Pages

Ads 468x60px

Nöroloji Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nöroloji Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Epilepsi Tedavisinde Yeni Umutlar Yeni Çözümler

Epilepsi benzersiz özelliklere sahip kronik bir beyin hastalığıdır. Epilepsisi olan kişilerin özelliklerinden biri de nöbetlerin nüks etmesidir.

Diğer adıyla bu hastalığa sara denir. Beyine iletilen nöronlarla gelen sinyallerde kopukluk olur ve iletişim kesilir. Elektriksel uyarıcılar algılanmadığında nöbet başlar. Bilinç kaybolur vücut hareketleri istemsizleşir. Baygınlık ve kriz ataklar başlar. Bilim adamları bu hastalık için yeni bir umut ışığı gündeme getirmiştir. Epilepsi, şizofreni ve diğer nöral hastalıkların önlenmesi için protein katkılı bir tedavi geliştirilmeye çalışılmaktadır. Normal sağlıklı beyin fonksiyonları oluşturmak açısından gerekli nöronların çapraz iletişimi sağlanmalıdır.

Kanada Toronto üniversitesinde çalışmalar sürmektedir. Beyin iletişiminde karşıt formasyonlar inhibisyon ve uyarılma bölgeleri incelenmiştir. Epilepsi tedavisi otizme de çare olabilir ve ağrıyı da giderir. Beyindeki nöronlar, sinapslar aracılığıyla diğer nöronlarla iletişime geçer. Uyarılmada dengesizlik yaşanması önlenir. Nöbetleri ve uygunsuz beyin fonksiyonlarını bu tedavi engeller. Kompleks proteinlerden yardım alınır. Hücre bölünmelerinde bağımsız aktif rol alan bu maddeler çok önemlidir.
Kaynak7gunsaglik.com

Düzensiz Kalp Atışı Hafıza Kaybı Sebebi mi?

Atriyal fibrilasyon adı verilen düzensiz kalp atışı yetişkinlerde belirgin olarak görülen bir rahatsızlıktır.

Yeni bir çalışmaya göre düzensiz kalp atışı yani nabızda görülen anormallikler aklı ve hafızayı da bozuyor.

Yaşlandıkça hafıza ve düşünme becerileri azalır. Üstüne bir de kalp sorunları eklenirse bu durum daha da vahimleşebilir.

Alabama Üniversitesi araştırmacılarının çalışmalarının sonucunu aktarıyoruz. Hafıza sorunları maalesef kalp atışı düzensiz olan kişilerde sıkça görülür.

Kalp ile beyin sağlığı birbirine bağlıdır ve paralel olarak ilerler. Doğrudan aralarında bir neden sonuç ilişkisi saptanmıştır.

İlkinde, düzensiz kalp atışı görülen kişilerin beyninde oluşan gerileme ve kalbinde oluşan kan pıhtılaşması arasındaki ilgi ortaya çıkmıştır.

Bu durum zihinsel gerilemeye yol açmaktadır. İkincisinde, bu kişilerde beyne daha az kan akışı gider.

Zihinsel sorunlara neden olur ve zamanla beynin besin ihtiyacı olan oksijen beyne giremez hale gelir.

Beyne oksijen gitmezse hafıza kaybı ve bilişsel gerileme Alzheimer gibi rahatsızlıklar oluşacaktır. Amerika’da 3 milyon kişi risk altındadır.

Düzensiz kalp atışı ile zihinsel gerileme ve bunama birbirine çok yakındır. Bu hastalara kan sulandırıcı verilerek kalpteki kan pıhtıları önlenmek ve beyne oksijen akışını sağlamak amaçlanır.

Felç ve inme ile kalp krizi riski azaltılmalıdır. Bu hastaların önce kalp sorunları çözülmelidir. 65 yaş üzeri kişilerde bu risk oldukça fazladır. Yaş küçüldükçe risk azalmıştır.

Kaynak7gunsaglik.com

Epilepsi Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Nörolojik bir rahatsızlık olan sara yani epilepsi nelerden kaynaklanıyor?

HASTALIĞIN NEDENLERİ

Doğuştan gelen beynin oksijensiz kalması ya da zedelenmesi, enzim eksikliği gibi faktörlerin yanı sıra, beyin zarlarında oluşan iltihap ve tümörler, gebelikte annenin sigara, alkol kullanması epilepsinin kalıtsal nedenleri; arasında yer alır. Ayrıca kaza sonucu beyin zedelenmesi, travma ve ateşli havale de epilepsinin nedenleri arasında sıralanır.
NÖBETLER VE İLK YARDIM

Epilepsi nöbetleri, beyin fonksiyonlarının geçici bir şekilde bozulması sonucunda hastanın bilincinde geçici bozukluklar ve vücudunda kasılma şeklinde gerçekleşebilir.

Rahatsızlık eğer beynin sadece bir kısmını etkilersenöbet geçiren kişi kontrol edilemeyen hareketler yapmaya başlar; kişi sersemlemiş ve şaşkın bir haldedir, gözlerinin önünde benekler görebilir, kulakları çınlayabilir, mide bulantısı olabilir, genellikle nöbet geçtikten sonra da olanları hatırlamaz. Bütün beyin etkilendiğinde ise nöbet geçiren kişi aniden şuurunu kaybeder ve yere düşer, kasları kasılır, ağzından köpük gelebilir, dilini ısırabilir, idrar kaçırabilir, dudaklarında, yüzünde, ellerinde morarma olabilir. Kısa süre sonra ise nöbet durur ve kişi kendine gelir.

Epilepsi nöbetleri, kişiden kişiye değişmekle beraber tedavi süresince alınan ilaçlar sayesinde kontrol altına alınabilir.

Epilepsi nöbeti geçiren bir kişiye ilk yardım anında alınacak önlenmeler:

• Daha rahat solunum için kişinin başı hafifçe alnından tutarak geriye doğru yatırılır ve ayakları hafifçe yüksek bir yere kaldırılır.
• Dilini ısırmaması için nöbet geçiren kişinin çenesi açık tutulmaya çalışılmalıdır ve dişlerini sıkıyorsa sert ve temiz bir cisimle dilinin solunum yolunu tıkaması önlenir
• Hastayı kendine getirmek için soğuk su dökme, tokat atma, kolonya sürme, soğan koklatma gibi şeyler uygulanmamalıdır.
Kaynak7gunsaglik.com

Konsantrasyonu Artıran Beyni Besleyen Yiyecekler

Ginseng, balık, çilek ya da kafein. Beynimizin ihtiyacı olan, odaklanmayı ve konsantrasyonu artıran besinler hangileri?

Beyin fonksiyonlarını keskinleştiren, dikkati toparlayan, yaşlanmaya karşı etkili ve hafıza sorunlarından kurtaran harika besinler var.

Kafein bunlardan biri. Zeka seviyesini artırır, enerji verir, konsantrasyonu artırır. Etkileri kısa vadeli de olsa uyanık tutan kafein için kahve ve çikolata iyi bir seçimdir.
Glikoz yani doğal gıdalarda bulunan şeker de beyni besleyen besinlerdendir. Beynin tercih ettiği yakıtlardan biridir. Hafıza, düşünme ve zihinsel yeteneği besler.

Balık gerçek bir beyin dostudur. Omega 3 yağ asitleri bakımından zengin balık beyni besler. Protein kaynağıdır. Yaşlandıkça azalan hafıza ve beyin fonksiyonlarına karşı koruyucudur. Bunama ve felç riskini azaltır. İnanılmaz etkileri olan balığı geç kalmadan düzenli tüketmeye başlayın.
Kuruyemiş ve çikolata. Bitter çikolatanın da etkileri inanılmaz.

Özellikle bir avuş badem, fındık ya da ceviz ile tüketildiğinde. Bilişsel gerilemeyi durdurur ve erteler. Yaşlanma sorunlarını yavaşlatır. E vitamini ve güçlü antioksidanlar içerirler. Kafein de içeren çikolata doğal bir uyarıcı ve uyandırıcıdır da.
Sağlıklı beslenmenin faydaları saymakla bitmez.

Temel besin kaynaklarını mutlaka tüketelim. Çok fazla ya da çok az yemek odaklanmayı, hafızayı ve beyin işlevlerini yavaşlatıp engeller. Vitamin, mineral ve takviyelere de yer verelim. B, C, E vitamini, beta karoten, magnezyum, ginseng, ginkgo tüketilmelidir. Doktorunuza danışıp en uygun beslenme planına geçin.
Kaynak7gunsaglik.com

Migreni Önlemenin Yolları Nelerdir?

Birçok kişi migrenden muzdarip. Migrene yakalanmadan önce önleyici tedbirler alabilir ve migreni durdurabilir miyiz?

Mide bulantısı, baş dönmesi, kusma, baş ağrısı, ışığa ve sese duyarlılık gibi belirtilerle gelir. Tetikleyicileri bilir ve bunlardan kaçınırsak migreni önleyebiliriz. Yüksek ses, gürültü ve parlak ışıklardan kaçınalım. Yanıp sönen renkli ve baskın ışıklar, lazer ve far lambaları, sinema, kulüp kalabalık mekan ses ve ışıkları ve gürültüler migreni azdırır.

Gıda seçimlerinize dikkat edin. Çikolata, kırmızı şarap, alkol, işlenmiş et, tatlandırıcılar ve peynir migren yapabilir. Kafein de bazen buna sebeptir. Kadınlarda hormonal değişim dönemleri migren sebebidir. Adet, diyet değişimleri, menopoz, doğum gibi. Hava raporunu takip etmelisiniz. Hava değişimleri migreni tetikler.

Birden yağmurun başlaması ya da o günün nemli ve sıcak geçmesi migreni azdırabilir. Bu günlerde dışarıda fazla durmayın. Uyku ve düzenli beslenmenin önemi büyüktür. Öğün atlamamak, sağlıklı beslenmek ve yeterince uyumak gerekir.

En az 8 saat gece uykunuzu alın ve gün içinde bol su tüketin. Stresten kaçınmaya çalışın. Migren stresli olayların bir sonucudur. Meditasyon ve yoga yapılabilir. Gevşeme ve nefes egzersizleri hafif müzik ve mum ışıkları eşliğinde yapılabilir. Düzenli egzersiz yapmak da yine migreni azaltan ve başlamadan önleyen etkenlerdendir.
Kaynak7gunsaglik.com

Baş Dönmesi Neden Olur, Tedavisi Mümkün mü?

Vertigo da denilen baş dönmesi neden meydana gelir, belirtileri ve diğer hastalıklarla ilişkisi nedir? Tedavi şartları nelerdir?

Tıpta baş dönmesi anlamına gelen ‘Vertigo’ çağın rahatsızlığı haline geldi.

Vertigoya bağlı olarak toplumda sıklıkla görülen Meniere Hastalığı bu rahatsızlıklardan yalnızca biri. Liv Hospital Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sarp Saraç,  kimi zaman hayattan bezdiren baş dönmesi ataklarının yoğun ve stresli iş yaşamından kaynaklandığına dikkat çekiyor.  Prof. Dr. Saraç “Baş dönmesi şikayetine bağlı olarak Meniere Hastalığı teşhisi koyduğumuz kişiler genellikle, yoğun stresle çalışan borsacı, bankacı, avukat ya da üst düzey şirket yöneticiler oluyor” diyor.

NEDEN BAŞ DÖNMESİ VE DENGE KAYBI YAŞARIZ?

Baş dönmesi ve dengesizliğe yol açabilecek pek çok farklı hastalık olabilir. İç kulak hastalıkları, nörolojik hastalıklar ve psikiyatrik rahatsızlıklar en sık karşılaştığımız nedenlerdir. Baş dönmesine yol açabilen pek çok kulak hastalığı olabilir. Bunlardan en sık karşılaştığımız “benign paroksismal pozisyonel vertigo” adı verilen iç kulaktaki denge kristallerinin yarım daire kanalına kaçması nedeniyle olan ve baş hareketleri ile ortaya çıkan kısa süreli baş dönmesidir. Sık nedenlerden bir diğeri ise iç kulak sıvısının artması sonucu ortaya çıkan, ataklar halinde gelen ve saatler boyu süren şiddetli baş dönmesi ile karakterize bir hastalık olan Meniere Hastalığıdır.

BAŞ DÖNMESİ VE DENGE KAYBINI BİRBİRİNDEN NASIL AYIRT EDECEĞİZ?

Baş dönmesi (vertigo) hareket illüzyonudur, yani hasta kendisinin ya da çevrenin hareket ettiği hissine kapılır. Bulantı ve kusma eşlik edebilir. Denge kaybı ise kişinin dengeyi sağlayan 3 sistemden (iç kulak, dokunma ve görme) biri ya da birden fazlasında ya da bu sistemleri koordine eden beyincikle ilgili bir sorun olduğunda ortaya çıkar. Hasta dengesini sağlamakta zorluk çeker, düşmeler olabilir.

HER BAŞI DÖNEN DOKTORA BAŞVURMALI MI? HANGİ DURUMLAR TEHLİKELİDİR?

Baş dönmesinin pek çok nedeni vardır. Bu hastalıklardan bir kısmı ilaç tedavileri ile bir kısmı ise bazı döndürme manevraları ile tedavi edilebilir. Bazen tansiyon düşüklüğü baş dönmesine neden olabilirken diğer yandan baş dönmesi kafa içindeki bir tümörün ilk belirtisi olabilir. Dolayısıyla, baş dönmeli hasta mutlaka hekime başvurmalıdır. Baş dönmesinin en sık nedeni iç kulak hastalıklarıdır. O yüzden genellikle baş dönmeli hastaları ilk olarak biz Kulak Burun Boğaz hekimleri görüyoruz. İç kulakla ilgili bir sorun olmadığında hasta nöroloji veya psikiyatri bölümlerine konsülte edilebilir. Bunun yanında eğer hastada baş dönmesi ile birlikte kuvvet kaybı veya his kaybı gibi şikayetler varsa direkt olarak nörolojiye baş vurması uygun olur.

BAŞ DÖNMESİ NASIL TEDAVİ EDİLİYOR?

Baş dönmesinin pek çok farklı sebebi olduğu için her birinin tedavisi birbirinden farklıdır. En sık neden olan benign paroksismal pozisyonel vertigonun tedavisinde döndürme manevraları kullanılıyor. Meniere Hastalığının tedavisinde ilaçlar ve ilaçların yeterli olmadığı durumlarda cerrahi müdahaleler uygulanır. Bunun yanında baş dönmesinin nedeni kafa içindeki tümöral bir oluşum ise cerrahi bir müdahale veya ışın tedavisi gerekebilir. Baş dönmesi ile gelen hastalarımıza öncelikle komple bir kulak burun boğaz muayenesi yapılır. Gerekli durumlarda kulak mikroskop altında değerlendirilir. Pozisyonel baş dönmesinden şüphelenilen vakalarda “Dix-Hallpike” adı verilen bir manevra uygulanır. İşitme testi, başta Meniere Hastalığı olmak üzere iç kulak kaynaklı baş dönmelerinin teşhisinde çok yardımcı bir tetkiktir. Nistagmus adı verilen istemsiz göz hareketlerinin değerlendirilmesinde ise “Videoelektronistagmografi” adı verilen cihazdan yararlanıyoruz.

BAŞ DÖNMESİ DEPRESYON SEBEBİ!

Baş dönmesi insanlarda çok fazla rahatsızlık hissi yaratan bir şikayet. Özellikle şiddetli ve uzun süren baş dönmeleri hastalarda çaresizlik hissi, korku ve depresyon yaratmakta. Bunun yanında hastaların baş dönmesi yüzünden düşüp bir yerlerini yaralama, araba kullanırken gelirse kaza yapma gibi riskleri bulunuyor.

AVUKATLAR VE BORSACILAR RİSK ALTINDA!

Stres direkt olarak baş dönmesine neden olmasa da özellikle Meniere Hastalığında stresin, iç kulak sıvısını arttırmak suretiyle baş dönmesi ataklarını tetiklediğini biliyoruz. Kimi zaman hayattan bezdiren baş dönmesi ataklarının yoğun ve stresli iş yaşamından kaynaklanıyor. Baş dönmesi şikayetine bağlı olarak Meniere Hastalığı teşhisi koyduğumuz kişiler genellikle, yoğun stresle çalışan borsacı, bankacı, avukat ya da üst düzey şirket yöneticiler oluyor.

TUZ TÜKETİMİ KISITLANMALI

Meniere Hastalığında aşırı tuz tüketiminin atak riskini arttırdığını biliyoruz. Bunun dışında beslenme bozukluğu kansızlığa yol açmışsa baş dönmesine neden olabilir.
Kaynak7gunsaglik.com

Akraba Evliliğinin Sonucu: Çocuklarda Parkinson

Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer parkinsonun akraba evliliğinden doğan çocuklarda görülebildiğini bildirdi.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Parkinson Hastalığı Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer; Parkinsonla ilgili sorularımızı yanıtladı…

Parkinson en genç kaç yaşında görülüyor?
Hastalık; genellikle 20’li ve 30’lı yaşlarda başlar. Çok ender olmakla beraber, 10 yaşında Parkinson hastalığına yakalananlar da var.

BAŞ DÖNMESİ SIK GÖRÜLÜR
Hastalık anne-babada varsa; çocukta da olup olmayacağı nasıl anlaşılır?
Anne-baba, Parkinson hastalığına genç yaşta yakalanmamışsa; hastalığın kalıtsal olma ihtimali düşüktür. Öte yandan bir ebeveyn, genç yaşta Parkinson hastası olmuşsa; ancak annesi, babası, kardeşleri hasta değilse ve akrabası ile evlenmemişse, yine hastalığın çocuklarına geçme olasılığı çok azdır. Tüm bu nedenlerle hasta olmayan bireylerde genetik tarama testleri yapılmıyor.

Ailesinde Parkinson olan gençler nelere dikkat etmeli?
Ebeveynin ileri yaşta Parkinson olması, çocuklarını "Bende de çıkar mı?" diye endişelendirmemeli! Anne-baba ya da kardeşlerde genç yaşta başlayan Parkinson hastalığı varsa veya annebaba akraba ise; genetik yatkınlık akla gelmelidir. Ailesinde bu özelliklere sahip olan kişilerin, özellikle hareket yavaşlığı hissettiklerinde uzman bir hekime danışmaları gerekir. Bazı kalıtsal Parkinson hastalıkları ‘baskın’, bazıları da ‘çekinik’ kalıtım özelliği gösteriyor. Baskın tipte; ebeveynlerden biri hasta ise, çocuklardan bazılarında Parkinson hastalığı olabiliyor. Çekinik tipte ise anne veya baba hasta olmadıkları halde, her ikisi de kalıtımsal olarak hastalığı taşıyorlarsa; çocuklarında Parkinson ortaya çıkabilir. Akraba evlilikleri bu açıdan önem taşıyor.

Parkinson’a eşlik eden başka belirtiler neler?
Parkinson’da sosyal yaşantıda kısıtlanmaya yol açan sorunlar, sadece hareketlerle ilgili değildir. Baş dönmesi, gündüzleri aşırı uyku hali, uykuda aşırı hareketlilik, depresyon, hayaller görme, unutkanlık da sık görülür. Kabızlığa da sık rastlanır. Bağırsak hareketlerinin yavaş olması, hastanın az yürümesi ve ilaçlar; dışkılama işlevini etkiler. Sıvı alımını artırmak gerekir.

PARKINSON HASTALARI BAKLADAN UZAK DURSUN
Bitkisel tedavi yöntemleriyle ilgili neler söyleyeceksiniz?
Hastalığın bitkisel tedavisi yok! Bakla; hastalığın tedavisinde ilaç olarak kullanılan levodopa maddesini içeriyor. İlaçta ise; levodopanın, beyin engelinden geçmesini sağlayacak ek bir madde de yer alıyor. Hasta bu ilacı almak yerine bakla tüketirse; içindeki levodopa maddesi beyne gitmiyor. Bu madde; hem ilaç, hem bakladan alındığında ise hasta ek ilaç almış gibi hareketlerinde rahatlama, titremelerinde azalma hissedebilir ancak bu kez doz aşımı riski artıyor. Hasta, istemsiz hareketler veya zihinde karmaşa gibi sorunlar yaşayabilir.

YÜRÜME VE YÜZME ÇOK YARARLI
Hastaların ne tür egzersizler yapmaları gerekiyor?
Parkinson hastalığı ilerledikçe, gövde öne doğru eğilmeye başlar. Yürürken ‘donma’ dediğimiz birkaç saniyelik duraklamalar, düşmeler tabloya eklenir. Bu sorunlar; ilaç, hatta cerrahi tedavilere iyi yanıt vermiyor. Bu nedenle hastalığa özgü fizyoterapi uygulamaları ve egzersizlerle; hem duruşu düzeltmek, hem de dengeyi sağlamak mümkün. Hastalarımıza başlangıçtan itibaren egzersiz yapmalarını öneriyoruz. Yürüme, yüzme başta olmak üzere; dans ve bazı Uzakdoğu sporlarının da Parkinson hastalarının dengesizlik sorununa olumlu katkıları olduğu biliniyor.

HASTALIKTA DEPRESYONA ÇOK SIK RASTLANIR!
Hastalarda depresyon ne sıklıkla görülüyor?
Depresyon; Parkinson hastalığında çok yaygındır. Belirtileri Parkinson’a benzediğinden kolay fark edilemeyebilir ve tedaviye geç başlanabilir. Bu süreçte hasta; hayattan zevk alamama, yorgunluk, yavaş düşünme gibi sorunlar yaşar. Depresyon fark edilip tedavisine başlanırsa; birkaç hafta içinde cevap alınır.

Hasta ve hasta yakınlarına tavsiyeleriniz neler?
Parkinson hastalığı, çok çeşitli belirtilerle seyreden bir hastalıktır. Hareket sorunları dışındaki belirtiler iyi bilinmediği için; hasta veya yakınları tarafından yakınma olarak pek dile getirilmez. Dolayısıyla hastanın yaşam kalitesi olumsuz etkilenebilir. Oysa uygun yöntemlerle bu belirtileri de minimuma indirmek mümkündür. Biz, Parkinson Hastalığı Derneği olarak her yıl hastalıkla ilgili toplumsal bilinç oluşturmaya çalışıyoruz. Böylelikle hastaların erken dönemde tanı ve tedavi almalarını sağlamaya; hem kendilerinin, hem yakınlarının yaşam kalitelerini artırmaya çalışıyoruz. Parkinson her ne kadar ilerleyici bir beyin hastalığı olsa da; uygun yönetildiğinde, bireyin özgürce yaşamasını engellemez.

HASTA GECE YATAKTA RAHAT DÖNEMEZ!
Hastalar ne tür uyku problemleri yaşıyor?
Gece yatakta rahat dönememekten kaynaklanan uyku bölünmeleri çok sık karşımıza çıkar. Bu sorun ilaçlarla çözülebilir. Bazı hastaların rüya gördükleri sırada yaptıkları aşırı hareketler; hem kendilerine, hem de eşlerine zarar verebilir. Huzursuz bacak sendromu da hastalık belirtilerine eşlik edebilir.

İLAÇLARI SÜTLE ALMASINLAR
Hastalarımıza düzenli ve aktif bir yaşam öneriyoruz. Uyku saatlerine dikkat etmeleri, sağlıklı beslenmeleri ve egzersiz yapmaları; yaşam kalitelerini artırıyor. İlaçlarını kesinlikle aksatmamalı, saatlerine ve dozlarına göre almalılar. Bu arada hastalara; levodopa maddesi içeren ilaçlarını süt, yoğurt gibi besinlerle aynı anda kullanmamalarını öneriyoruz.
Kaynak7gunsaglik.com

Evde Baş Ağrısı Nasıl Geçirilir?

Baş ağrıları günümüzü hayatımızı çok olumsuz bir şekilde etkiliyor. Peki evde kendimiz nasıl bu ağrılardan kurtulabiliriz?

Baş ağrısı hastalarının büyük bir bölümünün ağrılı günler nedeniyle sosyal hayattan koptuklarını, mesleki fonksiyonlarını veya günlük işlerini yerine getiremediklerini, aile içi ve arkadaşlık ilişkilerinin bozulduğunu görüyoruz. Bu durum psikolojik sorunları da beraberinde getiriyor. Bu nedenle hastanın ağrı yaşadığı günlerde ağrısının en kısa sürede geçirilmesi yani doğru bir atak tedavisinin yapılması gerekiyor. Baş ağrısı için evde alınacak yöntemlerin, ağrının şiddetini ya da süresini azaltmaya yardımcı olduğunu dile getiren Nöroloji Uzmanı Dr. Sevda Dağcıoğlu, bazı yöntemler hakkında bilgi verdi.

Hastanın baş ağrısı atağının tanısının doğru bir şekilde koyulması ve uygun atak tedavisinin doğru zaman ve dozlarda alınması büyük önem taşıyor. Bazen de ilaçla tedavi gerektirmeyen fakat basit yöntemlerle sağaltabileceğimiz ağrılarla karşılaşabiliyoruz. Bunu bilmek daha az ağrı kesici almak ya da ağrılı dönemden daha hızlı kurtulmak için önemlidir.

Baş ağrılarının büyük bir kısmı kendiliğinden ya da evde uygulayacağımız bazı basit yöntemlerle giderilebilir. Baş ağrılarımızı tanımamız ve bu yöntemleri bilmemiz sayesinde, çoğu zaman acile ya da doktora başvurmaktan kurtulabiliriz.

Yalnız bu yardımcı tedavi yöntemlerinden önce iki çok önemli noktayı unutmamamız ve bu konularda çok dikkatli olmamız gerekir. Bunlardan birincisi, daha önceden de baş ağrısı yaşıyor olsak bile eğer o an için farklı, daha şiddetli, ani gelen ya da görme bozukluğu, kollarda bacaklarda uyuşma, güçsüzlük, ense kaslarında gerginlik, ateş gibi başka belirtilerin de eşlik ettiği bir ağrıyı kendi başımıza geçiştirmeye çalışmak yarardan çok zarar getirebilir ve hayati tehlike yaratan bir olası durumu anlamak için zaman kaybettirebilir. Bir ikinci önemli nokta da bu yöntemleri kullanmaya karar veren hastaların bu yöntemlerin hekimlerinin önerdiği tedavilerin yerini tutmayacağını bilmeleri ve tedavilerini aksatmamaları gerektiğidir.

Baş ağrısı için evde alınacak yöntemler ağrının şiddetini ya da süresini azaltmaya yönelik yardımcı bazı önerilerden ibarettir. Hafif bir baş ağrısı yaşıyorsanız, sessiz ve karanlık bir odada dinlenme, alın ve başın ön bölümüne soğuk kompress uygulama, sigara ve alkolden uzak durma gibi önlemler çoğu zaman yeterli olur.



Nefes alma egzersizleri

Baş ağrısını kendi kendimize nasıl geçirebiliriz?

Sırt üstü yatın ya da sırtınızı rahat bir yere dayayarak oturma pozisyonuna geçin. Nefes almaya konsantre olun ve yavaş, sabit bir şekilde nefes almaya devam edin. Burundan nefes alın ve nefesinizi burundan ya da ağızdan verin. Sadece göğsünüzle nefes almak yerine göbek ve kaburgalar arasını dolduracak şekilde derin nefes alın. Nefes tutmayın. Bu nefes alma verme hareketine 5-10 dakika boyunca devam edin. Bu sürenin sonunda tüm vücudunuzda bir rahatlama hissi fark edeceksiniz.
Kaynak7gunsaglik.com

Parkinson ve Beyin Pili Tedavisi

Beyin pili tedavisi kimlere uygulanıyor neleri tedavi ediyor? Parkinson hastaları için beyin pili uygulaması nasıl yapılır?

Parkinson hastasıysanız beyin pili uygulaması için geç kalmayın. Her Parkinson hastasına beyin pili takılması gerekmiyor. Ancak beyin pilinden önemli yarar sağlayacak hastalar arasında geç kaldıkları için gereğinden az yarar görenler bulunuyor. İşte beyin piline yönelik gerçekler…

Toplumda sık görülen Parkinson hastalığının cerrahi tedavisi denince, akla büyük oranda beyin pili uygulaması geliyor. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Savaş, Parkinsonun beynin ilerleyici ve giderek fonksiyonlarda bozulmaya yol açan bir hastalığı olduğunu söylüyor.

Bu hastalık sırasında hastalarda pek çok sistemde özellikle de hareket sisteminde sorunlar görülüyor ve bu bozukluk; yavaşlama, titreme, adalelerde sertleşme gibi belirtiler gösteriyor.

KESİN TEDAVİSİ YOK

Parkinson hastalığının nedeni tam olarak bilinmese de nedeni bilinen bazı gruplarda ailevi geçişler söz konusu olabiliyor. Akraba evliliği yapanlarda ve bazı hastalarda genetik geçiş olduğu bilinse de bunun çok küçük bir grubu oluşturduğu belirtiliyor.

Prof. Dr. Ali Savaş, Parkinsonun günümüz şartlarında kesin tedavisi olmadığını söylüyor. Uygulanan birçok tedavi yönteminin hastalığa yararı olsa da sorunu tümüyle ortadan kaldırmak mümkün olmuyor. Ancak ilaç ve cerrahinin uygulandığı hastaların tedavi görmeyen hastalara göre çok daha iyi şartlarda yaşadıkları belirtiliyor. Parkinson hastasına önce ilaç tedavisi uyguladıklarını söyleyen Savaş, bunun temel tedavi yöntemi olduğunu ancak zamanı geldiğinde beyin pili uygulaması yapılmasının da hastalığın ayrılmaz tedavi unsurlarından biri haline geldiğini belirtiyor.

Dünyada 20 yıllık geçmişi olan beyin pili uygulamasının, Türkiye’de de dünyayla eş zamanlı gerçekleştirildiğine ve Parkinson Cerrahisi ameliyatlarının 50 yıllık geçmişi olduğuna dikkat çekiliyor. Son 20 yıl içinde hastaların bu yolla tedavi olma olasılıklarının çok daha fazla olduğu, günümüzde cerrahi gereken Parkinson hastalarının yüzde 90 – 95′ ine beyin pili önerildiği belirtiliyor. Buna karşın hala diğer cerrahi yöntemlerin uygulandığı ve bundan yarar gören küçük bir hasta grubu bulunuyor.

DÜNYADA 50 BİN HASTAYA TAKILDI

Dünyada yaklaşık 50 bin hastaya beyin pili takıldığını söyleyen Savaş, bu sayının Türkiye’de 1500′ ü bulduğunu belirtiyor. Kendisinin beyin cerrahı olarak son 25 yılda Parkinson ve hareket bozuklukları konularında yaptığı cerrahi sayısının 800′ e yaklaştığını söyleyen Savaş, bu hastaların 100′ den fazlasına beyin pili uyguladığını söylüyor.

"Parkinson hastalığı bir hareket bozukluğu olsa da tedavi edilmesi gereken farklı hareket bozuklukları da bulunuyor. "Esansiyel tremor" ve "Ailevi titreme" gibi hastalıklardan kaynaklanan titremeler beyin pili uygulaması ile azaltılabiliyor.

Beyin pili, "Distoni" adı verilen ve vücudun bir kısmı ya da tümünde meydana gelen istemsiz kasılmalarda da etkili oluyor. Henüz Türkiye’de uygulanmaya başlanmasa bile dünyada hareket bozukluğu grubu dışında yaygınlığı artan psikiyatrik hastalıklarda da (Depresyon ve obsesif kompülsif bozukluklar) beyin pili uygulamasının giderek artan oranda yaygınlaştığına dikkat çekiliyor.

10 hastadan 8-9’u memnun

Beyin pili, Parkinson hastalığı olan hastalarda yararlı olmasına karşın; travma, vasküler nedenler, toksik zehirlenmeler ile parkinsonizmin atipik formlarında yarar sağlamıyor.

Prof. Dr. Ali Savaş, Parkinson teşhisi konulan bir hastanın hemen ameliyat edilmediğini, ameliyat için genellikle 3-5 yıldan sonraki dönemin beklendiğini söylüyor. Bu, kişinin başka bir hastalığı olup olmadığı veya ilacın bütün yöntemlerinin denenip denenmediğini görmek için yapılıyor. Bu sürecin sonunda hastanın ilaçla rahatlayamaması ve hareketlerinde sıkıntılar bulunması halinde gündeme ameliyat geliyor ve bu durumdaki hastaların beyin pili uygulamasından duydukları tatmin oranının yüzde 80 – 90′ lara ulaştığı belirtiliyor. Bununla birlikte ameliyatın geç yapılmasının hastaya daha az yarar sağladığı gerçeğinin unutulmaması öneriliyor.

Uygulamanın sonunda 10 hastadan 8 – 9′ unun yapılan işlemden memnun kaldığına dikkat çekiliyor. Geride kalan hasta grubunda istenen sonucun alınmamasının, hastalığın yapısı ve ilerleyişiyle ilgisi bulunuyor. Beyin pili hastalıktaki ilerlemeyi bir miktar düzeltse de bu hızlı ilerleyiş içinde uygulamadan beklediği ölçüde yarar göremeyen gruplar da oluyor. Doğru hastada farkın hemen hissedildiğini söyleyen Savaş, titreme özelliğinin her Parkinson hastası için ön planda olmadığını belirtiyor.

Titremeyen hastaya da beyin pili takılabilir

Beyin pili uygulaması ile titremeden daha çok; yürümede yavaşlama ve ilaçtaki dalgalanmalarla kasılmaları olan kişilerin sorunları azaltılıyor. Bu uygulama ile kişilerin ilaca olan bağımlılığı bazen yüzde 50′ ye kadar indirilebiliyor. Bu durum, yürüme sıkıntısında ve yavaş yürüme ile kasılmalarda azalma anlamına geliyor. Bu noktada, uygulamanın titreme de de olumlu sonuç verdiği belirtiliyor.

Uygulama nasıl gerçekleştiriliyor?

Prof. Dr. Ali Savaş, ameliyatın 2 aşamalı olarak yapıldığını, asıl önemli kısmın ilk aşama olduğunu belirterek, bu aşamada beyne elektrotlar yerleştirilmesinin çok önemli olduğuna dikkat çekiyor. Beyne elektrot yerleştirilip yeri ve doğruluğu saptandıktan sonra 2′ inci aşamaya bir gün sonra geçiliyor ve bu aşamada pil yerleştirme işlemi gerçekleştiriliyor.

Ameliyatın birinci kısmı daha uzun sürüyor ve bu süreç daha fazla hazırlık gerektiriyor. Ameliyatın asıl başarısının birinci günle ilişkili olduğu, ilk günkü operasyonun yaklaşık 5 saat, ikinci günkü işlemin ise 3 saat sürdüğü belirtiliyor. Tüm işlemler bittiğinde vücudun dışında bir cihaz kalmıyor ve her şey vücudun içine yerleştirilmiş oluyor.

Beyin cerrahisinin düşük riskli ameliyatlarından

Beyin pili uygulamasının beyin cerrahisinin düşük riskli ameliyatlarından biri olduğu belirtiliyor. Buna karşın her ameliyatta olduğu gibi bu uygulamada da istenmeyen sonuçlar ve komplikasyonlar meydana gelebiliyor. Ciddi komplikasyonların oranının ortalama yüzde 2-3 civarında olduğu belirtiliyor.

Karşılaşılacak komplikasyonlar arasında ufak beyin kanamaları, mikrop kapma, yara problemleri ve daha küçük problemler olarak nitelenen elektrotlarda kaymalar, temas bozuklukları gibi sıkıntılar bulunuyor. Küçük problemlerin oranı ise biraz daha yüksek çıkıp yüzde 10′ ları bulabiliyor.
Kaynak7gunsaglik.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...