Prostat muayenesini bir yaştan sonra her erkeğin düzenli bir şekilde olması gerekir. Peki erkekler bu muayeneden korkuyor mu nedenleri neler?
Prostat muayenesi yapacaklar diye doktora gidemiyorum. Bunun başka yöntemi yok mu? M.L./Balıkesir
Bir erkeğin yapması gerekenlerin başında; sağlık taramalarını aksatmamak gelir çünkü dünyaya erkek olarak doğmuş olmak bile yeterli ciddiyette risk faktörüdür.
ERKEN TANI ÖNEMLİ
Yapılacak birkaç basit tetkik ve muayene ile çok önemli hastalıkları daha hasar yaratmadan tespit etmek, bazılarının ise en başından itibaren önlemini almak mümkündür. Bağırsak kanseri ya da şeker hastalığı da bunlar arasındadır. Prostat taramasına gelince; o ayrı bir öneme sahiptir. Çünkü prostat hastalıkları, erkeklerin kaderidir ve neredeyse her erkek, hele yaşam uzadıkça, prostatın basit ya da ciddi bir hastalığına yakalanacaktır. Bu hastalıklar çoğunlukla yavaş seyirli olduğundan erken tanı ile tedavi şansı çok yüksektir. Sizi doktordan kaçıran makattan muayene ise basit ama etkili bir tarama yöntemidir. Gereğinde yapılacak kan ve diğer görüntüleme yöntemleri ile teşhisin kesinliğini ve hassasiyetini artırır.
Sevenler daha sağlıklıdır
Seven insanların daha uzun yaşadığı söylenir. Bunun bilimsel açıklaması var mı? T.Ç./Zonguldak
Soru; bu güzel günde cevap vermekten en çok hoşlanacağım konudan gelmiş. Sevginin sağlık üzerine etkileri hep araştırılmış ve arasında kuvvetli bağlantılar bulunmuştur. Örneğin sevgi; nörobiyolojik toleransı artırır. Anne ve baba ne yaparsa yapsın; çocuğunun yaptıklarına katlanabilir. Bu hoşgörü olmasa; daha ilk ayından itibaren geceler boyu sizi uyanık tutan bir varlığa kim katlanabilir? Aşk ve sevgi; beynin dikkat, motivasyon ve hafıza ile ilgili bölümlerini harekete geçirir, otonom sinir sistemi üzerindeki kontrolü artırarak stresle baş etmeyi kolaylaştırır.
Yüksek tansiyonun belirtileri
Bazen ensemden bir ağrı geliyor. Bu ağrı yüksek tansiyonun belirtisi olabilir mi? M.L./Ankara
Yüksek tansiyona bazen 'sessiz katil' denir çünkü yıllarca belirti vermeden sessiz kalabilir. Tedavi doğru yapılmadığında; kalpten böbreklere birçok iç organda hasara yol açabilir. Yüksek tansiyonu olanlarınyüzde 30'unun, hastalığından haberdar olmadığını düşünürsek; kontrollerin önemi bir kez daha ortaya çıkar. Kan bağı olan bir yakınınızda yüksek tansiyon varsa, kontroller daha önem kazanır. Tansiyon yüksekse; baş ağrısı, yorgunluk, bilinçte dalgalanma, görme problemleri, göğüs ağrısı, nefes darlığı, düzensiz kalp atımları, kulakta zonklama görülür.Kaynak7gunsaglik.com
Evde Baş Ağrısı Nasıl Geçirilir?
Baş ağrıları günümüzü hayatımızı çok olumsuz bir şekilde etkiliyor. Peki evde kendimiz nasıl bu ağrılardan kurtulabiliriz?
Baş ağrısı hastalarının büyük bir bölümünün ağrılı günler nedeniyle sosyal hayattan koptuklarını, mesleki fonksiyonlarını veya günlük işlerini yerine getiremediklerini, aile içi ve arkadaşlık ilişkilerinin bozulduğunu görüyoruz. Bu durum psikolojik sorunları da beraberinde getiriyor. Bu nedenle hastanın ağrı yaşadığı günlerde ağrısının en kısa sürede geçirilmesi yani doğru bir atak tedavisinin yapılması gerekiyor. Baş ağrısı için evde alınacak yöntemlerin, ağrının şiddetini ya da süresini azaltmaya yardımcı olduğunu dile getiren Nöroloji Uzmanı Dr. Sevda Dağcıoğlu, bazı yöntemler hakkında bilgi verdi.
Hastanın baş ağrısı atağının tanısının doğru bir şekilde koyulması ve uygun atak tedavisinin doğru zaman ve dozlarda alınması büyük önem taşıyor. Bazen de ilaçla tedavi gerektirmeyen fakat basit yöntemlerle sağaltabileceğimiz ağrılarla karşılaşabiliyoruz. Bunu bilmek daha az ağrı kesici almak ya da ağrılı dönemden daha hızlı kurtulmak için önemlidir.
Baş ağrılarının büyük bir kısmı kendiliğinden ya da evde uygulayacağımız bazı basit yöntemlerle giderilebilir. Baş ağrılarımızı tanımamız ve bu yöntemleri bilmemiz sayesinde, çoğu zaman acile ya da doktora başvurmaktan kurtulabiliriz.
Yalnız bu yardımcı tedavi yöntemlerinden önce iki çok önemli noktayı unutmamamız ve bu konularda çok dikkatli olmamız gerekir. Bunlardan birincisi, daha önceden de baş ağrısı yaşıyor olsak bile eğer o an için farklı, daha şiddetli, ani gelen ya da görme bozukluğu, kollarda bacaklarda uyuşma, güçsüzlük, ense kaslarında gerginlik, ateş gibi başka belirtilerin de eşlik ettiği bir ağrıyı kendi başımıza geçiştirmeye çalışmak yarardan çok zarar getirebilir ve hayati tehlike yaratan bir olası durumu anlamak için zaman kaybettirebilir. Bir ikinci önemli nokta da bu yöntemleri kullanmaya karar veren hastaların bu yöntemlerin hekimlerinin önerdiği tedavilerin yerini tutmayacağını bilmeleri ve tedavilerini aksatmamaları gerektiğidir.
Baş ağrısı için evde alınacak yöntemler ağrının şiddetini ya da süresini azaltmaya yönelik yardımcı bazı önerilerden ibarettir. Hafif bir baş ağrısı yaşıyorsanız, sessiz ve karanlık bir odada dinlenme, alın ve başın ön bölümüne soğuk kompress uygulama, sigara ve alkolden uzak durma gibi önlemler çoğu zaman yeterli olur.
Nefes alma egzersizleri
Baş ağrısını kendi kendimize nasıl geçirebiliriz?
Sırt üstü yatın ya da sırtınızı rahat bir yere dayayarak oturma pozisyonuna geçin. Nefes almaya konsantre olun ve yavaş, sabit bir şekilde nefes almaya devam edin. Burundan nefes alın ve nefesinizi burundan ya da ağızdan verin. Sadece göğsünüzle nefes almak yerine göbek ve kaburgalar arasını dolduracak şekilde derin nefes alın. Nefes tutmayın. Bu nefes alma verme hareketine 5-10 dakika boyunca devam edin. Bu sürenin sonunda tüm vücudunuzda bir rahatlama hissi fark edeceksiniz.
Kaynak7gunsaglik.com
Baş ağrısı hastalarının büyük bir bölümünün ağrılı günler nedeniyle sosyal hayattan koptuklarını, mesleki fonksiyonlarını veya günlük işlerini yerine getiremediklerini, aile içi ve arkadaşlık ilişkilerinin bozulduğunu görüyoruz. Bu durum psikolojik sorunları da beraberinde getiriyor. Bu nedenle hastanın ağrı yaşadığı günlerde ağrısının en kısa sürede geçirilmesi yani doğru bir atak tedavisinin yapılması gerekiyor. Baş ağrısı için evde alınacak yöntemlerin, ağrının şiddetini ya da süresini azaltmaya yardımcı olduğunu dile getiren Nöroloji Uzmanı Dr. Sevda Dağcıoğlu, bazı yöntemler hakkında bilgi verdi.
Hastanın baş ağrısı atağının tanısının doğru bir şekilde koyulması ve uygun atak tedavisinin doğru zaman ve dozlarda alınması büyük önem taşıyor. Bazen de ilaçla tedavi gerektirmeyen fakat basit yöntemlerle sağaltabileceğimiz ağrılarla karşılaşabiliyoruz. Bunu bilmek daha az ağrı kesici almak ya da ağrılı dönemden daha hızlı kurtulmak için önemlidir.
Baş ağrılarının büyük bir kısmı kendiliğinden ya da evde uygulayacağımız bazı basit yöntemlerle giderilebilir. Baş ağrılarımızı tanımamız ve bu yöntemleri bilmemiz sayesinde, çoğu zaman acile ya da doktora başvurmaktan kurtulabiliriz.
Yalnız bu yardımcı tedavi yöntemlerinden önce iki çok önemli noktayı unutmamamız ve bu konularda çok dikkatli olmamız gerekir. Bunlardan birincisi, daha önceden de baş ağrısı yaşıyor olsak bile eğer o an için farklı, daha şiddetli, ani gelen ya da görme bozukluğu, kollarda bacaklarda uyuşma, güçsüzlük, ense kaslarında gerginlik, ateş gibi başka belirtilerin de eşlik ettiği bir ağrıyı kendi başımıza geçiştirmeye çalışmak yarardan çok zarar getirebilir ve hayati tehlike yaratan bir olası durumu anlamak için zaman kaybettirebilir. Bir ikinci önemli nokta da bu yöntemleri kullanmaya karar veren hastaların bu yöntemlerin hekimlerinin önerdiği tedavilerin yerini tutmayacağını bilmeleri ve tedavilerini aksatmamaları gerektiğidir.
Baş ağrısı için evde alınacak yöntemler ağrının şiddetini ya da süresini azaltmaya yönelik yardımcı bazı önerilerden ibarettir. Hafif bir baş ağrısı yaşıyorsanız, sessiz ve karanlık bir odada dinlenme, alın ve başın ön bölümüne soğuk kompress uygulama, sigara ve alkolden uzak durma gibi önlemler çoğu zaman yeterli olur.
Nefes alma egzersizleri
Baş ağrısını kendi kendimize nasıl geçirebiliriz?
Sırt üstü yatın ya da sırtınızı rahat bir yere dayayarak oturma pozisyonuna geçin. Nefes almaya konsantre olun ve yavaş, sabit bir şekilde nefes almaya devam edin. Burundan nefes alın ve nefesinizi burundan ya da ağızdan verin. Sadece göğsünüzle nefes almak yerine göbek ve kaburgalar arasını dolduracak şekilde derin nefes alın. Nefes tutmayın. Bu nefes alma verme hareketine 5-10 dakika boyunca devam edin. Bu sürenin sonunda tüm vücudunuzda bir rahatlama hissi fark edeceksiniz.
Kaynak7gunsaglik.com
Parkinson ve Beyin Pili Tedavisi
Beyin pili tedavisi kimlere uygulanıyor neleri tedavi ediyor? Parkinson hastaları için beyin pili uygulaması nasıl yapılır?
Parkinson hastasıysanız beyin pili uygulaması için geç kalmayın. Her Parkinson hastasına beyin pili takılması gerekmiyor. Ancak beyin pilinden önemli yarar sağlayacak hastalar arasında geç kaldıkları için gereğinden az yarar görenler bulunuyor. İşte beyin piline yönelik gerçekler…
Toplumda sık görülen Parkinson hastalığının cerrahi tedavisi denince, akla büyük oranda beyin pili uygulaması geliyor. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Savaş, Parkinsonun beynin ilerleyici ve giderek fonksiyonlarda bozulmaya yol açan bir hastalığı olduğunu söylüyor.
Bu hastalık sırasında hastalarda pek çok sistemde özellikle de hareket sisteminde sorunlar görülüyor ve bu bozukluk; yavaşlama, titreme, adalelerde sertleşme gibi belirtiler gösteriyor.
KESİN TEDAVİSİ YOK
Parkinson hastalığının nedeni tam olarak bilinmese de nedeni bilinen bazı gruplarda ailevi geçişler söz konusu olabiliyor. Akraba evliliği yapanlarda ve bazı hastalarda genetik geçiş olduğu bilinse de bunun çok küçük bir grubu oluşturduğu belirtiliyor.
Prof. Dr. Ali Savaş, Parkinsonun günümüz şartlarında kesin tedavisi olmadığını söylüyor. Uygulanan birçok tedavi yönteminin hastalığa yararı olsa da sorunu tümüyle ortadan kaldırmak mümkün olmuyor. Ancak ilaç ve cerrahinin uygulandığı hastaların tedavi görmeyen hastalara göre çok daha iyi şartlarda yaşadıkları belirtiliyor. Parkinson hastasına önce ilaç tedavisi uyguladıklarını söyleyen Savaş, bunun temel tedavi yöntemi olduğunu ancak zamanı geldiğinde beyin pili uygulaması yapılmasının da hastalığın ayrılmaz tedavi unsurlarından biri haline geldiğini belirtiyor.
Dünyada 20 yıllık geçmişi olan beyin pili uygulamasının, Türkiye’de de dünyayla eş zamanlı gerçekleştirildiğine ve Parkinson Cerrahisi ameliyatlarının 50 yıllık geçmişi olduğuna dikkat çekiliyor. Son 20 yıl içinde hastaların bu yolla tedavi olma olasılıklarının çok daha fazla olduğu, günümüzde cerrahi gereken Parkinson hastalarının yüzde 90 – 95′ ine beyin pili önerildiği belirtiliyor. Buna karşın hala diğer cerrahi yöntemlerin uygulandığı ve bundan yarar gören küçük bir hasta grubu bulunuyor.
DÜNYADA 50 BİN HASTAYA TAKILDI
Dünyada yaklaşık 50 bin hastaya beyin pili takıldığını söyleyen Savaş, bu sayının Türkiye’de 1500′ ü bulduğunu belirtiyor. Kendisinin beyin cerrahı olarak son 25 yılda Parkinson ve hareket bozuklukları konularında yaptığı cerrahi sayısının 800′ e yaklaştığını söyleyen Savaş, bu hastaların 100′ den fazlasına beyin pili uyguladığını söylüyor.
"Parkinson hastalığı bir hareket bozukluğu olsa da tedavi edilmesi gereken farklı hareket bozuklukları da bulunuyor. "Esansiyel tremor" ve "Ailevi titreme" gibi hastalıklardan kaynaklanan titremeler beyin pili uygulaması ile azaltılabiliyor.
Beyin pili, "Distoni" adı verilen ve vücudun bir kısmı ya da tümünde meydana gelen istemsiz kasılmalarda da etkili oluyor. Henüz Türkiye’de uygulanmaya başlanmasa bile dünyada hareket bozukluğu grubu dışında yaygınlığı artan psikiyatrik hastalıklarda da (Depresyon ve obsesif kompülsif bozukluklar) beyin pili uygulamasının giderek artan oranda yaygınlaştığına dikkat çekiliyor.
10 hastadan 8-9’u memnun
Beyin pili, Parkinson hastalığı olan hastalarda yararlı olmasına karşın; travma, vasküler nedenler, toksik zehirlenmeler ile parkinsonizmin atipik formlarında yarar sağlamıyor.
Prof. Dr. Ali Savaş, Parkinson teşhisi konulan bir hastanın hemen ameliyat edilmediğini, ameliyat için genellikle 3-5 yıldan sonraki dönemin beklendiğini söylüyor. Bu, kişinin başka bir hastalığı olup olmadığı veya ilacın bütün yöntemlerinin denenip denenmediğini görmek için yapılıyor. Bu sürecin sonunda hastanın ilaçla rahatlayamaması ve hareketlerinde sıkıntılar bulunması halinde gündeme ameliyat geliyor ve bu durumdaki hastaların beyin pili uygulamasından duydukları tatmin oranının yüzde 80 – 90′ lara ulaştığı belirtiliyor. Bununla birlikte ameliyatın geç yapılmasının hastaya daha az yarar sağladığı gerçeğinin unutulmaması öneriliyor.
Uygulamanın sonunda 10 hastadan 8 – 9′ unun yapılan işlemden memnun kaldığına dikkat çekiliyor. Geride kalan hasta grubunda istenen sonucun alınmamasının, hastalığın yapısı ve ilerleyişiyle ilgisi bulunuyor. Beyin pili hastalıktaki ilerlemeyi bir miktar düzeltse de bu hızlı ilerleyiş içinde uygulamadan beklediği ölçüde yarar göremeyen gruplar da oluyor. Doğru hastada farkın hemen hissedildiğini söyleyen Savaş, titreme özelliğinin her Parkinson hastası için ön planda olmadığını belirtiyor.
Titremeyen hastaya da beyin pili takılabilir
Beyin pili uygulaması ile titremeden daha çok; yürümede yavaşlama ve ilaçtaki dalgalanmalarla kasılmaları olan kişilerin sorunları azaltılıyor. Bu uygulama ile kişilerin ilaca olan bağımlılığı bazen yüzde 50′ ye kadar indirilebiliyor. Bu durum, yürüme sıkıntısında ve yavaş yürüme ile kasılmalarda azalma anlamına geliyor. Bu noktada, uygulamanın titreme de de olumlu sonuç verdiği belirtiliyor.
Uygulama nasıl gerçekleştiriliyor?
Prof. Dr. Ali Savaş, ameliyatın 2 aşamalı olarak yapıldığını, asıl önemli kısmın ilk aşama olduğunu belirterek, bu aşamada beyne elektrotlar yerleştirilmesinin çok önemli olduğuna dikkat çekiyor. Beyne elektrot yerleştirilip yeri ve doğruluğu saptandıktan sonra 2′ inci aşamaya bir gün sonra geçiliyor ve bu aşamada pil yerleştirme işlemi gerçekleştiriliyor.
Ameliyatın birinci kısmı daha uzun sürüyor ve bu süreç daha fazla hazırlık gerektiriyor. Ameliyatın asıl başarısının birinci günle ilişkili olduğu, ilk günkü operasyonun yaklaşık 5 saat, ikinci günkü işlemin ise 3 saat sürdüğü belirtiliyor. Tüm işlemler bittiğinde vücudun dışında bir cihaz kalmıyor ve her şey vücudun içine yerleştirilmiş oluyor.
Beyin cerrahisinin düşük riskli ameliyatlarından
Beyin pili uygulamasının beyin cerrahisinin düşük riskli ameliyatlarından biri olduğu belirtiliyor. Buna karşın her ameliyatta olduğu gibi bu uygulamada da istenmeyen sonuçlar ve komplikasyonlar meydana gelebiliyor. Ciddi komplikasyonların oranının ortalama yüzde 2-3 civarında olduğu belirtiliyor.
Karşılaşılacak komplikasyonlar arasında ufak beyin kanamaları, mikrop kapma, yara problemleri ve daha küçük problemler olarak nitelenen elektrotlarda kaymalar, temas bozuklukları gibi sıkıntılar bulunuyor. Küçük problemlerin oranı ise biraz daha yüksek çıkıp yüzde 10′ ları bulabiliyor.
Kaynak7gunsaglik.com
Parkinson hastasıysanız beyin pili uygulaması için geç kalmayın. Her Parkinson hastasına beyin pili takılması gerekmiyor. Ancak beyin pilinden önemli yarar sağlayacak hastalar arasında geç kaldıkları için gereğinden az yarar görenler bulunuyor. İşte beyin piline yönelik gerçekler…
Toplumda sık görülen Parkinson hastalığının cerrahi tedavisi denince, akla büyük oranda beyin pili uygulaması geliyor. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Savaş, Parkinsonun beynin ilerleyici ve giderek fonksiyonlarda bozulmaya yol açan bir hastalığı olduğunu söylüyor.
Bu hastalık sırasında hastalarda pek çok sistemde özellikle de hareket sisteminde sorunlar görülüyor ve bu bozukluk; yavaşlama, titreme, adalelerde sertleşme gibi belirtiler gösteriyor.
KESİN TEDAVİSİ YOK
Parkinson hastalığının nedeni tam olarak bilinmese de nedeni bilinen bazı gruplarda ailevi geçişler söz konusu olabiliyor. Akraba evliliği yapanlarda ve bazı hastalarda genetik geçiş olduğu bilinse de bunun çok küçük bir grubu oluşturduğu belirtiliyor.
Prof. Dr. Ali Savaş, Parkinsonun günümüz şartlarında kesin tedavisi olmadığını söylüyor. Uygulanan birçok tedavi yönteminin hastalığa yararı olsa da sorunu tümüyle ortadan kaldırmak mümkün olmuyor. Ancak ilaç ve cerrahinin uygulandığı hastaların tedavi görmeyen hastalara göre çok daha iyi şartlarda yaşadıkları belirtiliyor. Parkinson hastasına önce ilaç tedavisi uyguladıklarını söyleyen Savaş, bunun temel tedavi yöntemi olduğunu ancak zamanı geldiğinde beyin pili uygulaması yapılmasının da hastalığın ayrılmaz tedavi unsurlarından biri haline geldiğini belirtiyor.
Dünyada 20 yıllık geçmişi olan beyin pili uygulamasının, Türkiye’de de dünyayla eş zamanlı gerçekleştirildiğine ve Parkinson Cerrahisi ameliyatlarının 50 yıllık geçmişi olduğuna dikkat çekiliyor. Son 20 yıl içinde hastaların bu yolla tedavi olma olasılıklarının çok daha fazla olduğu, günümüzde cerrahi gereken Parkinson hastalarının yüzde 90 – 95′ ine beyin pili önerildiği belirtiliyor. Buna karşın hala diğer cerrahi yöntemlerin uygulandığı ve bundan yarar gören küçük bir hasta grubu bulunuyor.
DÜNYADA 50 BİN HASTAYA TAKILDI
Dünyada yaklaşık 50 bin hastaya beyin pili takıldığını söyleyen Savaş, bu sayının Türkiye’de 1500′ ü bulduğunu belirtiyor. Kendisinin beyin cerrahı olarak son 25 yılda Parkinson ve hareket bozuklukları konularında yaptığı cerrahi sayısının 800′ e yaklaştığını söyleyen Savaş, bu hastaların 100′ den fazlasına beyin pili uyguladığını söylüyor.
"Parkinson hastalığı bir hareket bozukluğu olsa da tedavi edilmesi gereken farklı hareket bozuklukları da bulunuyor. "Esansiyel tremor" ve "Ailevi titreme" gibi hastalıklardan kaynaklanan titremeler beyin pili uygulaması ile azaltılabiliyor.
Beyin pili, "Distoni" adı verilen ve vücudun bir kısmı ya da tümünde meydana gelen istemsiz kasılmalarda da etkili oluyor. Henüz Türkiye’de uygulanmaya başlanmasa bile dünyada hareket bozukluğu grubu dışında yaygınlığı artan psikiyatrik hastalıklarda da (Depresyon ve obsesif kompülsif bozukluklar) beyin pili uygulamasının giderek artan oranda yaygınlaştığına dikkat çekiliyor.
10 hastadan 8-9’u memnun
Beyin pili, Parkinson hastalığı olan hastalarda yararlı olmasına karşın; travma, vasküler nedenler, toksik zehirlenmeler ile parkinsonizmin atipik formlarında yarar sağlamıyor.
Prof. Dr. Ali Savaş, Parkinson teşhisi konulan bir hastanın hemen ameliyat edilmediğini, ameliyat için genellikle 3-5 yıldan sonraki dönemin beklendiğini söylüyor. Bu, kişinin başka bir hastalığı olup olmadığı veya ilacın bütün yöntemlerinin denenip denenmediğini görmek için yapılıyor. Bu sürecin sonunda hastanın ilaçla rahatlayamaması ve hareketlerinde sıkıntılar bulunması halinde gündeme ameliyat geliyor ve bu durumdaki hastaların beyin pili uygulamasından duydukları tatmin oranının yüzde 80 – 90′ lara ulaştığı belirtiliyor. Bununla birlikte ameliyatın geç yapılmasının hastaya daha az yarar sağladığı gerçeğinin unutulmaması öneriliyor.
Uygulamanın sonunda 10 hastadan 8 – 9′ unun yapılan işlemden memnun kaldığına dikkat çekiliyor. Geride kalan hasta grubunda istenen sonucun alınmamasının, hastalığın yapısı ve ilerleyişiyle ilgisi bulunuyor. Beyin pili hastalıktaki ilerlemeyi bir miktar düzeltse de bu hızlı ilerleyiş içinde uygulamadan beklediği ölçüde yarar göremeyen gruplar da oluyor. Doğru hastada farkın hemen hissedildiğini söyleyen Savaş, titreme özelliğinin her Parkinson hastası için ön planda olmadığını belirtiyor.
Titremeyen hastaya da beyin pili takılabilir
Beyin pili uygulaması ile titremeden daha çok; yürümede yavaşlama ve ilaçtaki dalgalanmalarla kasılmaları olan kişilerin sorunları azaltılıyor. Bu uygulama ile kişilerin ilaca olan bağımlılığı bazen yüzde 50′ ye kadar indirilebiliyor. Bu durum, yürüme sıkıntısında ve yavaş yürüme ile kasılmalarda azalma anlamına geliyor. Bu noktada, uygulamanın titreme de de olumlu sonuç verdiği belirtiliyor.
Uygulama nasıl gerçekleştiriliyor?
Prof. Dr. Ali Savaş, ameliyatın 2 aşamalı olarak yapıldığını, asıl önemli kısmın ilk aşama olduğunu belirterek, bu aşamada beyne elektrotlar yerleştirilmesinin çok önemli olduğuna dikkat çekiyor. Beyne elektrot yerleştirilip yeri ve doğruluğu saptandıktan sonra 2′ inci aşamaya bir gün sonra geçiliyor ve bu aşamada pil yerleştirme işlemi gerçekleştiriliyor.
Ameliyatın birinci kısmı daha uzun sürüyor ve bu süreç daha fazla hazırlık gerektiriyor. Ameliyatın asıl başarısının birinci günle ilişkili olduğu, ilk günkü operasyonun yaklaşık 5 saat, ikinci günkü işlemin ise 3 saat sürdüğü belirtiliyor. Tüm işlemler bittiğinde vücudun dışında bir cihaz kalmıyor ve her şey vücudun içine yerleştirilmiş oluyor.
Beyin cerrahisinin düşük riskli ameliyatlarından
Beyin pili uygulamasının beyin cerrahisinin düşük riskli ameliyatlarından biri olduğu belirtiliyor. Buna karşın her ameliyatta olduğu gibi bu uygulamada da istenmeyen sonuçlar ve komplikasyonlar meydana gelebiliyor. Ciddi komplikasyonların oranının ortalama yüzde 2-3 civarında olduğu belirtiliyor.
Karşılaşılacak komplikasyonlar arasında ufak beyin kanamaları, mikrop kapma, yara problemleri ve daha küçük problemler olarak nitelenen elektrotlarda kaymalar, temas bozuklukları gibi sıkıntılar bulunuyor. Küçük problemlerin oranı ise biraz daha yüksek çıkıp yüzde 10′ ları bulabiliyor.
Kaynak7gunsaglik.com
Balık Yağı Dost mu Düşman mı?
Seattle’da kafa karıştıran balık yağı tartışmalarına bir son verildi.
Balık yağının birçok yayında sağlığa zararlı olabileceği belirtilse de en son gelişmeye göre balık yağı, meme ve prostat kanseri riskini azaltıyor. Kanser araştırma merkezindeki tıp adamları ve uzmanlar tarafından bu bilgi desteklenmiştir. Yağlı balık tüketimi ve balık yağı takviyeleri, prostat ve meme kanseri riskini önlüyor ve azaltıyor.
%43 oranında bu riski azaltan balık yağlarına artık daha çok güvenmeliyiz. Agresif prostat kanseri riskini de %71 oranında kesmektedir. Selenyum ve E vitamini takviyeleri ile birlikte balık yağında bulunan besin değerleri bağışıklığı güçlendiriyor bünyeyi tümöre ve kötü hücre gelişimine karşı koruyor. Selenyum ve omega 3 içeren balık yağını kullanımdan sonra bakılan kan örneklerinde faydalı etkileri görülmüştür.
Vücut kendiliğinden bu vitamin, mineral ve yağları üretemez. Ancak besinlerle alabilir. Balık yağında da kanser önleyici tüm bu besin içerikleri mevcuttur. Somon, uskumru, sardalye gibi yağlı balıklar da omega 3 açısından zengindir ve balık yağı kadar gereklidir. Bazı bitkiler vücutta DHA ve EPA dönüştürmek için, omega- 3 yağlı asit, alfa-linolenik asit gibi asitlere ihtiyaç duyar.
Chia tohumu, keten tohumu, ceviz, kabak çekirdeği ve kanola yağında bu maddeler bulunur. Sağlıklı yağlardan vazgeçmeyin kanserden korunun. Omega- 3 yağ asitleri beyin fonksiyonu, normal büyüme ve gelişme ve inflamasyon gibi konularda önemli rol oynar. Eksikliği ise, kardiyovasküler hastalıklar, bazı kanser türleri , duygudurum bozuklukları , artrit ve daha birçok hastalığa neden olur. Balık ve diğer deniz ürünleri de oldukça yararlıdır.Haber Kaynagı.7gunsaglik.com,
Balık yağının birçok yayında sağlığa zararlı olabileceği belirtilse de en son gelişmeye göre balık yağı, meme ve prostat kanseri riskini azaltıyor. Kanser araştırma merkezindeki tıp adamları ve uzmanlar tarafından bu bilgi desteklenmiştir. Yağlı balık tüketimi ve balık yağı takviyeleri, prostat ve meme kanseri riskini önlüyor ve azaltıyor.
%43 oranında bu riski azaltan balık yağlarına artık daha çok güvenmeliyiz. Agresif prostat kanseri riskini de %71 oranında kesmektedir. Selenyum ve E vitamini takviyeleri ile birlikte balık yağında bulunan besin değerleri bağışıklığı güçlendiriyor bünyeyi tümöre ve kötü hücre gelişimine karşı koruyor. Selenyum ve omega 3 içeren balık yağını kullanımdan sonra bakılan kan örneklerinde faydalı etkileri görülmüştür.
Vücut kendiliğinden bu vitamin, mineral ve yağları üretemez. Ancak besinlerle alabilir. Balık yağında da kanser önleyici tüm bu besin içerikleri mevcuttur. Somon, uskumru, sardalye gibi yağlı balıklar da omega 3 açısından zengindir ve balık yağı kadar gereklidir. Bazı bitkiler vücutta DHA ve EPA dönüştürmek için, omega- 3 yağlı asit, alfa-linolenik asit gibi asitlere ihtiyaç duyar.
Chia tohumu, keten tohumu, ceviz, kabak çekirdeği ve kanola yağında bu maddeler bulunur. Sağlıklı yağlardan vazgeçmeyin kanserden korunun. Omega- 3 yağ asitleri beyin fonksiyonu, normal büyüme ve gelişme ve inflamasyon gibi konularda önemli rol oynar. Eksikliği ise, kardiyovasküler hastalıklar, bazı kanser türleri , duygudurum bozuklukları , artrit ve daha birçok hastalığa neden olur. Balık ve diğer deniz ürünleri de oldukça yararlıdır.Haber Kaynagı.7gunsaglik.com,
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



