Pages

Ads 468x60px

Gribal Enfeksiyon Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gribal Enfeksiyon Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Üst Solunum Yolu Hastalıklarının Sebebi Ne?

Kış aylarında görülen enfeksiyon ve solunum yolu hastalıkları kronik yorgunluktan mı ileri geliyor? Uzman Dr. Seyhan Alkan anlattı.

Özellikle kış aylarında daha fazla görülen üst solunum yolu hastalıklarının nedeninin mi sonucunun mu kronik yorgunluk olduğunu Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Seyhan Alkan’dan öğrendik…

ÖNCE YORGUNLUĞUNUZUN NEDENİNİ BELİRLEYİN
Stres altında mısınız?
Kendinizi tükenmiş mi hissediyorsunuz?
Diyetinizi mi değiştirdiniz?
Yeterince dinlenemiyor musunuz?
Uykunuzun kalitesi mi yok?
Bu aralar çok mu yoğunsunuz?
Tıbbi problemler mi yaşıyorsunuz?
Kullandığınız ilaçlar mı sizi yorgun düşürüyor?
Psikolojik nedenlerle mi yorgun hissediyorsunuz?

YORGUNLUK RUHUNUZU VE BEDENİNİZİ SARARSA…
Vücut oksijenlenmesi bozulur. Oksijen yetersizliğinin belirtileri ise baş ağrısı, bitkinlik, yorgunluk, çalışma gücünün zayıflaması, yaşam sevincinin azalması, erken yaşlanma, hayati önem taşıyan organların yıpranmasıdır. Oksijen yetersizliğinde damarlar, beyin, kalp, eklemler, omurilik ve akciğerlerde fonksiyon bozuklukları meydana gelir ve çeşitli hastalıklar ortaya çıkabilir. Üst solunum yolu oksijenin vücuda giriş kapısıdır. Oksijenin akciğerlere dolayısıyla vücuda ulaşabilmesi için üst solunum yolumuzun açık ve sağlıklı olması gerekir.

KIŞ MEVSİMİ= YORGUNLUK MEVSİMİ Mİ?
Kış aylarında bulaşıcı ve alerjik hastalıklar, hava kirliliği gibi nedenlerle üst solunum yolu problemlerinin sıklığı 4-5 kat artar. Anatomik ve kronik üst solunum yolu problemleri olan insanların şikayetleri daha sık, daha inatçı ve daha uzun sürer. Çok sık doktora başvurmak ve çok sık ilaç kullanmak zorunda kalırlar. Bu nedenle yorgunluk, bitkinlik, isteksizlik artar. İş hayatı verimliliği, sosyal ilişki performansı ve ruh sağlığı bozulabilir. Vücudumuzun ihtiyacı olan oksijen miktarını karşılamayan bedenlerde yorgunluk kaçınılmazdır. Bu nedenle hava yolunu tıkayan burun içi eğrilikler, burun eti büyümeleri, kronikleşmiş ve fark edilmeyen kronik sinüzitler, alerjiye bağlı burun içinin yaygın şişmesi, geniz eti,  yumuşak damak ve küçük dil iriliği, pozisyonu, bademciklerin normalden çok iri olması, dilimizin iri ve ağız boşluğuna sığmaması, çenemizin küçük ya da geride yerleşmesi, ses tellerimizde yerleşen polipler de kronik yorgunluk sebebi olabilir.

KRONİK YORGUNLUĞUNUZ MU VAR? ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONUNUZ MU?
Kış ayı geldiğinde çok sık hastalanıyor, çok sık ilaç kullanıyor buna rağmen hastalığınız geçmiyorsa,
Yorgunluk, bıkkınlık, tükenmişlik hissiniz artıyor; iş performansınız azalıyorsa bütün bunlara kulak burun
boğaz bölgenizdeki şikayetleriniz (Hava yolunu tıkayan burun içi eğrilikler, burun eti büyümeleri, kronikleşmiş ve fark edilmeyen kronik sinüzitler, alerjiye bağlı burun içinin yaygın şişmesi, geniz eti,  yumuşak damak ve küçük dil iriliği, pozisyonu, bademciklerin normalden çok iri olması, dilin iri ve ağız boşluğuna sığmaması, çenenin küçük ya da geride yerleşmesi, ses tellerimizde yerleşen polipler de kronik yorgunluk sebebi olabilir.) artarak ekleniyorsa,
Burun tıkanıklığı, sabahları olabilen hapşırma, burun ve boğazda kaşıntı, boğazda gıcık ve geniz akıntısı hissi,
yorgunluk, baş ağrısı, sürekli soğuk algınlığı olma haliniz varsa yorgun değil hasta olabilirsiniz.

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARINDAN KORUNMAK İÇİN
Günde ortalama 8 saat uyuyun.
Düzenli beslenin.
Hızlı yemek yemeyin.
Fastfood gıdalardan uzak durun.
Uykudan 2 saat önce gıda alımını kesin.
Bol su tüketin.
Düzenli egzersiz yapın.
İdeal kilonuzu koruyun.
Viral üst solunum yolu enfeksiyonlarında bilinçsiz antibiyotik kullanmayın.
Alerjik rahatsızlıklarınız varsa doktor kontrolünde ilaçlarınızı düzenli olarak kullanın.
Kaynak7gunsaglik.com

Yoğurdun Gribe Karşı İyileştirici Etkileri

Mevsim şartlarında enfeksiyon hastalıkları ve griple savaşmak çok kolay değil. ama sağlıklı beslenerek yoğurt tüketerek korunabiliriz.

Mevsim olarak gribal enfeksiyonların en sık görüldüğü dönemdeyiz. Etrafınızdaki çoğu kişinin bu rahatsızlıktan şikayetçi olduğunu görebilirsiniz. Hatta belirli aralıklarla tekrarladığına da şahit olabilir, yaşayabilirsiniz. Eğer sizde sık sık grip oluyorsanız bazı önlemler almanızda fayda var.

Bağışıklık sistemi vücudu hastalıklara karşı koruyan mükemmel bir yapı, eğer ona iyi bakmazsanız hastalıklar karşısında yenik düşebilirsiniz. Bu nedenle bağışıklık sisteminizi güçlendirmeniz gerekmekte.

C vitamininden zengin besinler bağışıklık sistemini güçlendirir ve gribal enfeksiyonlara karşı korur.

Soğan, sarımsak ve zencefilin anti mikrobiyal etkisi vardır, enfeksiyon savaşçısıdır, özellikle grip olduğunuzda bol soğanlı, sarımsaklı yemekler tüketin, zencefilli ılık çayınızı ihmal etmeyin.

Çok fazla şeker ve şekerli yiyecekler tüketiyorsanız bunlardan uzak durun, bağışıklık sisteminizi baskılaması açısından önemli.

Yoğurt ve kefir içeriğindeki yararlı bakteriler nedeniyle bağışıklığı güçlendirip viral enfeksiyonlara karşı korur.

Mantar selenyumdan zengin etkili bir sebze, enfeksiyonlarla savaşıp, bağışıklığı güçlendirmekte.

Çinko bağışıklık sistemi üzerinde oldukça etkili, beslenmemeizde çinkodan zengin besinlere daha çok yer vermemizde fayda var.

Omega-3 yağ asitlerinden zengin olan balık da haftada en az iki kez tüketilmeli. Vücutta bulunan kötü huylu hücrelerin etkilerini azaltıp bağışıklık sistemini de güçlendiriyor

Kakao içeriğindeki antioksidanlarla yine gribe karşı etkili ama önemli olan içeriğinde şeker olmaması. Diyetisyen Özlem Sert Aydın

Bağışıklık sisteminin zayıflamasında stresin etkisi artık bilinen bir gerçek. Gribin yanı sıra birçok hastalığında oluşumunu tetikliyor.
Kaynak7gunsaglik.com

C Vitamini Soğuk Algınlığına Çare mi?

Portakal, limon, greyfurt gibi C vitamini deposu besinler grip, nezle gibi soğuk algınlığı hastalıklarını önlüyor mu?

Uzun soluklu olarak bu hastalıkların önlenmesinde genelde bu meyveler tavsiye edilir. Bazı yerlerde yararlı olsalar da tümüyle önleyici ve iyileştirici değiller. Soğuk algınlığının önlenmesinde C vitamininin rolü her zaman tartışmalı olmuştur. Belirtilerinin şiddetini azaltır, hastalığı önlemez, yok etmez fakat ağrıların ve diğer belirtilerin yoğunluğunu azaltır. Soğuk algınlığına yakalanma oranını ve sıklığını azaltabilir.

Süresi ya da şiddeti üzerinde pek bir etkisi yoktur. Hemilä H ve arkadaşları tarafından yapılan bir başka çalışmaya göre bireysel tedavi edici etkisi nedeniyle narenciye meyveleri sıkça tüketilmelidir. Mandalina, portakal, greyfurt, limon. 21 klinik çalışmasına göre grip ataklarının süresini ve ortalama şiddetini bu meyveler %23 oranında azaltabilir. Genel olarak çalışmaların sonuçlarında tutarsızlık olsa da meyve yemekten zarar gelmez. Özellikle kışın bolca tüketilmelidir.
Kaynak7gunsaglik.com

Gebelikte Gribal Hastalıklar Nasıl Seyreder?

Grip bir anne adayının hastalığı bebeğine de bulaşır mı? Gebeliği nasıl etkiler, nasıl önlem alınır ve tedavisinde nelere dikkat etmek gerekir?

Grip virüsünün bebeğe geçmesi ve bebekte istenmeyen durumlar oluşturması beklenen bir durum değil. Ancak Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. Cansun Demir, hastalığın şiddetli belirtilere yol açması ve zatürre gibi hayatı tehdit eden komplikasyonlara zemin hazırlaması nedeniyle gebelik döneminde daha bir önem kazandığını söyledi.

Anne adaylarının genellikle genç ve sağlıklı bireyler olduklarından gebelik döneminde gribe bağlı komplikasyonların nadiren ortaya çıktığını belirten Prof. Demir, ancak böyle bir durumda komplikasyonların daha ağır seyredebileceğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı.

“Gebelik döneminde grip belirtileri oluşursa ilk yapılması gereken takip eden doktora danışılmasıdır. Genel bir muayene sonrası doktorun uygun gördüğü tedavi ve öneriler doğrultusunda hareket edilmeli” diyen Demir, şöyle konuştu: “Grip geçiren herkes gibi anne adaylarının da istirahat etmeleri, beslenme ve uykularına dikkat etmeleri esastır. Sigara gebelik ve bebek üzerindeki olumsuz etkilerini grip olduğunda da gösterir ve fazla sayıda sigara içen anne adaylarında grip daha ağır seyreder.”

GRiP GEBELİK VEYA BEBEK AÇISINDAN RİSK OLUŞTURUR MU?
Prof. Cansun Demir, nezle ve soğuk algınlığı gibi enfeksiyonların çok nadiren zatürre gibi ciddi komplikasyonlar eklenmedikçe hamilelikte bebek açısından risk oluşturmadığını, uygun tedaviyle en fazla 1-2 haftada kolayca atlatıldığını söyledi. Hapşırma ve öksürmenin bebeğe zarar vermediğini ekleyen Demir, gribal enfeksiyonlarda yapılması gerekenleri şöyle anlattı:

HAMİLELERİ RAHATLATACAK ÖNERİLER
“Günlük sıvı alımının artırılması gerekir. Günde 8-10 bardak su veya karşılığı meyve suları ve ayran içilmeli. İştahsızlık sık görülen bir belirtidir. Bu nedenle sık aralıklarla küçük öğünler yenmesinde yarar var. İstirahat çok önemli, mümkün olduğu kadar uzun süreli yatak istirahatı önemli. Burun tıkanıklığını azaltmak için baş yüksekte yatılmalı. Buhar makineleri oldukça yararlıdır ve özellikle soğuk buhar daha iyi gelir.

Bu DURUMLARDA MUTLAKA DOKTORUNUZA BAŞVURUN
• Yüksek risk grubundaysanız,
• Ateşiniz 38 derecenin üzerine çıkarsa ve birkaç gün içinde düşmezse,
• Soluk alıp vermede güçlük olursa,
• Göğüs ağrısı ortaya çıkarsa,
• Şiddetli kulak ağısı, kulaktan akıntı ve kanama olursa,
• Döküntü ve kızarıklık görülürse,
• Ense sertliği ortaya çıkarsa,
• Birkaç gün içinde düzelemediğinizi ve ciddi derecede hasta olduğunuzu düşünüyorsanız.

ANNE ADAYLARI GRİPTEN KORUNMAK İÇİN NE YAPMALI?
Grip mevsimi olarak da tanımlanan aralık-mart aylarında mümkün olduğunca toplu yerlerde bulunmamak, öpüşme ve tokalaşma gibi yakın temastan kaçınmak virüs alma riskini azaltır. Grip salgını uyarısı olduğunda evden çıkmamak da virüsle karşılaşma riskini etkili şekilde azaltır. Ayrıca dengeli ve sağlıklı beslenme ile hijyen kurallarına özen gösterme de gripten korunmada etkili olur."Kaynak7gunsaglik.com

Girbal Hastalıklardan Hijyen İle Korunun

Ölümcül sonuçlara varabilen temizlik eksikliği özellikle gribal hastalıkları tetikliyor. Elleri daha sık yıkamalı ve temizliğe önem vermeliyiz..

Türkiye'nin büyük bölümünde mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklığı dolayısıyla gribe karşı kişisel gerekli önlemlerin yeterince alınmadığı bildirildi.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İftihar Köksal, yaptığı açıklamada, dünyada ve Türkiye'de geçen iki yıl üst üste domuz gribi açısından çok büyük bir risk yaşandığını söyledi.

Bu risk dolayısıyla geniş kapsamlı aşı kampanyası yürütüldüğünü ifade eden Köksal, ''Dünyada beklenen ve korkulan şeyler olmadı ama bu demek değildir ki grip görülmeyecek. Büyük çaplı salgın olmadığı için bir rehavet oldu, sanki grip sorunu çözüldü gibi algılandı. Hayır, grip sorunu çözülmedi ancak ölüm senaryolarındaki kadar da büyük bir pandemi olmadı'' dedi.

Köksal, Türkiye'nin salgını daha hafif atlattığını, ancak çok vaka gördüklerini anlatarak, ''Grip pandemileri 20-30 yıl aralarla olur ama ondan sonra vakalar bitmez, vakalar yine olur. Bu sene yine grip vakalarını görüyoruz. H1N1, yani domuz gribi vakalarını görüyoruz. Bir kaç hafta önce grip vaka sayısında artış oldu'' diye konuştu.

Hava sıcaklığının mevsim normalinin üzerinde seyretmesi ve ardından bir anda soğuması dolayısıyla toplu yaşam ortam kullanımının arttığını vurgulayan Köksal, şöyle devam etti:

''Toplu yaşanan yerlerde havalandırma yapılmaması ya da düzeninin bozulması vaka artışlarına sebep oldu. Bu sene grip vakalarını geçen yıllardaki kadar olmasa da görüyoruz. Bu vakaların risk grubu dediğimiz grupta ağır seyredeceğini biliyoruz. Grip aşısını herkes yaptırsın. Özellikle risk grubu dediğimiz 65 yaşın üzerinde olan veya daha genç yaşta olup şeker, kalp, hipertansiyon, kanser hastası olan veya herhangi bir sağlık sorunu olanlar daha da riskli grupta yer almaktadır. Bu kişilere mutlaka aşılanmalarını öneriyoruz.''

"REHAVETE KAPILMAMAK GEREKİYOR"

Prof. Dr. Köksal, mevcut aşıların içinde domuz gribine karşı koruma da bulunduğunu belirterek, ''Grip aşısı, hepsine karşı ortak hazırlanan bir aşıdır ve sağlık kuruluşlarımızda 65 yaş üzerindeki herkese, yaşını beyan ettikten sonra ücretsiz yapılmaktadır. Dolayısıyla aşı ile korunulabilen bir hastalıkla karşı karşıya iken neden hasta olalım'' dedi.

Gripten korunmanın aşının yanı sıra hijyen kurallarına dikkat etmekle de mümkün olduğunu ifade eden Köksal, şunları kaydetti:

''Grip toplu yaşam alanlarında solunum yoluyla bulaşan bir hastalık. Öksürmeyle veya öksürürken elimizi ağzımıza götürüp sonrasında biriyle tokalaştığımızda virüs bulaşabilir.

Ayrıca yine yüzeylere dokunup başka birileri bu alanlara dokunduğu zaman da virüs bulaşmakta. Bu nedenle iki şey çok önemli. Bunlardan birisi hasta kişilerin ya evlerinde olmaları ya da dışarı çıkarken maske takmaları ve yüzeylere dokunduktan sonra mutlaka ellerini yıkamaları gerekli. Bu her iki yöntem de korunma bakımından çok büyük önem arz etmekte. Elimizi ağzımıza değdirdiğimizde mutlaka elimizi su ve sabunla yıkamalıyız.''

Prof. Dr. İftihar Köksal, vaka sayısında bir kıpırdanma olduğunu ancak geçen yıllarda ki kadar fazla olacağını tahmin etmediklerini anlatarak, şöyle devam etti:

''Daha önce yapılan aşılamalar, hastalığın hızını almış olması, virüsün zaman içinde hastalandırma gücünü kaybetmesi gibi etkenler dolayısıyla hastalığın geçen yıllardaki kadar ağır vakalara gitmeyeceğini tahmin ediyoruz. Rehavete kapılmamak gerekiyor. Grip, kışın en önemli hastalıklarından birisidir ve zamanında müdahale edilmezse ölümcül olabilir. Onun için kişilerin dikkat etmesi, hasta kişilerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurması lazım. Çünkü ilk 48 saat bizim için çok önemli. Bu sürede verilen antiviral ilaçlarla hastalığı kontrol altına almak mümkün. Kış çok soğuk geçmediği için rehavete kapılmamak, mutlaka önlemler almak gerekiyor.''Kaynak7gunsaglik.com

Çocuklar ve Yaşlılar Risk Altında

Bünyesi en hassas olan çocuk ve yaşlılar hastalıklara yakalanma riski en fazla olan kişiler. Grip aşısı olunmalı mı kimler olmalı..

Harran Üniversitesi (HRÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Süda Tekin Koruk, grip aşısının 65 yaş üstündeki kişilerin yanı sıra bazı hastalara ücretsiz yapıldığını belirterek, özellikle risk grubundaki hastalara aşı olmaları tavsiyesinde bulundu.

Yrd. Doç. Dr. Koruk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kış mevsiminde solunum yoluyla bulaşan hastalıklarda ciddi bir artış gözlendiğini, bunların özellikle hapşırma, öksürme ve konuşma sırasında ortamda çok daha hızlı yayıldığını belirtti.

Bu enfeksiyonlar içerisinde en fazla yeri virüslerin tuttuğunu, toplum içerisinde sık görülen nezle ve soğuk algınlığı gibi hastalıklardan korunmak gerektiğini bildiren Koruk, nezle ile gribi karıştırmamak gerektiğini uyarısında bulundu.

Gribin, nezleye oranla daha ağır bulgularla seyrettiğini aktaran Yrd. Doç. Dr. Koruk, şunları kaydetti:

”Nezlede hasta daha iyidir, baş ağrısı çok fazla olmaz. Hapşırma, aksırma özellikle burunda akıntı, gözlerde yaşarma ortaya çıkar. Oysa grip biraz daha ağır bir tablodur. Ciddi bir baş ağrısı vardır, kişide halsizlik ve beraberinde yüksek ateş ve öksürük görülür. Bu tür hastalıklarda en önemli sorun solunum yoluyla bulaşması nedeniyle bireylerin dışında bütün toplumu ilgilendirmesidir. Yani bulaşıcı bir hastalıktır. Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için de önce ciddi ve sürekli el yıkama, kalabalık ortamlarda mümkünse çok fazla kalmama ve yaşadığımız ortamı belirli aralıklarla havalandırmak gerekir. Ayrıca hastayla bir metreden yakın temasta bulunmamak, sarılmamak ve öpüşmemek gerekir.”

Risk grupları

Bu tür hastalıklar konusunda çocuklar ve 65 yaş üzerindeki kişilerin yanı sıra bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar, böbrek yetmezliği, diyabet, astım hastaları, akciğer ve kalp hastalarının risk altında olduğunu ifade eden Süda Tekin Koruk, bu tür hastalıklardan korunmak için toplu bulunulan yerleri havalandırma, el-yüz yıkama, genel vücut temizliği ve kişilerle yakın temastan kaçınmanın önemine değindi.

Hastalıktan korunmanın etkili yöntemlerinden birinin de grip aşısı olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Koruk, ”Dünyada çok uzun zamandan beri yapılmakta olan bir aşı ve ciddi bir yan etki görmüyoruz. Özellikle risk grubundakilere öneriyoruz. Grip aşısı 65 yaş üstündeki kişilerin yanı sıra bazı hastalara ücretsiz yapılıyor, özellikle risk grubundaki hastalara aşıyı öneriyoruz. Ayrıca aşının ciddi bir yan etkisi yok, sadece yumurta alerjisi olan kişilere uygulanmıyor” şeklinde konuştu.

Yrd. Doç. Dr. Koruk, kış döneminde hastalıklardan korunmak için iyi beslenme, bol sıvı tüketimi ve iyi uykunun da önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Kaynak7gunsaglik.com

Hava Değişiminde Sağlığa Dikkat

Havaların ani değiştiği şu günlerde gribal enfeksiyonlardan korunmak için bazı tedbirler almak gerek..

Hava sıcaklıklarındaki ani düşüşün enfeksiyon riskini artıracağı belirtildi.

Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Türk, yaptığı açıklamada, bir süredir yaşanan ”pastırma yazı” sıcaklarının, yerini yarından itibaren soğuk havaya bırakacağını söyledi.

Vücut fizyolojisinin bu tür ani sıcaklık değişimlerini tolere etmekte zorlandığını anlatan Türk, şunları kaydetti:

”Pastırma yazı olarak tabir edilen günlerin ardından sıcaklığın yaklaşık 10 derece düşecek olması, vücudu enfeksiyonlara karşı daha zayıf hale getirecek. Bu tür hava değişiklikleri en çok akciğer ve boğaz enfeksiyonlarına yol açar.

Özellikle şeker, böbrek, kronik akciğer hastaları ile yaşlılar ve çocuklar çok dikkatli olmalıdır. Öncelikle, soğuklara ince, yazlık kıyafetlerle yakalanmamak gerekir.

İLK ÖNLEM
İlk önlem olarak bizi soğuktan koruyacak kıyafetler giymeliyiz. Ayrıca beslenme de büyük önem taşıyor. Turunçgiller ve kışlık yeşil sebzeleri bolca tüketmek, vücudu soğuğa karşı doğal bir kalkan gibi koruyacaktır.”

GÜNDE BİR BARDAK SÜT
Ani sıcaklık değişimlerinde hastalanacak riskli gruplar içinde çocukların da yer aldığını ifade eden Türk, şöyle devam etti:

”Çocukların vücut direncini artırmak için sabah mutlaka sıkı kahvaltı yaptırılmalıdır. Çocuklarımızın vücut direncini artırmak için en pratik çözüm; günde bir bardak süt içmelerini sağlamak. Sütün içindeki D vitamini, savunma sistemini müthiş şekilde destekliyor. Ayrıca süt, hem zeka hem fiziki olarak çocuklarımızın sağlıklı gelişimine katkıda bulunan en önemli besin. Bu nedenle okullarda başlatılan ücretsiz süt dağıtımı konusu üzerinde daha fazla durmak gerekiyor. Süte harcayacağımız 1 liranın, ülkemize bin lira olarak geri döneceğini hiçbir zaman unutmamalıyız.”
Kaynak7gunsaglik.com

Çocuklarda Solunum Yolu Enfeksiyonu Tedavisinde Dinlenme Ve Beslenme Önemli

Üst solunum yolu enfeksiyonları çocuklarda tehlikeli olabilir. İlaç yerine iyi beslenme ve bolca dinlenme daha etkilidir..

Liv Hospital Çocuk Hastalıkları Bölüm
Başkanı Prof. Dr. İpek Akman, üst solunum yolları enfeksiyonlarından çocukların

daha çok etkilendiğini belirterek, ”Çoğunlukla viral hastalıklardır ve
antibiyotik tedavisine gerek duyulmaz. Bu gibi durumlarda hasta dinlenmeli ve
beslenmesine dikkat etmelidir” dedi.

Prof. Dr. Akman, solunum yolu enfeksiyonlarında vücut direncinin yüksek
tutulması gerektiğini ifade etti.

Vücut direnci düştüğünde enfeksiyonun ilerleyebildiğini anlatan Akman,
enfeksiyonu olan çocuğun uzman bir doktor tarafından değerlendirilmesi ve
tedavisinin planlanması gerektiğini vurguladı.

Akman, üst solunum yolları enfeksiyonlarının nezle, boğaz ve kulak ağrısı
ile ateş gibi bulguları olabildiğini aktararak, ”Üst solunum yolları
enfeksiyonlarından çocuklar daha çok etkileniyor. Çoğunlukla viral hastalıklardır
ve antibiyotik tedavisine gerek duyulmaz. Bu gibi durumlarda hasta dinlenmeli ve
beslenmesine dikkat etmelidir” ifadelerini kullandı.

Vücudumuzun hastalıklara karşı bir savunma mekanizması olduğunu belirten
Akman, şöyle devam etti: ”5 yaşından küçük çocukların bağışıklık sistemi henüz gelişimini
tamamlamamıştır. Enfeksiyonlar erişkine göre daha sık ve daha ağırdır. Bazı
çocuklarda genetik bir sorun sonucu çocuğun bağışıklık sisteminde kalıcı bir
eksiklik bulunabilir. Bu çocuklar çok sık hastalanırlar, hastaneye yatmaları
gerekebilir. Bu durumun bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir.”

Akman, beslenme bozukluklarının bağışıklık sistemini zayıflatıp sık
enfeksiyonlara yol açabildiğine işaret ederek, ”Özellikle 1 yaşına kadar anne
sütüyle beslenmiş bebekler sütteki koruyucu hücreler ve antikorlar sayesinde daha
az enfeksiyon geçirirler. Daha ileriki yaşlarda tüm besin gruplarını dengeli
oranlarda içeren, yaşa uygun beslenme programı bünyeyi güçlü tutar. Sağlıklı
beslenen kişinin sürekli vitamin alması gerekli değildir. Bilimsel açıdan
vitaminlerin solunum yolları enfeksiyonlarına karşı koruyucu bir özelliği olduğu
gösterilmemiştir ancak vücutta birtakım vitaminlerin eksik olduğu saptanırsa
vitamin kullanılabilir. Vitaminleri doğal gıdalardan almak daha yararlıdır.
Örneğin turunçgillerin bol tüketimi önerilir. Zayıflık gibi aşırı kilo da pek çok
soruna yol açar. Obez çocuklarda da enfeksiyonlara yatkınlık artmıştır. Bu
çocuklarda üst solunum yollarında yağ birikimi sonucu daralma olabilir, sık
enfeksiyon görülebilir” değerlendirmesinde bulundu.

-”El yıkama birincil koruma yöntemi”-
Prof. Dr. Akman, kalabalık ortamların çocukların birbirlerine enfeksiyon
bulaştırma ihtimalini arttırdığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

”Kreşe yeni başlayan çocuk o sene farklı mikroplarla tanışarak sık
enfeksiyon geçirebilir. Solunum yolu enfeksiyonuna neden olan mikroplar, hasta
kişilerin bulunduğu ortamda solunan havadan nefes yoluyla veya öpüşürken, el
sıkışırken ortaya çıkan damlacık enfeksiyonu yoluyla alınır. Bu nedenle el
yıkamasına dikkat etmek, solunum yolu enfeksiyonlarından korunmada birincil
koruma yöntemi olarak da kabul edilir. Alerjisi olan çocuklarda burun tıkanıklığı
sıktır, sinüzite yatkınlık vardır. Sigara dumanına maruz kalan çocuklarda hem alt
hem üst solunum yolu enfeksiyonları daha sıktır.”


Akman, çocuğun tüm aşılarının düzenli olarak yaptırılması ve kaydının
tutulması gerektiğini vurguladı.Kaynak7gunsaglik.com

Üst Solunum Yolu Hastalıkları İçin Soğan Tüketin

Grip ile nezle farklı hastalıklardır. daha hafif atlatılan nezle için soğan, sarımsak, yoğurt, zeytinyağı ve zencefil birebirdir..

Sık sık grip geçiriyorum. Nane, limon kabuğu içiyorum. Başka ne yemeliyim?
Galiba geçirdiklerin nezle ve soğuk algınlığı. Grip geldi mi 38.5 derece ateş, yatıracak kadar ağır halsizlik yapmadan gitmez. İçinde C vitamini olan gıdaları tüket. Üst solunum yolu hastalıklarında soğan, sarımsak ve zencefilin faydası çok. Yoğurt ve kefirsiz gün geçirme. Sabahları 2 çorba kaşığı zeytinyağı al. Her gün en az 8 bardak su iç.

Annemin bulantı ve kusması vardı. Sarardı. Acile gittik. ‘Kanda sarılık çıktı. Safra kesesinden ameliyat olabilir’ dediler. Taş varmış. Taş sarılık yapar mı?
Sarılık genel bir isim. Karaciğer iltihapları da, safra kese taşına bağlı safra birikimleri de genel olarak sarılık diye anlatılır. Bilirubin düzeyleri yükseldiğinde sarılık denilen durum oluşmakta ve nedeni belirlemek için ileri testlere gerek duyulmaktadır. Safra kesesinin boynunu taş tıkarsa bilirubin kana karışır. Beden sararır. Bu şekilde taş sarılık yapar. Beraberinde iltihap, bulantı, kusma olabilir.

56 yaşındayım. Bulantı ve kusmam vardı. Doktor ilaç verdi, geçti. Kontrolde PSA testi istedi. Prostatına bakalım dedi. Neden şüphelenmiş olabilir?
Öncelikle doktoruna teşekkür ederim. İlk şikâyetlerine faydalı olmuş. Daha önce hiç değerlendirilmediysen ilk değerlendirme için istemiştir. İdrar tahlili yaptırdıysa orada gördüğü değişikler, şikâyetin kalmasa da tahlil gerektirebilir. Yaptır.

Dedem 6 ay önce mide kanserinden öldü. Babamın morali bozuk. Mide kanseri var mı diye ne testi yaptırmalıyız?
Mide kanseri için tarama yaptırmanız iyi olur. Hem korkularının cevabını bulur, hem de mide ne durumda görülür. Dışkıda gizli kan testi, kan sayımı, gerekirse gastroskopi de yaptırın.

Nenem 72 yaşında. Yutma güçlüğü başladı. Yerken boğazının acıdığını söylüyor. Yaşlılıkta bu olur mu?
Yaşlanınca yutkunmada ağrı, acı olacak diye bir kaide yok. Kanser, tümörler, yemek borusunun kas çalışmasına bağlı daralmalar veya tiroid bezinin büyümesinde bu şikâyetler olabilir. Mutlaka doktor muayenesi şart. Sonuçlara göre tedavi ve takiplere karar verelim.

MEME KANSERİ İÇİN NE YAPMALIYIM?
Düzenli olarak kendi kendine meme muayenesi yap. Mamografi yaptır. 40 yaşından sonra yıllık mamografi yapılması iyi olur. Varsa meme kanserinin erken evrede yakalanmasını sağlar.

MUZ TANSİYONA İYİ GELİR
Tansiyon hastasısın dediler. İlaç yazdılar. Ama benim şikâyetim yok. Tansiyonum yüksekse hangi şikâyetlerim olurdu?
Tansiyon yükselmesi göğüs ağrısı, nefes darlığı, ödem-şişme, burun kanaması, baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı, görme bozukluğu şikâyetlerine neden olabilir. Şikâyet yokken bile tansiyon ölçümü yap. İlaç verilirse kullan.

Tansiyonum fırlayınca çocuklarım hemen panik yapıyor. Ani yükselme neden bu kadar tehlikeli?
Ani tansiyon yükselmelerinde tüm organlar etkilenir. Ölüm ve sakatlanma riskine neden olan durumlar ortaya çıkabilir. Kalp ritminde düzensizlik, kalp krizi, kalp yetersizliği, böbrek yetersizliği, beyin damar tıkanıklıkları, beyin damar kanamaları, koma ve ani ölüm ihtimallerine karşı dikkatli olman lazım.

Hipertansiyon hastasıyım. Ne yesem faydalı olur?
En iyi yemeği yesen de kızarsan tansiyonun fırlar gider. Kuru incir, domates, muz gibi besinlerin faydası vardır. Ama aza az tüket.

EVLENMEDEN ÖNCE HANGİ TESTLER LAZIM
Nişanlımla konuştuk. Evlilik testlerini erken yaptırmak istiyoruz. Evlenmeden önce hangi testleri yaptırmamızı önerirsiniz?
Öncelikle nikâh tarihini alın. Bazı testler nikâh tarihinde tekrar istenebilir. Daha önce hazırlamaya gerek yok. Yaklaşık 15 gün önce başlasanız yeter. Özellikle resmi nikâhın yapılacağı yerdeki görevlilerden resmi tahlil kâğıdını isteyin. Sonra "yok söyledik, yok eksik" denmesin. Karaciğer iltihap testleri (HBsAg-HCV), AİDS testi (HIV 12), Sifiliz (VDRL), Tüberküloz- KAN GRUBU ve kan sayımı testleri istenebilir. Akciğer filmi gerekir.
Kaynak7gunsaglik.com

Çocukları Kışın Enfeksiyondan Korumanın Yolları

Grip ve nezle gibi solunum yolu hastalıklarından çocuklar daha sık etkilenir. Peki onları bundan nasıl koruruz?

Aileler çocuklarını üst solunum yolu enfeksiyonlarından korumak için neler yapmalı, çocuklar nasıl beslenmeli? Liv HOSPITAL Çocuk Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. İpek Akman anlattı.

Solunum yolları enfeksiyonları enfeksiyonun yerleştiği bölgeye göre üst ve alt solunum yolları enfeksiyonları olarak ikiye ayrılır. Üst solunum yolu enfeksiyonu dediğimizde, kulak, burun, boğaz bölgesi enfeksiyonlarını, alt solunum yolu enfeksiyonları dediğimizde ise bronşitler ve zatürre dediğimiz enfeksiyonlar kastedilir. Üst solunum yolları enfeksiyonlarının nezle, boğaz ağrısı, kulak ağrısı ve ateş gibi bulguları olabilir. Çoğunlukla viral hastalıklardır ve antibiyotik tedavisine gerek duyulmaz. Bu gibi durumlarda hasta dinlenmeli ve beslenmesine dikkat etmelidir.

VÜCUT DİRENCİ YÜKSEK TUTULMALI

Tüm solunum yolu enfeksiyonları için önemli olan başlangıçta kişinin vücut direncini yüksek tutmasıdır. Vücut direnci düştüğü zaman enfeksiyon ilerleyebilir, olaya eklenen bakteriler enfeksiyonu ağırlaştırabilir. Alt solunum yolları enfeksiyonlarında öksürük ve göğüste yanma hissi, balgam çıkarma, nefes darlığı gibi şikayetler görülebilir. Genel durum bozukluğu, aşırı halsizlik ve ateş önemli bulgulardır. Örneğin zatürrede genellikle üşüme ve titreme ile birlikte yükselen ateş olabilir. Enfeksiyonu olan çocuğun uzman bir doktor tarafından değerlendirilmesi ve tedavisinin planlanması gereklidir.

Sık enfeksiyon geçiren bir çocuğun bağışıklık sistemi zayıf mıdır?

Vücudumuzun hastalıklara karşı bir savunma mekanizması vardır. Beş yaşından küçük çocukların bağışıklık sistemi henüz gelişimini tamamlamamıştır. Enfeksiyonlar erişkine göre daha sık ve daha ağırdır. Bazı çocuklarda genetik bir sorun sonucu çocuğun bağışıklık sisteminde kalıcı bir eksiklik bulunabilir. Bu çocuklar çok sık hastalanırlar, hastaneye yatmaları gerekebilir. Bu durumun bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Enfeksiyonlardan korunmak için beslenme nasıl olmalıdır?

Beslenme bozuklukları bağışıklık sistemi zayıflatarak sık enfeksiyonlara yol açabilir. Özellikle 1 yaşına kadar anne sütü ile beslenmiş bebekler sütteki koruyucu hücreler ve antikorlar sayesinde daha az enfeksiyon geçirirler. Daha ileriki yaşlarda tüm besin gruplarını dengeli oranlarda içeren, yaşa uygun beslenme programı bünyeyi güçlü tutar. Sağlıklı beslenen kişinin sürekli vitamin alması gerekli değildir. Bilimsel açıdan vitaminlerin solunum yolları enfeksiyonlarına karşı koruyucu bir özelliği olduğu gösterilmemiştir ancak vücutta bir takım vitaminlerin eksik olduğu saptanırsa vitamin kullanılabilir. Vitaminleri doğal gıdalardan almak daha yararlıdır. Örneğin turunçgillerin bol tüketimi önerilir. Zayıflık gibi aşırı kilo da pek çok soruna yol açar. Obez çocuklarda da enfeksiyonlara yatkınlık artmıştır. Bu çocuklarda üst solunum yollarında yağ birikimi sonucu daralma olabilir, sık enfeksiyon görülebilir.

Enfeksiyon riskini artıran nedenler

– Çocuğun bulunduğu ortamın kalabalık olması çocukların birbirlerine enfeksiyon bulaştırma ihtimalini arttırır.

– Kreşe yeni başlayan çocuk o sene farklı mikroplarla tanışarak sık enfeksiyon geçirebilir.

– Solunum yolu enfeksiyonuna neden olan mikroplar hasta kişilerin bulunduğu ortamda solunan havadan nefes yoluyla veya öpüşürken, el sıkışırken ortaya çıkan damlacık enfeksiyonu yoluyla alınır. Bu nedenle el yıkamasına dikkat etmenin solunum yolu enfeksiyonlarından korunmada birincil koruma yöntemi olarak da kabul edilir.

– Kış ayarında kapalı mekanlarda bulunulması enfeksiyonu olan bir kişinin diğerlerine de enfeksiyonu bulaştırmasına neden olabilir.

– Havalandırmasız veya sigara içilmiş kapalı ortamlarda bulunma, toplu taşıma araçlarının daha sık kullanılması enfeksiyonların yayılmasını kolaylaştırır.

– Alerjisi olan çocuklarda burun tıkanıklığı sıktır, sinüzite yatkınlık vardır.

– Sigara dumanına maruz kalan çocuklarda hem alt hem üst solunum yolu enfeksiyonları daha sıktır.

Hangi aşıları yaptırarak enfeksiyonlardan korunabiliriz?

Çocuğun tüm aşıları düzenli olarak yapılmalı ve kayıt tutulmalıdır. Zatürre (pnömokok) aşısı da son 2 yıldır artık aşı şemamızda yer almakta ve tüm bebeklere uygulanmaktadır. Çocuğunuz 2 yaşından büyükse doktorunuza sorarak aşılanma durumunu öğrenmeniz yararlı olur. Risk gruplarının her yıl sonbahar aylarında influenza (grip) aşısını yaptırması gerekir. Bu yıl salgın yapan pandemik influenza (H1N1) virüsüne karşı üretilen aşının kullanılması risk grubundaki kişiler (5 yaşından küçükler, hamileler, kronik hastalığı olan erişkinler) için hayati öneme sahiptir. 6 aydan küçük prematüre bebekler (doğum ağırlığı < 1500 gram ve solunum desteği almışlarsa) doktorları kontrolünde kış ayları boyunca RSV enfeksiyonundan koruyucu antikor içeren bir ilaç kullanılmalıdır.

Gribin soğuk algınlığından farkı nedir?

Grip virüsünün A, B, C tipleri vardır. A tipi hem hayvanlarda hem de insanlarda enfeksiyona yola açabilir. Bu virüs her yıl antijenleri yeniler. Örneğin kuş gribi (H5N1) enfekte kümes hayvanlarını tüketen insanlara bulaşan ve ağır hastalığa ve ölüme yol açabilen bir A tipi virüsüdür.  H5N1 insandan insana temas ile bulaşmaz. Domuz gribi (H1N1) ise insandan insana bulaşıcılığı yüksek bir grip virüsüdür.

Hastalığın seyri sağlıklı erişkinler için hafiftir. Ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrıları, boğaz ağrısı, öksürük ve ishale yol açabilir. Ateş genellikle 3 günden kısa sürer. Olguların bir kısmında orta kulak iltihabı ve zatürre gelişebilir. Vücut direnci düştüğünden olaya bakteriler eklenip enfeksiyon ağırlaşabilir. Soğuk algınlığı ise genellikle rinoviruslara  bağlı gelişir. Nezle, boğaz ağrısı, ses kısıklığına yol açabilir. Ateş yoktur veya hafiftir.

Bulgular ortalama 1 haftada düzelir, ancak 1 yaşından küçük çocuklar bronşiyolit açısından riskli oldukları için bir doktor tarafından değerlendirilmelidir. Genel hijyen kurallarına uyma (el temizliği, aşırı kalabalıktan kaçınma, yeterli havalandırması olan ortamlarda bulunma), sigara dumanına maruz kalmama, iyi beslenme ve en önemlisi aşılama enfeksiyonlardan korunmada etkin yöntemlerdir.
Kaynak7gunsaglik.com

Çocuklarda Solunum Yolu Enfeksiyonu Tedavisinde

Üst solunum yolu enfeksiyonları çocuklarda tehlikeli olabilir. İlaç yerine iyi beslenme ve bolca dinlenme daha etkilidir..

Liv Hospital Çocuk Hastalıkları Bölüm  Başkanı Prof. Dr. İpek Akman, üst solunum yolları enfeksiyonlarından çocukların  daha çok etkilendiğini belirterek, ”Çoğunlukla viral hastalıklardır ve  antibiyotik tedavisine gerek duyulmaz. Bu gibi durumlarda hasta dinlenmeli ve  beslenmesine dikkat etmelidir” dedi.
 
Prof. Dr. Akman, solunum yolu enfeksiyonlarında vücut direncinin yüksek  tutulması gerektiğini ifade etti.
 
Vücut direnci düştüğünde enfeksiyonun ilerleyebildiğini anlatan Akman,  enfeksiyonu olan çocuğun uzman bir doktor tarafından değerlendirilmesi ve  tedavisinin planlanması gerektiğini vurguladı.
 
Akman, üst solunum yolları enfeksiyonlarının nezle, boğaz ve kulak ağrısı  ile ateş gibi bulguları olabildiğini aktararak, ”Üst solunum yolları  enfeksiyonlarından çocuklar daha çok etkileniyor. Çoğunlukla viral hastalıklardır  ve antibiyotik tedavisine gerek duyulmaz. Bu gibi durumlarda hasta dinlenmeli ve  beslenmesine dikkat etmelidir” ifadelerini kullandı.
 
Vücudumuzun hastalıklara karşı bir savunma mekanizması olduğunu belirten  Akman, şöyle devam etti: ”5 yaşından küçük çocukların bağışıklık sistemi henüz gelişimini  tamamlamamıştır. Enfeksiyonlar erişkine göre daha sık ve daha ağırdır. Bazı  çocuklarda genetik bir sorun sonucu çocuğun bağışıklık sisteminde kalıcı bir  eksiklik bulunabilir. Bu çocuklar çok sık hastalanırlar, hastaneye yatmaları  gerekebilir. Bu durumun bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir.”
 
Akman, beslenme bozukluklarının bağışıklık sistemini zayıflatıp sık  enfeksiyonlara yol açabildiğine işaret ederek, ”Özellikle 1 yaşına kadar anne  sütüyle beslenmiş bebekler sütteki koruyucu hücreler ve antikorlar sayesinde daha  az enfeksiyon geçirirler. Daha ileriki yaşlarda tüm besin gruplarını dengeli  oranlarda içeren, yaşa uygun beslenme programı bünyeyi güçlü tutar. Sağlıklı  beslenen kişinin sürekli vitamin alması gerekli değildir. Bilimsel açıdan  vitaminlerin solunum yolları enfeksiyonlarına karşı koruyucu bir özelliği olduğu  gösterilmemiştir ancak vücutta birtakım vitaminlerin eksik olduğu saptanırsa  vitamin kullanılabilir. Vitaminleri doğal gıdalardan almak daha yararlıdır.  Örneğin turunçgillerin bol tüketimi önerilir. Zayıflık gibi aşırı kilo da pek çok  soruna yol açar. Obez çocuklarda da enfeksiyonlara yatkınlık artmıştır. Bu  çocuklarda üst solunum yollarında yağ birikimi sonucu daralma olabilir, sık  enfeksiyon görülebilir” değerlendirmesinde bulundu.
       
-”El yıkama birincil koruma yöntemi”-
Prof. Dr. Akman, kalabalık ortamların çocukların birbirlerine enfeksiyon  bulaştırma ihtimalini arttırdığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
 
”Kreşe yeni başlayan çocuk o sene farklı mikroplarla tanışarak sık  enfeksiyon geçirebilir. Solunum yolu enfeksiyonuna neden olan mikroplar, hasta  kişilerin bulunduğu ortamda solunan havadan nefes yoluyla veya öpüşürken, el  sıkışırken ortaya çıkan damlacık enfeksiyonu yoluyla alınır. Bu nedenle el  yıkamasına dikkat etmek, solunum yolu enfeksiyonlarından korunmada birincil  koruma yöntemi olarak da kabul edilir. Alerjisi olan çocuklarda burun tıkanıklığı  sıktır, sinüzite yatkınlık vardır. Sigara dumanına maruz kalan çocuklarda hem alt  hem üst solunum yolu enfeksiyonları daha sıktır.”
 
Akman, çocuğun tüm aşılarının düzenli olarak yaptırılması ve kaydının  tutulması gerektiğini vurguladı.
Kaynak7gunsaglik.com

Gripten Korunmanın 9 Yolu

Kış hastalıklarının başında gelen grip için kolayca korunmanın yolları..

Dahiliye Uzmanı Doktor Serdar Kurnaz, mevsim değişikliği nedeniyle başlayan ve kış mevsiminde sıkça görülen gribe karşı uyardı.

Gribe karşı vitamini ilaç yerine meyve olarak tüketmeyi tavsiye eden Uzman Dr. Serdar Kurnaz, gribin insanlarda en sık görülen toplum kökenli enfeksiyonlardan biri olduğunu kaydetti.

GRİBE KARŞI ALINACAK ÖNLEMLER
Yüz , gözler, burun veya ağızla oynama veya dokunma alışkanlığından kaçınılmalıdır. Soğuk algınlığı ve grip virüsleri, sıklıkla yüzle olan temasla bulaşabilir.

HASTALIK BÖYLE BAŞLIYOR
Uzman Dr. Serdar Kurnaz, gribin belirtilerini şöyle anlattı:
Gribin klinik belirti ve bulguları ise birdenbire yükselen ateş, üşüme, titreme, baş ağrısı, yaygın kas ve eklem ağrıları, kırıklık, iştahsızlık gibi sistemik bulgulara ek olarak boğaz ağrısı, burun akıntısı ve tıkanıklığı, öksürük gibi solunum yolu belirtileridir. Ateşin süresi tipik olarak 3 gün olmakla birlikte 1 ila 5 gün uzayabilir. Sistemik belirtiler azaldıkça solunum yakınmaları belirginleşir. Bunlardan en sık ve ön planda olanı öksürüktür. Öksürük, kırıklık ve güçsüzlüğün tümüyle düzelmesi 1 ila 2 hafta bazen daha da uzun sürebilir.Her iki hastalık da virüslerin enfekte salgılarla direkt temas ve virüslerin solunum yoluyla alınmasıyla çok kolay olarak bulaşır. Her iki hastalığında spesifik tedavisi olmadığından semptomatik tedavi yapılmaktadır. Bu yüzden hastalığın önlenmesi için alınacak önlemler çok önemli."
Kaynak7gunsaglik.com

Soğuk Algınlığı İçin Şalgam Birebir

Özellikle zayıf bünyeli kişiler ve çocuklar için şalgam ve şalgam suyu gribal hastalıkları önlemede oldukça etkili..

Yüzyıllardır Anadolu’da yemeklerin, özellikle de etlerin yanında hazmettirici olarak tüketilen şalgam suyu vücut direncini arttırarak hastalıklara karşı koruyucu ve iyileştirici özellikler sunuyor. İçeriğindeki A-B-C grubu vitaminlerle kalp-damar hastalıklarının yanında boğaz iltihabına da iyi gelen şalgam suyunun faydaları saymakla bitmiyor. Soğuk algınlığının ilerleyip boğaza hatta ciğerlere indiği durumlarda en iyi bitkisel çözüm; göğsü yumuşatıp, akciğer ve bronşları temizleyen şalgam suyu.

ÇOCUKLARA "ANTİBİYOTİK YERİNE ŞALGAM"

Vücuttan toksinleri atmaya yarayan ve kansızlık için ideal bir ilaç olan şalgamın yaprakları da kökü gibi kalsiyum, demir, bakır ve iyot içeriyor. Çocuklarının gazlı içecekler içmesi konusunda endişe duyan aileler, bitkisel bazlı bu içeceği onların günlük demir, bakır ihyiyaçlarının karşılanması açısından da oldukça önemsiyorlar. Anti-enfeksiyon olarak bilinen bu doğal içecek, annelerin grip mikrobuna maruz kalmış çocuklarına gönül rahatlığıyla içirebilecekleri ender ürünlerden.

Aileler, küçük yaşlarda sık sık hasta olan çocuklarını mümkün olduğu kadar antibiyotikten uzak tutmaya çalışıyorlar. Böyle durumlarda alternatif tıbbı ve bitkisel çözümleri arayanlara fiyatının uygunluğuyla da dikkat çeken şalgam suyu oldukça cazip geliyor.

K.B.B. Mütehassısı Op.Dr.M.Sezai Yavaşça: Şalgam(Brassica napus) kökleri sebze olarak yenilebilen turpgillerden bir bitkidir.100 gr şalgam içerisinde ; 23 kalori,0.2gr yağ,24mg fosfor,35mg kalsiyum,188mg magnezyum,yanında B1,B2,B3 ve C vitaminleri ihtiva eder. Havuç (Davas carota) maydanozgiller familyasından etli kökleri için yetiştirilen bir bitki olup,A,B,C,D ve E vitaminleri yönünden zengindir. Adana ve Mersin yöresinde bu iki mucize sebzenin bulgur ile fermente edilmesi suretiyle hazırlanan ŞALGAM SUYU tamamen organik bir karışım olup ,hiçbir kimyasal katkı içermez.

Yıllardır çok sevilerek içilen ve güney illerimizin vazgeçilmezi olan şalgam suyu, bu gün tüm dünyada ciddi araştırmalara konu olmaktadır. Özellikle Çin’de yaşanan SARS GRİBİ sırasında Çinli araştırmacılar tarafından ısrarla tüketilmesi önerilmiş ve ülkemizden Çin’e Şalgam suyu ihraç edilmiştir. Kışın yaşanacak gripal enfeksiyonlardan korunmada ihtiva ettiği C vitamini ve prebiyotik etkisinden dolayı şalgam suyu içilmesi şiddetle tavsiye edilmektedir.
Kaynak7gunsaglik.com

Nargile Enfeksiyon Yayılma Riskini Artırıyor

Prof. Dr. Galip Ekuklu, nargilenin sigaradan çok daha tehlikeli olduğunu bildirdi. Enfeksiyon yayılmasını da kolaylaştırıyor..

Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Galip Ekuklu, dezenfekte edilmeyen nargilelerin üzerinde birçok mikroorganizmanın kaldığını belirterek, ”Nargileler aracılığıyla enfeksiyonun yayılması söz konusu” dedi.

Ekuklu, yaptığı açıklamada, Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun kapsamında, tütün mamullerinin tüketilmesinin yasaklandığı alanlarda nargilelik tütün mamulü sunumu yapılmaması kararını desteklediğini söyledi.

Nargilenin de bir tütün ürünü olduğunu anlatan Ekuklu, sigaranın zararlarının tamamının nargilede de bulunduğunu, kurşun, çinko gibi ağır metallerin nargilede daha fazla olduğunu aktardı.

Dumanı sudan geçerek kullanıcı kişiye ulaşan nargilenin, tütünün içindeki ağır metaller de dahil olmak üzere zararlı maddeleri nemlendirdiğini söyleyen Ekuklu, şöyle devam etti:
”Bu zararlı maddelerin solunum yollarına yapışıp kalma riski daha fazla. Ama yasaklanmasını olumlu karşılamamızın birinci nedeni nargilenin de tıpkı sigarada olduğu gibi pasif içiciliğin olması. Nargile içilen ortamlarda bulunanlar da bir şekilde dumandan  etkilenmiş oluyorlar ve sigara içenlerle benzer riskleri taşıyorlar.”

”NARGİLE, GENÇLER ARASINDA CAZİP HALE GELİYOR"
Nargilenin, sigaranın kapalı alanlarda yasaklanmasının ardından daha popüler hale geldiğine dikkati çeken Ekuklu, ”nargile kafe” adı verilen şık donanımlı mekanların 18-20 yaş grubu gençler arasında nargileyi cazip hale getirdiğini söyledi.

Prof. Dr. Ekuklu, nargilenin gençler arasında sosyal ifade tarzı haline geldiğini anlatarak, ”Uygulamayla aslında bir nevi üniversite ve lise çağındaki gençler, bu zararlıdan dolaylı biçimde kurtarılıyor” dedi.
Galip Ekuklu, aynı nargilenin, başlığı değiştirilerek farklı kişiler tarafından da kullanılabildiğine işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Kullanımdan sonra herhangi dezenfeksiyondan geçmiyor. Bu yönü çok konuşulmuyor, tartışılmıyor. Nargileler aracılığıyla enfeksiyonun yayılması söz konusu. Nargilenin sıvısı değiştirilmiyor, değiştirilse bile yıkanmıyor. Camda, marpuçta ya da diğer kısımlarında kalan mikroorganizmaların insandan insana bulaşması da söz konusu. Bir başka önemli tarafı da bunun zararsız bir şeymiş gibi gösterilmesi. Onun için nargileyle mücadele daha zor.”

Ekuklu, bir nargilenin yaklaşık 3-4 paket sigaraya karşılık geldiğini, içenlerin onu belirli bir süre içinde tükettiği için çok daha ağır zararlara maruz kaldıklarına dikkati çekti.
Kaynak7gunsaglik.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...