayıp) ile seyreden ya da cerrahi dışındaki tedavilere yanıt vermeyen, şiddetli ve ısrar eden ağrılarda da yine cerrahi tedavi düşünülmelidir. Boyun fıtıklarında cerrahi girişimler ile çok iyi sonuçlar alınabilir. Bu ameliyatlar, küçük bir açıklıktan yapılan ve hastanın çok kısa sürede normal yaşama dönebildiği ameliyatlar olabileceği gibi bazı hastalarda çok kompleks ve büyük ameliyatlar da gerekebilir. Günümüzde yüksek teknolojinin getirdiği imkanlar, cerrahi mikroskop ve endoskobun kullanılması ile cerrahi tedavi alternatifleri ve imkanları son derece çeşitlenmiştir ve en kapsamlı ve büyük ameliyatlar bile yüksek bir başarı oranı ile gerçekleştirilebilmektedir. Bu ameliyatlar zamanında ve doğru bir şekilde yapıldığında sinir dokusuna (omurilik ve sinir köklerine) ait fonksiyonlar korunabilir; kayıp varsa geri dönebilir, omurganın koruyuculuğu yeniden sağlanabilir ve ileride oluşabilecek risklerin önüne geçilebilir.Kaynak7gunsaglik.com
Bu ağrıların boyun fıtığından kaynaklanabileceğini düşünerek endişeleniyor musunuz? Ağrılarınızın boyun fıtığı mı yoksa başka bir hastalıktan mı kaynaklandığını öğrenmek için bu yazıyı okumanızda fayda var…
Hisar Intercontinental Hospital Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa ile boyunda, omurilik ve/veya sinir köklerine bası yaparak çok şiddetli boyun ve kol ağrılarına, kol ve ellerde kuvvet kayıplarına, duyu bozukluklarına ve omurilik basısının ağır nörolojik fonksiyon kayıplarına yol açabilen boyun fıtığını konuştuk.
Boyun fıtığı mı başka bir problem mi? Ağrınızın nedenini sorgulayın!
Omurlar arasında bulunan diskler, omurgaya yüklenmeyi azaltarak aktaran kıkırdağımsı elastik yastıkçıklardır. Diskler, yaşlanmaya koşut olarak yıpranır, dejenerasyon ile elastikiyetleri azalır ve fıtıklaşmaları kolaylaşır. Boyun fıtığının en sık belirtisi olan boyun ve kol ağrılarının nedenleri çok geniş bir yelpaze oluşturur. Bu ağrılar, boyun fıtığı dışında; basit bir kas spazmı, mekanik boyun ağrısı, eklem ve omurga kireçlenmeleri, yumuşak doku hastalıkları ve zorlanmaları, omurganın ve yumuşak dokuların iltihabından, enfeksiyon hastalıklarından, apselerden, kemik hastalıkları ve kırıklarından, metabolik, hormonal, romatizmal ve iç organ hastalıklardan, çeşitli tümörlerden ve daha birçok hastalıktan kaynaklanabilir. Bu nedenle, ağrılarınızın kaynağı, özellikleri, seyrinin sorgulanması, çok yönlü sistemik ve nörolojik muayene, temel ve ileri tetkikler ve görüntülemeler olası hastalıkların ayrımında yararlıdır. Bu nedenle boyun ve/veya kol ağrılarınız tanıya yönelik önemli ipuçları verebilir. Ağrının yeri, başlangıç şekli, zamanı, şiddeti, süresi, yayılımı, niteliği (yanıcı, batıcı, delici), ağrıyı tetikleyen ya da artıran ve azaltan faktörler, ağrının iklim şartları ile ilgisi, ağrının istirahat ve hareket ile ilgisi, gece şiddetlenmesi, uykudan uyandırması hatta uyutmaması hekimi yönlendirmede anlamlıdır.
Ağrılarınız Var Ama Ameliyat Gerekli mi?
Basit mekanik boyun ağrılarında ya da omurilik ve sinir basısı yapmayan boyun fıtıklarında cerrahi tedavi uygulanmaz. Cerrahi tedavinin alternatifleri; boynun istirahate alınması, ilaç tedavisi, boyunluk, traksiyon (yumuşak dokuları germek, eklem aralıklarını genişletmek yada kırık kemik parçalarını birbirinden uzaklaştırmak için vücudun bir parçasına uygulanan çekme tekniği), lokal enjeksiyonlar, fizik tedavi ve egzersizlerden oluşur. Ancak, omurilik ya da belirgin sinir kökü basısı yaparak kuvvet kaybı, yürüme bozukluğu, idrar ve gaita kontrol kusuru gibi nörolojik belirti ve bulgulara yol açan; klinik tablo ile görüntüleme bulgularının uyumlu olduğu boyun fıtıklarında zaman geçirmeden acil olarak ameliyat yapılır. Sinir kökü basısının belirgin olduğu ve felç (motor kayıp) ile seyreden ya da cerrahi dışındaki tedavilere yanıt vermeyen, şiddetli ve ısrar eden ağrılarda da yine cerrahi tedavi düşünülmelidir. Boyun fıtıklarında cerrahi girişimler ile çok iyi sonuçlar alınabilir. Bu ameliyatlar, küçük bir açıklıktan yapılan ve hastanın çok kısa sürede normal yaşama dönebildiği ameliyatlar olabileceği gibi bazı hastalarda çok kompleks ve büyük ameliyatlar da gerekebilir. Günümüzde yüksek teknolojinin getirdiği imkanlar, cerrahi mikroskop ve endoskobun kullanılması ile cerrahi tedavi alternatifleri ve imkanları son derece çeşitlenmiştir ve en kapsamlı ve büyük ameliyatlar bile yüksek bir başarı oranı ile gerçekleştirilebilmektedir. Bu ameliyatlar zamanında ve doğru bir şekilde yapıldığında sinir dokusuna (omurilik ve sinir köklerine) ait fonksiyonlar korunabilir; kayıp varsa geri dönebilir, omurganın koruyuculuğu yeniden sağlanabilir ve ileride oluşabilecek risklerin önüne geçilebilir.Kaynak7gunsaglik.com
Bel ve Boyun Ağrısı Artıyor
Özellikle rahatsız konumlarda çalışan kişiler ve işinden memnun olmayanlar bel ve boyun ağrısı çekiyor..
Türkiye’de her 3 kişiden birinin bel ya da boyun ağrısı çektiği, bilgisayar başında oturmanın yük taşımaktan daha fazla sağlık sorununa neden olduğu, işini sevmeyenlerin sevenlere göre bel ağrısı nedeniyle doktora gitme oranının 2,5 kat daha fazla olduğu bildirildi.
Bursa Kent Konseyi Kadın Meclisi ve ROMMER tarafından düzenlenen seminerde konuşan Dr. Metin Yurdakoş, Kadın Meclisi üyelerine bel ve boyun fıtığı konusunda bilgi verdi. Dr. Metin Yurdakoş, Türkiye’de her 3 kişiden birinin bel ya da boyun ağrısı çektiğini söyledi.
Yurdakoş, "Duruş-oturuş bozuklukları da bel ve boyun ağrılarının daha fazla görülmesine sebep oluyor. Özellikle bilgisayar başında fazla vakit geçiren insanlar muhakkak ergonomik eşyalar kullanmalıdır. İşini sevmeyenlerin bel ağrısı sebebiyle hekime başvurma oranı, sevenlere göre 2,5 kat daha fazladır. İşinden memnun olmama, takdir edilmeme boyun ve bel ağrısında risk faktörüdür" dedi.
Bel ve boyun ağrısının kireçlenme, romatizma, kemik erimesi, omurlarda kırık ve bel kaymasından kaynaklandığını vurgulayan Yurdakoş, "Ağır cisimlerin usulüne uygun bir şekilde taşınması gerekir. Taşıdığımız yükleri iki elimize eşit şekilde bölmeliyiz. Yatak tercihi de çok önemlidir" diye konuştu. Yurdakoş, katılımcılara günlük hayatta pratik olarak yapılabilecek hareketleri gösterdi.
Kaynak7gunsaglik.com
Türkiye’de her 3 kişiden birinin bel ya da boyun ağrısı çektiği, bilgisayar başında oturmanın yük taşımaktan daha fazla sağlık sorununa neden olduğu, işini sevmeyenlerin sevenlere göre bel ağrısı nedeniyle doktora gitme oranının 2,5 kat daha fazla olduğu bildirildi.
Bursa Kent Konseyi Kadın Meclisi ve ROMMER tarafından düzenlenen seminerde konuşan Dr. Metin Yurdakoş, Kadın Meclisi üyelerine bel ve boyun fıtığı konusunda bilgi verdi. Dr. Metin Yurdakoş, Türkiye’de her 3 kişiden birinin bel ya da boyun ağrısı çektiğini söyledi.
Yurdakoş, "Duruş-oturuş bozuklukları da bel ve boyun ağrılarının daha fazla görülmesine sebep oluyor. Özellikle bilgisayar başında fazla vakit geçiren insanlar muhakkak ergonomik eşyalar kullanmalıdır. İşini sevmeyenlerin bel ağrısı sebebiyle hekime başvurma oranı, sevenlere göre 2,5 kat daha fazladır. İşinden memnun olmama, takdir edilmeme boyun ve bel ağrısında risk faktörüdür" dedi.
Bel ve boyun ağrısının kireçlenme, romatizma, kemik erimesi, omurlarda kırık ve bel kaymasından kaynaklandığını vurgulayan Yurdakoş, "Ağır cisimlerin usulüne uygun bir şekilde taşınması gerekir. Taşıdığımız yükleri iki elimize eşit şekilde bölmeliyiz. Yatak tercihi de çok önemlidir" diye konuştu. Yurdakoş, katılımcılara günlük hayatta pratik olarak yapılabilecek hareketleri gösterdi.
Kaynak7gunsaglik.com
Boyun Fıtığında Dikkat Edilecek Noktalar
Boyun ağrıları fıtık sebebi olabilir. Fıtıkta nasıl bir tedavi uygulanabilir, nelere dikkat edilmelidr, fizik tedavinin rolü nedir?
Çalışan kesimi etkisi altına alan boyun fıtığı her yaş grubunu tehdit ediyor. Zamanla boyun omurları arasındaki kıkırdağın yıpranması yaşlıları da risk altına alıyor. Boyun fıtığında cerrahi operasyon son çare. Öncelikli olarak yatak istirahati, ilaç tedavisi veya fizik tedavi yeterli geliyor. Uzmanlar boyun fıtığına karşı şu önerilerde bulunuyor:
Masa başında çalışıyorsanız, kol destekli bir sandalyede, omuzlarınız geride ve ayaklarınız yere değecek şekilde oturun.
Sırtınıza ve belinize arkadan destek verin.
Uzun süre bilgisayar kullanmak ve televizyon seyretmekten sakının.
Yüksekten bir şey alacaksanız, merdiven kullanarak o yüksekliğe yakın olmaya çalışın.
Çok sayıda yastıkla yatmayın, televizyon izlerken kanepenin koluna başınızı dayayıp, uyuyakalmayın.
Telefonun ahizesini omuz ile boynuzun arasına sıkıştırarak konuşmayın.
Yüzmeyi ihmal etmeyin.
Kaynak7gunsaglik.com
Çalışan kesimi etkisi altına alan boyun fıtığı her yaş grubunu tehdit ediyor. Zamanla boyun omurları arasındaki kıkırdağın yıpranması yaşlıları da risk altına alıyor. Boyun fıtığında cerrahi operasyon son çare. Öncelikli olarak yatak istirahati, ilaç tedavisi veya fizik tedavi yeterli geliyor. Uzmanlar boyun fıtığına karşı şu önerilerde bulunuyor:
Masa başında çalışıyorsanız, kol destekli bir sandalyede, omuzlarınız geride ve ayaklarınız yere değecek şekilde oturun.
Sırtınıza ve belinize arkadan destek verin.
Uzun süre bilgisayar kullanmak ve televizyon seyretmekten sakının.
Yüksekten bir şey alacaksanız, merdiven kullanarak o yüksekliğe yakın olmaya çalışın.
Çok sayıda yastıkla yatmayın, televizyon izlerken kanepenin koluna başınızı dayayıp, uyuyakalmayın.
Telefonun ahizesini omuz ile boynuzun arasına sıkıştırarak konuşmayın.
Yüzmeyi ihmal etmeyin.
Kaynak7gunsaglik.com
Ortopedik Rahatsızlıkta En İyi Tedavi Şekli
MEnisküs yırtığı gibi zedelenmeli ve kireçlenme gibi ortopedik hastalık tedavisinde bazen cerrahi yerine fizik tedavi uygulanabiliyor.
Menisküs yırtığı veya eklem kireçlenmesi için yapılan ameliyatın her zaman en iyi tedavi yöntemi olmadığı, fizik tedavinin de benzer sonuçlar verdiğinin anlaşıldığı bildirildi.
Harvard Üniversitesi’nden Jeffrey Katz ve ekibinin yaptığı araştırmaya, 45 yaşın üzerinde, menisküsünde yırtıklar veya diz ekleminde kireçlenme olan 300’den fazla kişi katıldı.
Katılımcıların yarısına cerrahi müdahalede bulunuldu, diğer yarısına fizik tedavi uygulandı. Aylar sonra hastaların durumu gözlendi. Fizik tedavi görenlerin üçte biri daha sonra ameliyat olmayı tercih etti. Ancak üçte ikisinin ağrılarının büyük ölçüde azaldığı ve dizin durumunun iyileştiği görüldü.
FİZİK TEDAVİ İYİ BİR SEÇENEK
Dr. Jeffrey Katz, fizik tedavi uygulananlar ve ameliyat edilenlerin dizlerinin durumunda çok net iyileşme belirlenmesi nedeniyle araştırmanın “en iyi tedavinin tek olmadığını” gösterdiğini belirterek, cerrahi operasyon istemeyenler için fizik tedavinin iyi bir seçenek olabileceğini belirtti.
Araştırma, “New England Journal of Medicine” dergisinde yayımlandı. ABD’de her yıl 450 binden fazla diz ameliyatı (artroskopi) yapılıyor. Ameliyatın maliyeti ise yaklaşık 4 bin 500 dolar. Fizik tedavi ise en fazla 2 bin dolara mal oluyor.
Kaynak7gunsaglik.com
Menisküs yırtığı veya eklem kireçlenmesi için yapılan ameliyatın her zaman en iyi tedavi yöntemi olmadığı, fizik tedavinin de benzer sonuçlar verdiğinin anlaşıldığı bildirildi.
Harvard Üniversitesi’nden Jeffrey Katz ve ekibinin yaptığı araştırmaya, 45 yaşın üzerinde, menisküsünde yırtıklar veya diz ekleminde kireçlenme olan 300’den fazla kişi katıldı.
Katılımcıların yarısına cerrahi müdahalede bulunuldu, diğer yarısına fizik tedavi uygulandı. Aylar sonra hastaların durumu gözlendi. Fizik tedavi görenlerin üçte biri daha sonra ameliyat olmayı tercih etti. Ancak üçte ikisinin ağrılarının büyük ölçüde azaldığı ve dizin durumunun iyileştiği görüldü.
FİZİK TEDAVİ İYİ BİR SEÇENEK
Dr. Jeffrey Katz, fizik tedavi uygulananlar ve ameliyat edilenlerin dizlerinin durumunda çok net iyileşme belirlenmesi nedeniyle araştırmanın “en iyi tedavinin tek olmadığını” gösterdiğini belirterek, cerrahi operasyon istemeyenler için fizik tedavinin iyi bir seçenek olabileceğini belirtti.
Araştırma, “New England Journal of Medicine” dergisinde yayımlandı. ABD’de her yıl 450 binden fazla diz ameliyatı (artroskopi) yapılıyor. Ameliyatın maliyeti ise yaklaşık 4 bin 500 dolar. Fizik tedavi ise en fazla 2 bin dolara mal oluyor.
Kaynak7gunsaglik.com
Vaktinde Ameliyat İle Düz Tabanlığa Son
Düz tabanlık kaderiniz değil. Zamanında yapılan ameliyatla düz tabanlılıktan kurtulabilirsiniz. Ameliyat sonunda neler yaşanır ayrıntılar..
Ayak ve Ayak Bileği Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tahir Öğüt, ağrısı olan ve başlangıç evresini geçmiş düztabanların ameliyatla düzeltilmesi gerektiğini, ameliyat eğer zamanında yapılırsa eklemleri sabitlemeden düztabanlığı düzeltmenin mümkün olduğunu belirtti.
Öğüt, yaptığı yazılı açıklamada, düztabanlığın, biri çocukluktan itibaren var olan diğeri ise “erişkin tipi” denilen iki grupta değerlendirilebileceğini kaydetti. Ayağın zaman içerisinde yavaş yavaş deforme olduğunu, ilerleme hızının kişiden kişiye, kullanım ve genetik yapıya bağlı olarak değiştiğini, ayağın iç tarafındaki çukurluğun çökmeye başladığını ifade eden Öğüt, başparmağın tırnağı daha önce tavana bakarken artık diğer ayağa doğru bakar vaziyette olduğunu ve topuğun yavaş yavaş dışa doğru kaymaya başladığını anlattı.
Öğüt, şu bilgileri verdi:
“Deformite arttıkça ayağın orta-iç tarafında bir çıkıntı oluşmaya başlar. Kişi o ayağı üzerinde tek ayak parmak ucuna kalkamaz veya kalkmakta zorlanır. Ağrı ilk başlarda ayağın orta-iç tarafındayken ilerleyen dönemlerde ayağın dış tarafında ağrı olur. Kısaca ağrı ve deformite düztabanlığın başlıca belirtileridir. Ayakkabılarda deformasyon meydana gelir.
"BİR TOMAR RÖNTGENLE DOKTOR DOKTOR GEZİLİYOR"
Böyle bir hasta doktora başvurduğunda ne yazık ki çoğu kez tetkik olarak sadece MR istenir. Hasta koltuğunun altında tomarla MR tetkikleriyle doktor doktor dolaşır ve kendisine söylenen genellikle sadece bir çift tabanlık kullanması gerektiğidir. Hatta hasta çocuksa özel ayakkabılar da tavsiye edilerek aileler tatmin edilir.
MR YERİNE AYAKTA RÖNTGEN ÇEKTİRİN
Halbuki ayakta dururken çekilen normal ayak röntgenleri tanı koymakta ve düztabanlığın derecesini belirlemekte yeterlidir. MR tetkiki son derece gereksizdir. Özel ayakkabıların ise düztabanlık tedavisinde bir yeri yoktur.”
"AMELİYAT HASTALARA DAHA KALİTELİ BİR HAYAT SAĞLAR"
Tedavi noktasında her şeyden önce ayak konusunda tecrübeli bir ortopediste başvurulması gerektiğini vurgulayan Öğüt, tedavinin düztabanlığın derecesine göre yapıldığını belirtti.
Tedavide ilk olarak başlangıç evresinde tabanlıkların kullanılabildiğini, tabanlığın ise düztabanlığı gidermediğini ancak ağrıları giderebildiğini ve ilerlemeyi azaltabildiğini anlatan Öğüt, şunları kaydetti:
“Kullanılan tabanlık kişiye özel olmalıdır. Ne yazık ki başlangıç evresinde hastaların doktora başvurması, başvursa da doğru tanı konulması çok nadiren gerçekleşir. Bu evre geçip ayakta deformite oluşmaya başladıktan sonra ise tabanlığın pek faydası olmaz. Ağrısı olan ve başlangıç evresini geçmiş düztabanlar ameliyatla düzeltilmelidir. Ameliyat eğer zamanında yapılırsa eklemleri sabitlemeden düztabanlığı düzeltmek mümkündür fakat gecikilen durumlarda tek çare eklemleri sabitleyerek (dondurarak) düzeltme yapmaktır. Düztabanlık ameliyatı hastalara daha kaliteli bir hayat sağlar.
Çocuklarda özel durumlarda kullanılan vidalama tekniğinde hasta bir-iki hafta içerisinde basabilirken, daha çok kullandığımız diğer yöntemlerden sonra ise ayak genellikle atel dediğimiz yarım alçıda 6 hafta süreyle tutulur. Bu 6 hafta içinde sağlam tarafa basarak bir yürüteç veya koltuk değneği yardımıyla yürünebilir fakat ameliyat olan ayağa 6 hafta bastırılmaz.
Normal ayakkabıya geçiş kullanılan tekniğe göre 6 ila 10 hafta arasında olur. Bu ameliyatların en sevimsiz yanı, ameliyat sonrasında hemen ayağa kalkıp basamamaktır ki bu aslında çok normaldir. Çünkü insanlar ayakları üzerinde yürürler ve tam iyileşmemiş bir ayağa basılırsa komplikasyonlar o zaman ortaya çıkabilir. Onun dışında, tecrübeli bir ayak cerrahı tarafından yapıldığında komplikasyon riski yok denecek kadar azdır. Ayağımıza gerekli özeni göstermezsek hayat kalitemiz bozulur, ayağımız yüzünden bir anda tüm yaşamımız etkilenir. Aşırı kilo, geçirilmiş ve iyi tedavi edilmemiş eski ayak ve topuk kırıkları, uygun olmayan ayakkabı, aşırı zorlamalar, travmalar, romatolojik hastalıklar ve diyabet yetişkinlerde düztabanlığa yol açmaktadır.”
Kaynak7gunsaglik.com
Ayak ve Ayak Bileği Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tahir Öğüt, ağrısı olan ve başlangıç evresini geçmiş düztabanların ameliyatla düzeltilmesi gerektiğini, ameliyat eğer zamanında yapılırsa eklemleri sabitlemeden düztabanlığı düzeltmenin mümkün olduğunu belirtti.
Öğüt, yaptığı yazılı açıklamada, düztabanlığın, biri çocukluktan itibaren var olan diğeri ise “erişkin tipi” denilen iki grupta değerlendirilebileceğini kaydetti. Ayağın zaman içerisinde yavaş yavaş deforme olduğunu, ilerleme hızının kişiden kişiye, kullanım ve genetik yapıya bağlı olarak değiştiğini, ayağın iç tarafındaki çukurluğun çökmeye başladığını ifade eden Öğüt, başparmağın tırnağı daha önce tavana bakarken artık diğer ayağa doğru bakar vaziyette olduğunu ve topuğun yavaş yavaş dışa doğru kaymaya başladığını anlattı.
Öğüt, şu bilgileri verdi:
“Deformite arttıkça ayağın orta-iç tarafında bir çıkıntı oluşmaya başlar. Kişi o ayağı üzerinde tek ayak parmak ucuna kalkamaz veya kalkmakta zorlanır. Ağrı ilk başlarda ayağın orta-iç tarafındayken ilerleyen dönemlerde ayağın dış tarafında ağrı olur. Kısaca ağrı ve deformite düztabanlığın başlıca belirtileridir. Ayakkabılarda deformasyon meydana gelir.
"BİR TOMAR RÖNTGENLE DOKTOR DOKTOR GEZİLİYOR"
Böyle bir hasta doktora başvurduğunda ne yazık ki çoğu kez tetkik olarak sadece MR istenir. Hasta koltuğunun altında tomarla MR tetkikleriyle doktor doktor dolaşır ve kendisine söylenen genellikle sadece bir çift tabanlık kullanması gerektiğidir. Hatta hasta çocuksa özel ayakkabılar da tavsiye edilerek aileler tatmin edilir.
MR YERİNE AYAKTA RÖNTGEN ÇEKTİRİN
Halbuki ayakta dururken çekilen normal ayak röntgenleri tanı koymakta ve düztabanlığın derecesini belirlemekte yeterlidir. MR tetkiki son derece gereksizdir. Özel ayakkabıların ise düztabanlık tedavisinde bir yeri yoktur.”
"AMELİYAT HASTALARA DAHA KALİTELİ BİR HAYAT SAĞLAR"
Tedavi noktasında her şeyden önce ayak konusunda tecrübeli bir ortopediste başvurulması gerektiğini vurgulayan Öğüt, tedavinin düztabanlığın derecesine göre yapıldığını belirtti.
Tedavide ilk olarak başlangıç evresinde tabanlıkların kullanılabildiğini, tabanlığın ise düztabanlığı gidermediğini ancak ağrıları giderebildiğini ve ilerlemeyi azaltabildiğini anlatan Öğüt, şunları kaydetti:
“Kullanılan tabanlık kişiye özel olmalıdır. Ne yazık ki başlangıç evresinde hastaların doktora başvurması, başvursa da doğru tanı konulması çok nadiren gerçekleşir. Bu evre geçip ayakta deformite oluşmaya başladıktan sonra ise tabanlığın pek faydası olmaz. Ağrısı olan ve başlangıç evresini geçmiş düztabanlar ameliyatla düzeltilmelidir. Ameliyat eğer zamanında yapılırsa eklemleri sabitlemeden düztabanlığı düzeltmek mümkündür fakat gecikilen durumlarda tek çare eklemleri sabitleyerek (dondurarak) düzeltme yapmaktır. Düztabanlık ameliyatı hastalara daha kaliteli bir hayat sağlar.
Çocuklarda özel durumlarda kullanılan vidalama tekniğinde hasta bir-iki hafta içerisinde basabilirken, daha çok kullandığımız diğer yöntemlerden sonra ise ayak genellikle atel dediğimiz yarım alçıda 6 hafta süreyle tutulur. Bu 6 hafta içinde sağlam tarafa basarak bir yürüteç veya koltuk değneği yardımıyla yürünebilir fakat ameliyat olan ayağa 6 hafta bastırılmaz.
Normal ayakkabıya geçiş kullanılan tekniğe göre 6 ila 10 hafta arasında olur. Bu ameliyatların en sevimsiz yanı, ameliyat sonrasında hemen ayağa kalkıp basamamaktır ki bu aslında çok normaldir. Çünkü insanlar ayakları üzerinde yürürler ve tam iyileşmemiş bir ayağa basılırsa komplikasyonlar o zaman ortaya çıkabilir. Onun dışında, tecrübeli bir ayak cerrahı tarafından yapıldığında komplikasyon riski yok denecek kadar azdır. Ayağımıza gerekli özeni göstermezsek hayat kalitemiz bozulur, ayağımız yüzünden bir anda tüm yaşamımız etkilenir. Aşırı kilo, geçirilmiş ve iyi tedavi edilmemiş eski ayak ve topuk kırıkları, uygun olmayan ayakkabı, aşırı zorlamalar, travmalar, romatolojik hastalıklar ve diyabet yetişkinlerde düztabanlığa yol açmaktadır.”
Kaynak7gunsaglik.com
Fıtık Ya da Kas Ağrısı
Son zamanlarda bel ve boyun bölgelerinizde görülen ciddi ağrılar ve kasılmalar aslında fıtık mı yoksa kas ağırısından ibaret mi?
Bu ağrıların boyun fıtığından kaynaklanabileceğini düşünerek endişeleniyor musunuz? Ağrılarınızın boyun fıtığı mı yoksa başka bir hastalıktan mı kaynaklandığını öğrenmek için bu yazıyı okumanızda fayda var…
Hisar Intercontinental Hospital Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa ile boyunda, omurilik ve/veya sinir köklerine bası yaparak çok şiddetli boyun ve kol ağrılarına, kol ve ellerde kuvvet kayıplarına, duyu bozukluklarına ve omurilik basısının ağır nörolojik fonksiyon kayıplarına yol açabilen boyun fıtığını konuştuk.
Boyun fıtığı mı başka bir problem mi? Ağrınızın nedenini sorgulayın!
Omurlar arasında bulunan diskler, omurgaya yüklenmeyi azaltarak aktaran kıkırdağımsı elastik yastıkçıklardır. Diskler, yaşlanmaya koşut olarak yıpranır, dejenerasyon ile elastikiyetleri azalır ve fıtıklaşmaları kolaylaşır. Boyun fıtığının en sık belirtisi olan boyun ve kol ağrılarının nedenleri çok geniş bir yelpaze oluşturur. Bu ağrılar, boyun fıtığı dışında; basit bir kas spazmı, mekanik boyun ağrısı, eklem ve omurga kireçlenmeleri, yumuşak doku hastalıkları ve zorlanmaları, omurganın ve yumuşak dokuların iltihabından, enfeksiyon hastalıklarından, apselerden, kemik hastalıkları ve kırıklarından, metabolik, hormonal, romatizmal ve iç organ hastalıklardan, çeşitli tümörlerden ve daha birçok hastalıktan kaynaklanabilir. Bu nedenle, ağrılarınızın kaynağı, özellikleri, seyrinin sorgulanması, çok yönlü sistemik ve nörolojik muayene, temel ve ileri tetkikler ve görüntülemeler olası hastalıkların ayrımında yararlıdır. Bu nedenle boyun ve/veya kol ağrılarınız tanıya yönelik önemli ipuçları verebilir. Ağrının yeri, başlangıç şekli, zamanı, şiddeti, süresi, yayılımı, niteliği (yanıcı, batıcı, delici), ağrıyı tetikleyen ya da artıran ve azaltan faktörler, ağrının iklim şartları ile ilgisi, ağrının istirahat ve hareket ile ilgisi, gece şiddetlenmesi, uykudan uyandırması hatta uyutmaması hekimi yönlendirmede anlamlıdır.
Ağrılarınız Var Ama Ameliyat Gerekli mi?
Basit mekanik boyun ağrılarında ya da omurilik ve sinir basısı yapmayan boyun fıtıklarında cerrahi tedavi uygulanmaz. Cerrahi tedavinin alternatifleri; boynun istirahate alınması, ilaç tedavisi, boyunluk, traksiyon (yumuşak dokuları germek, eklem aralıklarını genişletmek yada kırık kemik parçalarını birbirinden uzaklaştırmak için vücudun bir parçasına uygulanan çekme tekniği), lokal enjeksiyonlar, fizik tedavi ve egzersizlerden oluşur. Ancak, omurilik ya da belirgin sinir kökü basısı yaparak kuvvet kaybı, yürüme bozukluğu, idrar ve gaita kontrol kusuru gibi nörolojik belirti ve bulgulara yol açan; klinik tablo ile görüntüleme bulgularının uyumlu olduğu boyun fıtıklarında zaman geçirmeden acil olarak ameliyat yapılır. Sinir kökü basısının belirgin olduğu ve felç (motor kayıp) ile seyreden ya da cerrahi dışındaki tedavilere yanıt vermeyen, şiddetli ve ısrar eden ağrılarda da yine cerrahi tedavi düşünülmelidir. Boyun fıtıklarında cerrahi girişimler ile çok iyi sonuçlar alınabilir. Bu ameliyatlar, küçük bir açıklıktan yapılan ve hastanın çok kısa sürede normal yaşama dönebildiği ameliyatlar olabileceği gibi bazı hastalarda çok kompleks ve büyük ameliyatlar da gerekebilir. Günümüzde yüksek teknolojinin getirdiği imkanlar, cerrahi mikroskop ve endoskobun kullanılması ile cerrahi tedavi alternatifleri ve imkanları son derece çeşitlenmiştir ve en kapsamlı ve büyük ameliyatlar bile yüksek bir başarı oranı ile gerçekleştirilebilmektedir. Bu ameliyatlar zamanında ve doğru bir şekilde yapıldığında sinir dokusuna (omurilik ve sinir köklerine) ait fonksiyonlar korunabilir; kayıp varsa geri dönebilir, omurganın koruyuculuğu yeniden sağlanabilir ve ileride oluşabilecek risklerin önüne geçilebilir.
Kaynak7gunsaglik.com
Bu ağrıların boyun fıtığından kaynaklanabileceğini düşünerek endişeleniyor musunuz? Ağrılarınızın boyun fıtığı mı yoksa başka bir hastalıktan mı kaynaklandığını öğrenmek için bu yazıyı okumanızda fayda var…
Hisar Intercontinental Hospital Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa ile boyunda, omurilik ve/veya sinir köklerine bası yaparak çok şiddetli boyun ve kol ağrılarına, kol ve ellerde kuvvet kayıplarına, duyu bozukluklarına ve omurilik basısının ağır nörolojik fonksiyon kayıplarına yol açabilen boyun fıtığını konuştuk.
Boyun fıtığı mı başka bir problem mi? Ağrınızın nedenini sorgulayın!
Omurlar arasında bulunan diskler, omurgaya yüklenmeyi azaltarak aktaran kıkırdağımsı elastik yastıkçıklardır. Diskler, yaşlanmaya koşut olarak yıpranır, dejenerasyon ile elastikiyetleri azalır ve fıtıklaşmaları kolaylaşır. Boyun fıtığının en sık belirtisi olan boyun ve kol ağrılarının nedenleri çok geniş bir yelpaze oluşturur. Bu ağrılar, boyun fıtığı dışında; basit bir kas spazmı, mekanik boyun ağrısı, eklem ve omurga kireçlenmeleri, yumuşak doku hastalıkları ve zorlanmaları, omurganın ve yumuşak dokuların iltihabından, enfeksiyon hastalıklarından, apselerden, kemik hastalıkları ve kırıklarından, metabolik, hormonal, romatizmal ve iç organ hastalıklardan, çeşitli tümörlerden ve daha birçok hastalıktan kaynaklanabilir. Bu nedenle, ağrılarınızın kaynağı, özellikleri, seyrinin sorgulanması, çok yönlü sistemik ve nörolojik muayene, temel ve ileri tetkikler ve görüntülemeler olası hastalıkların ayrımında yararlıdır. Bu nedenle boyun ve/veya kol ağrılarınız tanıya yönelik önemli ipuçları verebilir. Ağrının yeri, başlangıç şekli, zamanı, şiddeti, süresi, yayılımı, niteliği (yanıcı, batıcı, delici), ağrıyı tetikleyen ya da artıran ve azaltan faktörler, ağrının iklim şartları ile ilgisi, ağrının istirahat ve hareket ile ilgisi, gece şiddetlenmesi, uykudan uyandırması hatta uyutmaması hekimi yönlendirmede anlamlıdır.
Ağrılarınız Var Ama Ameliyat Gerekli mi?
Basit mekanik boyun ağrılarında ya da omurilik ve sinir basısı yapmayan boyun fıtıklarında cerrahi tedavi uygulanmaz. Cerrahi tedavinin alternatifleri; boynun istirahate alınması, ilaç tedavisi, boyunluk, traksiyon (yumuşak dokuları germek, eklem aralıklarını genişletmek yada kırık kemik parçalarını birbirinden uzaklaştırmak için vücudun bir parçasına uygulanan çekme tekniği), lokal enjeksiyonlar, fizik tedavi ve egzersizlerden oluşur. Ancak, omurilik ya da belirgin sinir kökü basısı yaparak kuvvet kaybı, yürüme bozukluğu, idrar ve gaita kontrol kusuru gibi nörolojik belirti ve bulgulara yol açan; klinik tablo ile görüntüleme bulgularının uyumlu olduğu boyun fıtıklarında zaman geçirmeden acil olarak ameliyat yapılır. Sinir kökü basısının belirgin olduğu ve felç (motor kayıp) ile seyreden ya da cerrahi dışındaki tedavilere yanıt vermeyen, şiddetli ve ısrar eden ağrılarda da yine cerrahi tedavi düşünülmelidir. Boyun fıtıklarında cerrahi girişimler ile çok iyi sonuçlar alınabilir. Bu ameliyatlar, küçük bir açıklıktan yapılan ve hastanın çok kısa sürede normal yaşama dönebildiği ameliyatlar olabileceği gibi bazı hastalarda çok kompleks ve büyük ameliyatlar da gerekebilir. Günümüzde yüksek teknolojinin getirdiği imkanlar, cerrahi mikroskop ve endoskobun kullanılması ile cerrahi tedavi alternatifleri ve imkanları son derece çeşitlenmiştir ve en kapsamlı ve büyük ameliyatlar bile yüksek bir başarı oranı ile gerçekleştirilebilmektedir. Bu ameliyatlar zamanında ve doğru bir şekilde yapıldığında sinir dokusuna (omurilik ve sinir köklerine) ait fonksiyonlar korunabilir; kayıp varsa geri dönebilir, omurganın koruyuculuğu yeniden sağlanabilir ve ileride oluşabilecek risklerin önüne geçilebilir.
Kaynak7gunsaglik.com
Hızlı ve Pratik Fıtık Ameliyatı
Ağrı’da bir hastanede uygulanan kapalı cerrahi yöntemle hastalar fıtık ameliyatını hemen olup aynı gün taburcu ediliyor.
Ağrı’da uygulanmaya başlanan kapalı cerrahi yöntemle 3 dakikada fıtık ameliyatı olan hastalar 3 saat sonra da taburcu ediliyor.
Ağrı Devlet Hastanesi’nde kapalı cerrahi müdahaleyle bel fıtığının alınması “Perkütan hidrodiskektomi” yöntemiyle fıtığı olan hastaların ameliyatları 3 dakikada yapılmaya başlandı.
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Hikmet Aytekin, Amerika’dan Türkiye’ye gelen bu yeni yöntemin Doğu Anadolu Bölgesi’nde ilk kez Ağrı’da uygulandığını söyledi.
Ciltten kapalı girilerek bel fıtığının alınması yöntemiyle bölgede 9 hastayı ameliyat ettiklerini ifade eden Aytekin, “Ağrı’da, Türkiye’ye Amerika’dan yeni gelmiş bir sistem var. Perkütan hidrodiskektomi sistemi. Biz de Ağrı Devlet Hastanesi’nde bu sistemi kullanıyoruz” dedi.
Aytekin, halk arasında lazer denen sistemlerin ülkede yaklaşık 10-15 yıldır uygulandığını, bu yeni yöntemin lazerli yöntemlere göre daha faydalı olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Tabi bu teknikler gitgide geliştiriliyor. Lazer tekniklerinin yanında başka tekniklerde geliştiriliyor. En son lazer tekniklerinin nüks oranının yüksek olması ve çok efektif olmaması nedeniyle yeni tekniklerde geliştirildi. Şimdi bu yeni sistem olan perkütan hidrodiskektomi sistemiyle biz öncelikle hastayı belinden uyuşturuyoruz. Skopi denen röntgen cihazıyla görüntüler alarak gireceğimiz mesafeyi belirliyoruz. Giriş aparatlarıyla fıtık bölgesine girip diski bu cihazla çalıştırarak boşaltıyoruz. Bu cihazla gelen ‘L’ şeklinde bir aparatı ve bir de yanında bir düz aparatı var. Bu aparatla su çok hızlı bir şekilde saate 900 kilometre saniye hızla diske çarpıyor ve diski toz haline getiriyor. Aynı zamanda diğer aparattan aynı anda çekiyor, alıyor. Biz yaklaşık bu işlemi 3 dakika uyguluyoruz hastaya. Hasta 3 saat sonra kalkıp yürüyor ve taburcu oluyor. Hem hastaneye yatış süresi hem işine dönüş süresi her açıdan çok avantajlı.”
"DOĞU ANADOLU BÖLGESİ’NDE BİR TEK BİZ KULLANIYORUZ"
Bu yöntemin Türkiye’ye 3-4 ay önce geldiğini, Doğu Anadolu Bölgesi’nde ilk kez Ağrı’da uygulandığını anlatan Aytekin “30 Kasım’da Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde bu sistemin bir kursu oldu. Cerrahpaşa ekibi zaten oradaydı. Onlarla 22 hekim vardı. Doğu Anadolu Bölgesi’nde bir tek biz kullanıyoruz. Tabi başka dediğimiz gibi bu lazer teknikleri gibi şeyler var ama anlattığım şekilde bu daha efektif bir yöntem. Diğer yöntemlere göre nüks oranı daha düşük. Hasta dramatik olarak fayda görüyor. Çok çabuk iyileşiyor” diye konuştu.
Aytekin, bu yeni yöntemin büyük fıtıklara uygulanmadığına dikkati çekerek, “Hangi doktora gitsem fıtığın küçük dedi ameliyat yapmadı’ diyen hastalar bizim aday hastalarımız. Ameliyatın ardından anında hasta rahatlıyor. 3 saat sonra kalkıp yürüyor evine gidiyor” ifadelerini kullandı.
Kaynak7gunsaglik.com
Ağrı’da uygulanmaya başlanan kapalı cerrahi yöntemle 3 dakikada fıtık ameliyatı olan hastalar 3 saat sonra da taburcu ediliyor.
Ağrı Devlet Hastanesi’nde kapalı cerrahi müdahaleyle bel fıtığının alınması “Perkütan hidrodiskektomi” yöntemiyle fıtığı olan hastaların ameliyatları 3 dakikada yapılmaya başlandı.
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Hikmet Aytekin, Amerika’dan Türkiye’ye gelen bu yeni yöntemin Doğu Anadolu Bölgesi’nde ilk kez Ağrı’da uygulandığını söyledi.
Ciltten kapalı girilerek bel fıtığının alınması yöntemiyle bölgede 9 hastayı ameliyat ettiklerini ifade eden Aytekin, “Ağrı’da, Türkiye’ye Amerika’dan yeni gelmiş bir sistem var. Perkütan hidrodiskektomi sistemi. Biz de Ağrı Devlet Hastanesi’nde bu sistemi kullanıyoruz” dedi.
Aytekin, halk arasında lazer denen sistemlerin ülkede yaklaşık 10-15 yıldır uygulandığını, bu yeni yöntemin lazerli yöntemlere göre daha faydalı olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Tabi bu teknikler gitgide geliştiriliyor. Lazer tekniklerinin yanında başka tekniklerde geliştiriliyor. En son lazer tekniklerinin nüks oranının yüksek olması ve çok efektif olmaması nedeniyle yeni tekniklerde geliştirildi. Şimdi bu yeni sistem olan perkütan hidrodiskektomi sistemiyle biz öncelikle hastayı belinden uyuşturuyoruz. Skopi denen röntgen cihazıyla görüntüler alarak gireceğimiz mesafeyi belirliyoruz. Giriş aparatlarıyla fıtık bölgesine girip diski bu cihazla çalıştırarak boşaltıyoruz. Bu cihazla gelen ‘L’ şeklinde bir aparatı ve bir de yanında bir düz aparatı var. Bu aparatla su çok hızlı bir şekilde saate 900 kilometre saniye hızla diske çarpıyor ve diski toz haline getiriyor. Aynı zamanda diğer aparattan aynı anda çekiyor, alıyor. Biz yaklaşık bu işlemi 3 dakika uyguluyoruz hastaya. Hasta 3 saat sonra kalkıp yürüyor ve taburcu oluyor. Hem hastaneye yatış süresi hem işine dönüş süresi her açıdan çok avantajlı.”
"DOĞU ANADOLU BÖLGESİ’NDE BİR TEK BİZ KULLANIYORUZ"
Bu yöntemin Türkiye’ye 3-4 ay önce geldiğini, Doğu Anadolu Bölgesi’nde ilk kez Ağrı’da uygulandığını anlatan Aytekin “30 Kasım’da Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde bu sistemin bir kursu oldu. Cerrahpaşa ekibi zaten oradaydı. Onlarla 22 hekim vardı. Doğu Anadolu Bölgesi’nde bir tek biz kullanıyoruz. Tabi başka dediğimiz gibi bu lazer teknikleri gibi şeyler var ama anlattığım şekilde bu daha efektif bir yöntem. Diğer yöntemlere göre nüks oranı daha düşük. Hasta dramatik olarak fayda görüyor. Çok çabuk iyileşiyor” diye konuştu.
Aytekin, bu yeni yöntemin büyük fıtıklara uygulanmadığına dikkati çekerek, “Hangi doktora gitsem fıtığın küçük dedi ameliyat yapmadı’ diyen hastalar bizim aday hastalarımız. Ameliyatın ardından anında hasta rahatlıyor. 3 saat sonra kalkıp yürüyor evine gidiyor” ifadelerini kullandı.
Kaynak7gunsaglik.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








